İskele Şiirleri Bercestem

Şair: İskele Şiirleri Bercestem

Her insanda bir iskele bulur, yanaşır acı Sahiller kayalıklarla ne kadar gizlense de küçük iskender   Hangi birini anayım, Buluştuğumuz kumluk, uzak iskele. Her yerde bir başkalık. İlk defa gelişimiz el ele. Ziya Osman Saba   Nazım Hikmet vapuru deniz ile arasına dökülen asfaltı kırar ve özgürlüğüne kavuşturur salacak iskelesini batmak pahasına Sunay Akın   Edip Cansever vapuru denize yansıyan otel ışıkları altında gider gelir boğazın en uzak iki iskelesi arasında Sunay Akın   Vapur iskelesinde buluştuğumuz bir akşam O akşam, erkenden ayrıldık ve sonra Hâlâ hafızamızda devam ediyordu Unutulmuş hayatı maviliklerin Hâlâ hatırımdadır odama son gelişin, Ve gitmeden önce Saçlarını tarayışın hâlâ aynada… Necati Cumalı   Onu bırak dedin ya. Ah ne zordu. Bir vapur iskelesinde, turnikenin öbür yanında. Gözümü açtığımda elektroşok veriyorlardı eksiğimin yerine. Birhan Keskin   Ezilmiş bir çocukluk benimkisi bir iskelenin vapurların yanaştığı yüzüne asılıdır üç tekerlekli bisikletimin lastikleri Sunay Akın   Artık vapur giderken iskeleden mendil sallamalar, ağlamalar… O gidinceye kadar Ada dopdolu idi… Gider gitmez benim için boşalıverirdi… Yahya Kemal   İğne atsan yere düşmez iskelelerde.. Gözleri bulutlu bir adam iner vapurdan.. Üryan   İskelenin altına sığınan deniz bırak artık saklanmayı savaş gemileri çoktan geçip gitti... Sunay Akın   Denize baksam Kayığın hatırı kalır Ağaca baksam Bulutun Peki ya iskele Oktay Rifat   Sevgilim son vapuru kaçırıyorum ve iskelenin aynasında seni ve yağmuru görüyorum Ahmet Güntan ince ince yağan yağmur, iskeleye yanaşan vapur haydarpaşa garı seni hatırlarım Behçet Aysan   Akşamları iskeleler tenhalaşırken Geçmiş anıları kucakladım… Necdet Evliyagil   Anadolu kentinde bir İstanbul vapuru Şaşkın sular, kör iskele, yolcular Evet bunlar da olacak, çok tuhaf belirtiler Denizin olmadığı yerlerde Abdülkadir Budak   Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak Yapayalnız kalmak iskelelerde. Yavuz Bülent Bakiler   Ezilmiş bir çocukluk benimkisi bir iskelenin vapurların yanaştığı yüzüne asılıdır üç tekerlekli bisikletimin lastikleri Sunay Akın   Geliyor Boğaziçi’nden doğru Bir iskeleden kalkan vapurun sesi, Mavi sular üstünde yine Bembeyaz Kızkulesi. Ziya Osman Saba   İstanbul’da bir şehir hatları vapuruna verildi adım iki kıyı arasında usanmadan dolaşır her iskelede seni ararım Sunay Akın   Güveniyordum oysa ben sevgimize vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar Sunay Akın   Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri Edip Cansever   Bir vapur daha kalkıyor iskeleden Ve yağmur hızlanıyor biraz Edip Cansever   Bir kez olsun çıkmazken ağzından seni sevdiğimi her gün söylememi yadırgama bil ki bu şehirde iskelenin verilmesini beklemeden atlarım vapurlara Sunay Akın   dil iskelesinde karaya oturan kayık nasıl dağılır kim bilir hazzın bütün iskeletlerinden geçtiğimi gözüm arkada değil içerdedir. sözüm Orhan Alkaya   Üsküdar İskelesinde İki Lostracı Çocuğun Konuşmasından Öyle gül atıcam ki size gelecek maçta Âdem abim bilem tutamaz elleri yanar Can Yücel   Gözümde tütüyor kırlar, tek ağaç bile. …bellek hiç şaşmadan çalışıyordu buralardan gideli bir yılı geçmemişti sanki. Bütün varlığım İskele’nin yüzüne bağlı. Süreyya Berfe   Gittim gördüm; şimdi artık o iskeleye eskisi gibi vapurlar uğramıyor. İsmail Hakkı yok, Panayot Usta yok, Sedat Nuri Bey yok; yazın dondurma, kışın kestane satan o sarkık bıyıklı Arnavut yok. Müzeyyen yok, ben yokum. Ne kötü!” Tarık Dursun K.   gemi dokununca iskeleye kanatları dökülecek kuşların iskeleye dokununca gemi birer birer düşecekler denize A. Ali Ural “İzmir” oldu vatana avdetin ilk iskelesi, Neyzen Tevfik   Ben bu iskelenin süryanisiyim giden gider bana kalır güneşin kızıllığı herkesi uğurlayan o uğurlanmaz hüzün ayırmaz kıyısından içimdeki korsanı Ali Ayçil   balkonuma yuva yapan kırlangıç telaş içinde, aşk yorgunu denizde mor köpüklü sular duruldu güneşin türküsü duyuluyor uzaktan,sabah oluyor ışığı sönüyor iskeledeki yorgun fenerin Bülent Güldal   bir köpeğin yeni doğmuş konuşmayan eniklerini iskelede bir adam korkunç bir sepete mi koydu onları denize o mu götürüyor Cahit Zarifoğlu   Bir saadet gibi hatırlıyorum, Yasemin kokusu ondan, Teneffüsü benden, Bir yaz akşamı, Kandilli iskelesinde! Cahit Sıtkı Tarancı   Karaköy iskelesinde sisler içinde Gözleri ayrılığın menzilinde iki damla yol Sesine İstanbul karışmış bir kızın Geçerek gecikmiş sevgisinden kederle… Şükrü Erbaş   Ben denize bakardım yarı uyanık annemi çocukluğunda iskelede bırakıp uzaklaşan gemiye. Cevat Çapan   çözer gibi bir kayığı iskelenin ucundan ağır ağır doğrultuyor köpükten mavzerini. A. Ali Ural   gelmeyeni bekliyoruz denizaltı iskelesinde bekliyoruz belki de gelmiştir çoktan bilmiyoruz görmeyince Zafer Yalçınpınar   iskelenin ucunda oturuyordu tanıdık bir yalnızlık Zafer Yalçınpınar   (Pencereyi kapayıp sokağa çıktılar. Gemilerin ışıkları yanmıştı. İki arkadaş iskelenin ucuna gittiler. Durup denize baktılar ve sığ sularda bir balığın aralıklı sıçrayışını duydular. Sonra sessizce kangal gibi kıvrılmış ıslak halatların üzerine oturdular, birer cigara yakarak kibritin alevinde birbirlerine baktılar. Garip, nerdeyse yersiz bir mutluluk içindeydiler baharda deniz kokusuna, kızarmış balık, kıvırcık salata ve sirke kokusu karıştığı zaman hayatın o açıklanması güç mutluluğu içinde.Biraz sonra yandaki meyhaneye gideceklerdi. Karınları acıkmıştı bile. Gramofondan gelen ses bu açlığı daha da artırıyordu. Liman nöbetçileri uygun adım yanlarından geçtiler, yazlık üniformaları akşam karanlığında bembeyaz görünüyordu. İki arkadaş halatların üzerinden kalktılar, gidecekleri yere doğru yürüdüler.) Yannis Ritsos   upuzun, tenha bir iskelede, yan yana aradık birbirimizi o parmaklarıyla oynadı ben, onun dudaklarıyla içtim sigaramı Nuri Demirci   ben cem, daha dün yarım imparatordum kestirdiğim paralarda soldu vücudum öldüm binlerce ölümle, kıyıya vuran cesedime baktım yağlı urganlar bağlayıp boynuma (iskele, günbatımı rodos’a doğru batık tekneler) yürüdüm, artık bana bu dünyada yer yok ne saray, ne köşk; ne rütbe, ne taht ağabey el ver yanına geleyim al beni, sonra istersen boğdur bir yanım zifiri karanlık, bir yanım… birden yağmur! Tuğrul Tanyol   Artık vapur giderken iskeleden mendil sallamalar, ağlamalar… O gidinceye kadar Ada dopdolu idi… Gider gitmez benim için boşalıverirdi… Yahya Kemal   Mavinin yüzünde köprürür Şehir.. İğne atsan yere düşmez iskelelerde.. Gözleri bulutlu bir adam iner vapurdan.. Bir kadın O’ndan geçip, arkadaki celimsiz oğlana sarılır .. Üryan   ince ince yağan yağmur, iskeleye yanaşan vapur haydarpaşa garı seni hatırlarım Behçet Aysan   güneşin türküsü duyuluyor uzaktan,sabah oluyor ışığı sönüyor iskeledeki yorgun fenerin Bülent Güldal   Ben de Boğaziçi de bu bahar Mavi sakalına erguvanlar takmış Sarhoş bir İskele Babası kadar Hem delikanlı hem deliler gibi ihtiyar Can Yücel   Yılların ötesinden Seni anımsadım; Vapurlar gözlerden uzaklaşırken, Akşamları iskeleler tenhalaşırken Geçmiş anıları kucakladım… Necdet Evliyagil   rengi atmış evinizin kıyıya bakan penceresinde uzun bir iskele ve demir almaya hazır gemi resimleri Nuri Demirci   Beşiktaş iskelesinin merdiveninde çıtır çıtır susamlı bir Ortaköy sabahı biraz daha beklesin meçhule giden geminin güvertesinde Ayten Mutlu   Sensiz nasıl da boş iskele, sensiz nasıl da tenhâ şehir! Bekir Sıtkı Erdoğan   yaz bitti…Kendine dönük bir bıçağı bileyerek bitti yaz…Usulca soldu iskele Zerrin Taşpınar   lanetli bir gemi yanaştı şu bahtsız iskeleye Altay Öktem   seni sırtından hançerlediler çünkü başka şansları yoktu! risk almayı gerektirir seninle göz göze gelmek seni sevmek bir insanı sevmenin iskelesidir Alper Gencer   bir pencere aslı gibidir yani, açılır uzak bir iskeleye yakın dursan biraz daha, kendini, hayatı sevdirsen üç gün geçti, üç yıl geçti sanki içimden Onur Caymaz   Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde Sonra seni kaybetmek hemen her yerde Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak Yapayalnız kalmak iskelelerde. Yavuz Bülent Bakiler   Bir iskeleden kalkan vapurun sesi, Ziya Osman Saba   sen şimdi beylerin beyi Üsküdar mısın iskelende öptüm seni, gemi yanaşıyordu Arife Kalender   bir tren makas değiştiriyor kalbimde bir vapur yan yatarak eğleniyor denizle sanki iki sevgili Beşiktaş motor iskelesinde karşılaşmış gibi tuhaf bir his var, kırgınlık var Altay Öktem   Kılları uzadıkça ellerimin unuttum kağıtlardan nasıl gemi yapıldığını ki yaşlılığa uzanan birer iskeledir parmaklarım çözüldü uçlarından nice kağıt geminin palamarı Sunay Akın   Uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti. Ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele, iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra, İçimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum. Birhan Keskin   Ne zaman ayrılırken yüzümü denize döndüysem İskeleden bir hayalet uğurladı sanki beni Cihan Oğuz   bir vapuru iskeleye bağlayan ipler bir bir atarken ve açık susunca nasıl korkunç bir sessizlik olur. Enis Akın   Güveniyordum oysa ben sevgimize vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar Sunay Akın   İşte üç çifte kayık iskelede âmâde Gidelim serv-i revânım yürü Sa’dâbâd’a Nedîm   O gece vapurlar intihara meyilliydi sevgilim halatları boynuna geçirimiş yağlı urgan gibi bekliyordu Kadıköy iskelesinde iskemlesine vurulacak tekmeyi Mustafa Aksoy   Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri Edip Cansever   ben hep iskeleye demir atmış beyaz bir yelkenlinin düşünü gördüm A. Kadir Bilgin   İnce uzun bir iskelenin ucunda, denize dikmiş gözlerini, kımıldamadan, öylece duruyor adamın biri akşam üzeri. Roni Margulies   Durgun bir sudur aslında deniz ki çocukların acemi oltalarını denedikleri kuytu bir iskelenin tahtaları altına yazıdıgım ayrılık siirini okudukca dalgalanır… Sunay Akın   Rıhtımda kimsesiz, yapayalnız, bu yaz sabahı Bakıyorum kumsalın kıyısından, bakıyorum Belirsizliğe, Bakıyorum ve küçük, siyah parlak bir vapurun Yaklaştığını görmekten mutluluk duyuyorum. Fernando Pessoa   Dokunuyor bana bu yoksul vapurun böyle doğal ve kendi halinde gidişi. Bilmem neden, titizlenen bir havası var, Görevini yerine getiren dürüst bir insan gibi. İşte uzaklaşıyor bulunduğum rıhtımdan. Fernando Pessoa   Vapur limana yanaşmıştı Ben âvârelikten rıhtımdaydım Sen kimseyi beklemediğin halde oradaydın Erdem Bayazıt   Ah, bütün rıhtım taştan bir özlem kesiliyor Ve gemi rıhtımdan ayrılıp Gemiyle rıhtım arasında bir boşluk olduğu Birden ortaya çıkınca, Bilmem neden, yeni bir ürperti beliriyor içimde. Fernando Pessoa   Sesler geliyor kulağıma – suların şıpırtısı, Nehrin rıhtımı yalayan dalgalarının yumuşak şıpırtısı… Fernando Pessoa   Ve gemileri olmayan bir rıhtım gibi gerçek ve çıplak bu saat Fernando Pessoa   Ben rıhtımdan suya atlarım Altımda balıklar Üstümde bulutlar Ağzımın kenarında çırpıntılı Boğaz suyu Pembe yalıya doğru yüzerim Oktay Rifat   Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. Yahya Kemal Beyatlı   Kara yaz! Karanlık yaz! Kararan vücutlardan rıhtıma varmayan ceset elbette hatırlanmaz. İsmet Özel   Ben âvârelikten rıhtımdaydım Sen kimseyi beklemediğin halde oradaydın Erdem Bayazıt   Tenha bir meyhanede oturuyorduk sevgilim İzmir’in eski rıhtımında Bilirsin, severim çok İzmir’in eski rıhtımını Edip Cansever   hep rıhtımda üşümüş bir sevgiliyi düşlerdi bir göl kıyısını özlerdi zaman zaman nedeni bilinmez onun da ne elini tutan olmuştur orada ne de öpen gül dudağından Tuğrul Keskin   Denize inerdik Ben yüzerdim o girmez Rıhtımdan suya bakardı Denizden çıkardım Yok Oktay Rıfat   Bir son öpüştü rıhtımda kaldı ardımda. Wolfgang Borchert   Yalnızlar rıhtımı, kuru kalabalıktır. Metin Üstündağ   Eğil biraz, paslanmış kıyı babasına tutunarak sark Suyla rıhtımın birleştiği yerlere bak Taş da çürür. Ali Cengizkan   gemiler rıhtımlara ayrılık boşaltıyor bugünlerde istanbul bir yerlerde yaprak döküyor Salih Bolat   Bir beyaz gemiydi ayıran onları Kadın güvertedeydi, adam rıhtımda Şimdi unuttum yüzünü kadının Adamın gözleri aklımda Ümit Yaşar Oğuzcan   Terk edilmiş, günbatımındaki rıhtımlar gibi. Titrek bir gölge kaldı ellerimde oynaşan. Pablo Neruda   Ver elini Haydarpaşa demişiz, Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl, Hava hafiften soğuk, Deniz katran ve balık kokulu Köprüden kayıkla geçmişim karşıya, Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu… Turgut Uyar   Gitsem gezinsem derim limanda Rıhtım kahvelerinden birinde otursam Bir şey içsem ve dönsem Değiştirsem elbisemi, Yahut uzanıp saatlerce uyusam Belki bu dertten kurtulurum Derim ama akşam olur Gene kapına düşer yolum. Necati Cumalı   Kim bilir şimdi nerdesin? Senindir yine akşamlar; Merdivende ayak sesin Rıhtım taşında gölgen var. Ahmet Hamdi Tanpınariskele-siirleri-bercestem
Kategori: Bercestem Şiir
Yayınlanma: 06.11.2016