Mesafe Verstler Miller
Mesafe... verstler, miller...
Bizi ayırdılar, birbirimizden kopardılar;
Usul usul yaşayalım diye
Dünyanın iki ayrı ucunda.Mesafe... verstler, uzaklıklar...
Bizi söküp ayırdılar, lehimi çözülmüş gibi dağıttılar;
İki yana çektiler bizi, çarmıha gerercesine,
Oysa bilmiyorlardı:Birleşmiştik biz,
Esinlerin ve damarların tek alaşımında...
Bizi küstürmediler;
Parçalara ayırdılar.
Aramıza
Duvarlar ve hendekler ördüler.Kartallar gibi,
Komplocular gibi sürdüler bizi
Uzaklıklara, verstlere...
Düzenimizi bozmadılar;
Bizi birbirimizden yitirdiler.Dünyanın yoksul köşelerine
Yetimler gibi dağıttılar bizi.Bu kaçıncı mart artık?
Bizi bir iskambil destesi gibi
Dağıttılar...
Marina İvanova Tsvetayeva
Şiir Üzerine
Bence bu şiir, Tsvetayeva'nın yalnızca bir aşk ayrılığını değil, sürgünü, kaderi ve insanın kendi yarısından koparılışını anlattığı en büyük eserlerinden biridir. Özellikle "Bizi bir iskambil destesi gibi dağıttılar." dizesi, dünya şiirinin en unutulmaz ayrılık imgelerinden biridir
Bu şiir, bana göre Tsvetayeva'nın şiir evrenine girmek için en önemli metinlerden biridir. Çünkü burada ayrılık, iki sevgilinin kişisel hikâyesi olmaktan çıkar; kaderin, tarihin ve coğrafyanın insana uyguladığı bir şiddete dönüşür.
Mesafe bir uzunluk değil, bir güçtür
Şiirin ilk kelimesi bile bunu haber verir:
Рас-стояние (Mesafe)
Tsvetayeva kelimeyi normal yazmaz; "Рас-стояние" diye böler. Bu görsel kırılma rastgele değildir. Rusçadaki рас- ön eki "ayırmak, dağıtmak, çözmek" anlamlarını çağrıştırır. Daha ilk kelimede bile "mesafe"yi edilgen bir durum olarak değil, insanları birbirinden koparan aktif bir kuvvet olarak kurar.
Şiir boyunca aynı ön ek tekrar tekrar gelir:
расставили (ayırdılar)
расклеили (yapışık olanı söktüler)
распаяли (lehimi çözdüler)
расселили (farklı yerlere yerleştirdiler)
растеряли (birbirine kaybettirdiler)
Bu tekrar, şiirin ritmini de belirler. Okur her dizede aynı darbeyi yeniden hisseder: ayrılma.
Ayrılığı kim yapıyor?
Şair dikkat çekici biçimde hiçbir özne göstermez.
"Bizi ayırdılar."
Kim?
Devlet mi?
Savaş mı?
Tarih mi?
Tanrı mı?
Kader mi?
Hiçbiri söylenmez.
Bu belirsizlik şiiri büyütür. Çünkü böylece herkes kendi hayatındaki "ayıran gücü" bu boşluğa yerleştirebilir.
Çarmıh imgesi
Şiirin en sarsıcı dizelerinden biri şudur:
"İki yana çektiler bizi, çarmıha gerercesine..."
Burada ayrılık yalnızca uzaklaşmak değildir.
İki insan adeta aynı bedenin iki ucundan çekilmektedir.
Çarmıh benzetmesi tesadüf değildir.
Çarmıhta ölüm, tek darbeyle değil, uzun süren bir gerilmenin sonucunda gelir.
Tsvetayeva da ayrılığı böyle görür.
Bir kopuş değil...
Uzun süren bir gerilme.
"Esinlerin ve damarların alaşımı"
Belki de şiirin en güzel imgesi budur.
"Oysa bilmiyorlardı: Biz, esinlerin ve damarların alaşımıydık."
"Alaşım" sözcüğü olağanüstü seçilmiştir.
İki metal eritildikten sonra artık eski hâline dönemez.
Yeni ve tek bir madde oluşur.
Şair de sevgiyi böyle tanımlar.
İki insan yan yana duran iki varlık değildir.
Bir kez gerçekten birleşmişlerse artık ayrılmaları, yalnızca fiziksel bir uzaklaşma değildir.
Tek bir metalin zorla ikiye kırılmasıdır.
Üstelik yalnızca ruh değil, "damarlar" da bu alaşımın içindedir.
Yani aşk sadece duygusal değil; bedensel, yaşamsal ve varoluşsal bir birliktir.
"Küstürmediler; parçaladılar."
Bu iki dize Tsvetayeva'nın düşünme biçimini gösterir.
Normal bir ayrılıkta insanlar kavga eder.
O ise şöyle der:
Bizi birbirimize düşman etmediler.
Çünkü düşmanlıkta bile ilişki sürer.
Onlar daha acımasızını yaptı.
Bizi birbirimizin hayatından söküp attılar.
Bu yüzden şiirde öfke yoktur.
Yalnızca parçalanma hissi vardır.
Kartallar ve komplocular
Şair kendilerini
"Kartallar gibi, komplocular gibi..."
diye tanımlar.
Kartal özgürlüğün simgesidir.
Ama aynı zamanda yükseklerden sürgün edilen bir kuştur.
"Komplocu" ise artık birlikte hareket edemeyen gizli ortakları düşündürür.
Bu iki imge birleşince ortaya şu fikir çıkar:
Bir zamanlar aynı gökyüzünü paylaşan iki insan, artık birbirinden habersiz yaşamaktadır.
Yetimler
Şiirin sonlarına doğru sevgililer "yetimlere" benzetilir.
Bu çok önemli.
Yetim olmak yalnız anne babayı kaybetmek değildir.
Dünyadaki doğal yerini kaybetmektir.
Tsvetayeva için sevgili de insanın evidir.
O ev yıkıldığında insan dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın yetimdir.
Son darbe
Ve sonra...
Hiç beklenmedik bir benzetme gelir:
"Bizi bir iskambil destesi gibi dağıttılar."
Şiirin bütün ihtişamından sonra günlük bir nesne...
İskambil kâğıdı.
Ama tam da bu yüzden çok etkilidir.
Bir deste kartın kaderi kendi elinde değildir.
Onu başkası karıştırır.
Başkası dağıtır.
Başkası hangi kartın nereye gideceğine karar verir.
İnsan da böyledir.
Hayat bazen bizi hiç istemediğimiz masalara bırakır.
Sonuç
Bu şiir, ilk bakışta bir ayrılık şiiridir.
Ama derine indikçe şunu görürüz:
Tsvetayeva'nın asıl konusu mesafe değildir.
Asıl konusu, insanın kader karşısındaki çaresizliğidir.
Biz seçimlerimizle değil, çoğu zaman tarih, savaş, sürgün, zaman ve hayatın görünmez elleriyle dağıtılırız.
Bu yüzden şiirin son dizesi yalnızca iki sevgilinin değil, bütün insanlığın ortak kaderini anlatır:
"Bizi bir iskambil destesi gibi dağıttılar."
Belki de bu yüzden, aradan yüz yıl geçmiş olmasına rağmen şiir hâlâ güncelliğini koruyor. Çünkü insanlar bugün de savaşlarla, göçlerle, zorunlu ayrılıklarla, şehirlerle ve zamanla birbirlerinden koparılıyor. Tsvetayeva'nın anlattığı acı, yalnızca kendi hayatına değil, insanlık hâlinin değişmeyen yazgısına ait.