Kıskançlık Denemesi
Başka biriyle nasıl yaşıyorsunuz?
Daha kolaydır, değil mi? — Küreğin suya ilk darbesi gibi...
Kıyı çizgisi silinirken,
Beni ne kadar çabuk unuttunuz?
Ben, gökte sürüklenen
Bir ada gibiydim sizin için — sularda değil.
Ey ruhlar! Ruhlar!
Birbirinize kardeş olmaya yaratılmışken, sevgili olmaya değil!
Sıradan bir kadınla nasıl yaşıyorsunuz?
Tanrısallığı olmayan biriyle?
Tahttan bir kraliçeyi indirince
(Ya da o tahtı kendi isteğiyle terk edince),
Hayatınız nasıl geçiyor?
Gündelik telaşlar içinde mi?
Ölümsüz bayağılığın vergisini
Nasıl ödüyorsunuz, zavallım?
"Yeter artık bu sarsıntılar,
Bu düzensiz kalp atışları;
Kendime sakin bir yuva kuracağım."
Peki şimdi, herhangi biriyle yaşamak nasıl?
Ey bir zamanlar seçilmişim!
Daha tanıdık,
Daha kolay tüketilir bir hayat mı?
Bir gün bıkarsanız, beni suçlamayın...
Bir benzeriyle yaşamak nasıl,
Sen ki Sina Dağı'nı çiğnemiştin!
Yabancı biriyle yaşamak nasıl?
Bu dünyanın kadınıyla?
Zeus'un kamçısı gibi inen utanç
Hiç alnınızı yakmıyor mu?
Sağlığınız nasıl?
İçiniz rahat mı?
Vicdanın ölümsüz yarasıyla
Nasıl baş ediyorsunuz, zavallım?
Pazarda alınıp satılan
Bir meta gibi olanla yaşamak nasıl?
Carrara mermerlerini gördükten sonra,
Alçı kırıntılarıyla yaşamak nasıl?
Bir kayadan oyulmuş tanrı heykeli gibi,
Sonra paramparça edilmiş biriyle...
Yüz binlerce kadın arasından
Lilith'i tanımış biri olarak!
Pazarın durmadan yenilenen
Sıradan cazibesine doydunuz mu?
Büyüler sönüp gittikten sonra,
Altıncı hissi olmayan
Sıradan bir kadınla yaşamak nasıl?
Söyleyin artık...
Mutlu musunuz?
Yoksa...
Dipsiz bir boşlukta mı yaşıyorsunuz?
Söyleyin sevgilim...
Başkasıyla yaşamak,
Benim başkasıyla yaşamam kadar zor mu?
Marina İvanova Tsvetayeva
Bu çeviri, Tsvetayeva'nın keskin ironisini ve öfkesini Türkçeye taşımayı hedefleyen şiirsel bir çeviridir. Özellikle son dize, şiirin bütün saldırgan tonunu bir anda kırarak büyük bir itirafa dönüşür. Şair, bütün şiir boyunca eski sevgilisini sorgular; fakat son anda aslında kendi acısını dile getirdiğini açığa çıkarır. Bana göre bu son soru, dünya şiirindeki en etkileyici ayrılık finallerinden biridir.
Bu şiir, Tsvetayeva'nın en sert, en acımasız görünen aşk şiirlerinden biridir. Ama dikkatle okunduğunda bunun bir öfke şiiri değil, gururunu kaybetmemeye çalışan kırık bir kalbin şiiri olduğu anlaşılır. Şiirin adı da bunu ele verir:
"Попытка ревности" — "Kıskançlık Denemesi".
Başlık çok önemlidir. Tsvetayeva "Kıskançlık" demez, "kıskançlık girişimi", "kıskanç olmaya çalışma" der. Sanki kendine bile şunu söylemektedir:
"Kıskanmayacağım... Ama galiba kıskanıyorum."
Daha başlıkta bile şiirin ironisi kurulmuştur.
Şiir bir soru bombardımanıdır
Neredeyse her kıta aynı soruyla başlar:
"Başka biriyle nasıl yaşıyorsunuz?"
Bu soru bir bilgi edinme çabası değildir.
Şair cevabı zaten istemez.
Soruların amacı karşısındakini değil, vicdanını rahatsız etmektir.
Fakat ilginç olan şu:
Bu sorular aynı zamanda şairin kendi kendine sorduğu sorulardır.
Yani şiir aslında iki kişilik değildir.
Tek kişilik bir iç konuşmadır.
"Sıradan kadın"
Şiirde tekrar tekrar geçen ifade:
"Sıradan kadın."
İlk bakışta kibir gibi görünebilir.
Gerçekten de Tsvetayeva kendisini sıradan görmez.
Ama bunun nedeni narsisizm değildir.
O, aşkı sıradan bir duygu olarak yaşamayan biridir.
Şiirde "tanrısız kadın", "dünyevi kadın", "altıncı hissi olmayan kadın" gibi ifadeler kullanırken aslında rakibini küçümsemekten çok, kendi aşk anlayışını anlatmaktadır.
Onun için aşk günlük hayatın içine sığmaz.
Aşk ya insanı dönüştürür...
Ya da hiç yaşanmamış sayılır.
Carrara mermeri ve alçı
Şiirin en güçlü benzetmelerinden biri şudur:
"Carrara mermerinden sonra alçıyla yaşamak nasıl?"
Carrara, Michelangelo'nun heykellerini yaptığı mermerdir.
Saflığın, dayanıklılığın ve sanatın simgesidir.
Alçı ise geçicidir.
Kolay yapılır.
Kolay kırılır.
Şair burada kendisini mermer, rakibini alçı ilan etmiyor yalnızca.
Asıl söylediği şudur:
"Bir kez hakiki olanı tattıktan sonra sahtesiyle nasıl yaşayabiliyorsunuz?"
Bu, şiirin en sert ama aynı zamanda en trajik sorusudur.
Sina ve Lilith
Şiirde peş peşe iki büyük gönderme vardır.
Sina
Sina Dağı, Musa'nın vahyi aldığı yerdir.
Şair eski sevgilisine şöyle seslenir:
"Sen Sina'yı çiğnemiştin."
Yani sen kutsal olanı tanımıştın.
Artık sıradan olana nasıl dönebildin?
Lilith
Lilith, Yahudi mitolojisinde Adem'in ilk eşi olarak anlatılır.
Bağımsızdır.
Boyun eğmez.
Yasak olanın simgesidir.
Şair şöyle der:
"Lilith'i tanımış biri..."
Bu, aslında kendisini tanımlamasıdır.
Ben sıradan bir Havva değildim.
Ben seni dönüştüren, huzur değil fırtına getiren kadındım.
İşte bu yüzden beni unutamazsın.
"Pazar malı"
Şiirin en acımasız ifadelerinden biri budur.
Rakibini "pazar malı" olarak niteler.
Ama burada da hedef aslında kadın değildir.
Hedef...
Aşkın metalaşmasıdır.
Tsvetayeva'nın gözünde gerçek aşk tektir.
Yerine başka biri konulamaz.
Sevilen insan değiştirilebiliyorsa,
demek ki sevgi zaten hakiki değildir.
Son altı dize
Ve sonra...
Şiir bir anda çöker.
Bütün saldırganlık kaybolur.
"Mutlu musunuz?"
Ardından gelen sessizlik...
Sonra son soru:
"Benim başkasıyla yaşamam kadar zor mu?"
İşte şiirin bütün gerçeği burada saklıdır.
Tsvetayeva bütün şiir boyunca karşı tarafı sorgulamaktadır.
Ama son anda fark ederiz ki...
Aslında öğrenmek istediği tek şey şudur:
"Yalnız acı çeken ben miyim?"
Psikolojik okuma
Bu şiir, kıskançlığın değil,
gururun şiiridir.
Şair ağlamaz.
Yalvarmaz.
"Geri dön." demez.
Bunun yerine eski sevgilisinin yeni hayatını küçümser.
Fakat final bize gösterir ki,
bütün bu sertlik,
incinmiş kalbin kurduğu son savunma duvarıdır.
İnsan bazen kaybettiği kişiyi küçümser.
Çünkü hâlâ onu sevdiğini itiraf etmek daha acı vericidir.
Tsvetayeva bunu olağanüstü bir dürüstlükle yazar.
Sonuç
Bence bu şiirin en büyük başarısı şudur:
İlk okunuşta kibirli görünür.
İkinci okunuşta öfkeli görünür.
Üçüncü okunuşta ise insan şunu fark eder:
Bu şiirdeki bütün soruların tek bir cevabı vardır.
"Hayır, ben iyi değilim."
Ve belki de şiirin en dokunaklı yanı budur. Tsvetayeva, sevgilisine "Seni özledim." demez. Bunun yerine onlarca soru sorar. Çünkü bazen insanın soruları, itiraflarından daha çıplaktır. Bu şiirde kıskançlık bir duygu değil; kaybedilmiş bir aşkın, gururla ayakta kalmaya çalışan son sesidir. Bu yüzden "Kıskançlık Denemesi", aslında kıskançlığı değil, incinmiş sevginin onurunu anlatan büyük bir şiirdir.