Gideceksin biliyorum.
Kuşları da götüreceksin yanında,
Selvi boylarında yaz serinliklerimi.
Çölü boşaltacaksın damarlarımdan
Zağros dağlarını meşhedden öte bırakarak.
Gideceksin biliyorum.
Kudüsüm’ü Semerkant’ına yad edeceksin.
Gideceksin ve pınarları kuruyacak bu ateşin.
Sanıyorsun küller bir gün uçacak,
Hasım hasım dolacak sanıyorsun her yalnızlık.
Gideceksin ve bilmiyorum
Niye bulutların da senle gideceğini.
Kaldığını niçin anlamıyorum sevdiğim kuş seslerinin.
Gideceksin ve ebabil susacak her yanım.
Sağanak sağanak özlemi uçurarak maziye
Anlayacağını bilemiyorum kimsenin
Herkesin tanrısı niçin kendisine çalışır.
İşte gideceksin öylece.
En büyük vurgunun da
Uzaklaştıkça kalbimde büyüyen gerçeğin olacak.
Her rüyanın köşesinde
Tak tak yorgun adımlarının izleği,
Düşümde bir kabus olup
Düşümde bir kabus olup,
Her sabah kendimin sayhasında
Beni kendine uyandıracaksın.
Gideceksin ve öylece gelecek sesin
Sallanarak bir martının düşlerinin altında.
Ve ben gelemeyeceğim hiçbir zaman sana
Çünkü sen benden gitmiyorsun.
Giderken sen, ben kayıyorum ateş çukurunun kenarından.
Azımsadıkça seni bir ozanın dingin defterinde
Öylece çoğalıyorsun kalemlerimde.
Ne zaman kendimi yazmak istedimse
Hep sen konuştun çağın tanıklığına.
Nedendir bilmiyorum
Çocukken seni konuşmak isterken,
Nedendir bilmiyorum
Kendimi dinliyordum hep.
Şimdi gidiyorsun ya;hiç kimseyi duyacak sesim kalmadı…