İçinden Vapur Geçen Şiirler

Şair: Vapur Şiirleri Bercestem

Adem Erdoğan'a
    hoşçakal vapur. Halim Yazıcı Şiiriçi Hatları Vapuru Nazım Hikmet vapuru deniz ile arasına dökülen asfaltı kırar ve özgürlüğüne kavuşturur salacak iskelesini batmak pahasına Can Yücel vapuru alaycı bir düdük çalar savaş gemilerine ki rakı şişeleri asılıdır can simitlerinin yerine Attila İlhan vapuru keyifle yarar suları içinde çünkü sevgililer öpüşür ve güvertesinde sigarasını rüzgâra karşı yakan bir katil üşür Edip Cansever vapuru denize yansıyan otel ışıkları altında gider gelir boğazın en uzak iki iskelesi arasında Orhan Veli vapuru evlerine taşırken telaş içindeki insanları küpeştesinden atılan simitleri kapışır martı kuşları Cemal Süreya vapuru akşamüstleri giyince ışıklı elbisesini ince bir duman savurarak havaya dansa kaldırır kız kulesini Sunay Akın Vapurdaydık vapur kıyıya gidiyordu Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu Uzanmış seni usulca öpmüştüm Cemal Süreya Karaköy’den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi’ne Ali Asker Barut Rıhtımda kimsesiz, yapayalnız, bu yaz sabahı Bakıyorum kumsalın kıyısından, bakıyorum Belirsizliğe, Bakıyorum ve küçük, siyah parlak bir vapurun Yaklaştığını görmekten mutluluk duyuyorum. Fernando Pessoa Limanlar türlü türlü vapurlarla dopdolu! Küçük büyük, renk renk, değişik nöbet çizelgeleriyle, Her biri değişik bir denizcilik şirketine bağlı! Limandaki her vapur o kadar kendisi ki palamarla bağlı olduğu yerde! Öylesine hoşlar ki o dingin duruşlarıyla limanın telaşlı trafiğinde, Fernando Pessoa Dokunuyor bana bu yoksul vapurun böyle doğal ve kendi halinde gidişi. Bilmem neden, titizlenen bir havası var, Görevini yerine getiren dürüst bir insan gibi. İşte uzaklaşıyor bulunduğum rıhtımdan. Fernando Pessoa Kızlar vardır kıvırcık salata gibi Ağızları burunları kıvır kıvır Bacak bacak üstüne vapurlarda Rüzgâr eser oraları buraları görünür Baktıkça fık fık eder adamın içi Oktay Rifat Vapur iskelesinde buluştuğumuz bir akşam O akşam, erkenden ayrıldık ve sonra Hâlâ hafızamızda devam ediyordu Unutulmuş hayatı maviliklerin Hâlâ hatırımdadır odama son gelişin, Ve gitmeden önce Saçlarını tarayışın hâlâ aynada… Necati Cumalı Denizin ortasında Uykusu kaçmış bir gemi  Bütün ışıklarını açıyor  Uzaktan çapkın çapkın  Göz kırpıyor deniz feneri  Ay doğuyor, sandallar toplanıyor bir araya  Ali Asker Barut Kaçın kurası Üsküdar vapuru Saat başı görücü gönderiyor Güvertesinden bir kuşu Onunsa derdi başka bambaşka Her şairle ayrı Adı çıktığından beri Ali Asker Barut Saat onda kalkacak vapur biliyorum biliyorum işte bavulum, yüreğim işte şurada biletimi istiyorlar, uzatıyorum güverteye çıkıyorum, hiç yoktan bir deniz daha -saat onda mı kalkacakmış vapur -gecikebilirmiş biraz, öyle diyorlar desinler, desinler hey kaptan! bana baksana ben çoktan varmışım varacağım yere bir edip daha bekliyor beni eski bir otelin kapısında. Edip Cansever İlk aşkımdı, nasıldı dersen, ilk fasıldı, asıldı, bu şiirin başındaki süt gibiydi, bırakması. Onu bırak dedin ya. Ah ne zordu. Bir vapur iskelesinde, turnikenin öbür yanında. Gözümü açtığımda elektroşok veriyorlardı eksiğimin yerine. Birhan Keskin Yolcu vapurunda Denize karşı Çayla sigara da içeceğim. Gülcihan Atalay Buruşuk bir deriyi andırır titreyen su, İner merdivenlerden ilk vapurun yolcusu, Uyandırır ihtiyar köprüyü bir tramvay.. Sabahattin Ali feride, şimdi yanaş kıyılarıma bir vapur gibi çarpıp durayım güvertelerde gözlerine Yılmaz Odabaşı Her gelen vapuru, treni Yeni bir ümitle beklemeli. Her gelen vapur, tren Yeni insanlarla gelir. Necati Cumalı Seçerdim düdüğünden Limanımıza uğrayan vapurları. Bilirdim yanık yüzlü kaptanlarımı Denizkızı’nın Selamet’in; Ben de ayırırdım onlar kadar Poyrazı karayelden. Gemiler tanıdım, çift direkli, Tutmazsa rüzgârı Açıklarımızda volta vuran gemiler, Kızardım, limanımızı hiçe sayan Pake’lere Nemse’lere; Dalar da silinen dumanlarına Düşünürdüm uzak limanları, Uzak limanların çocuklarını. Rıfat Ilgaz Bir vapur geçiyor önünden Veya bir fırkateyn Fora etmiş rüzgarları Kimbilir hangi karşı yakaya… Can Yücel Hayat Burcundan /Donmuş tek karede çığlık/ İnsanlar kimi işsiz güçsüz gelişigüzel Kimi kendini bir amaca ayarlamış aceleci Gidip geliyorlardı Hamallar habire terliyorlardı Arabalar yerli yersiz korna çalıyorlardı Martılar çığlık çığlığa savruluyorlardı Vapur limana yanaşmıştı Ben âvârelikten rıhtımdaydım Sen kimseyi beklemediğin halde oradaydın Senden olma çocuk; astsubay babası Cilo Dağında Asla öldürülmemiş gibi dondurmasıyla ilgiliydi Sen onun elinden tutmuş denize bakıyordun Kimseyi gördüğün yoktu denizde yüzüp duran çöpleri Gördüğün yoktu hiçbir şey duymuyor gibiydin Bakmıyor gibiydin Hayatı farketmiyordun Oğlunun elini asla bırakmıyordun Benimse gözlerim sana takılmıştı. Takılıp kalmıştı. Erdem Bayazıt Bir ölüm, başka çıkar yol olamaz terk-i vatan, Ederim be, ne olur? Şimdi de efkâra plan Bulmanın çaresi, yani vapura binmek içün İzmir’e tezkire. Sonra? Onu da yolda düşün. Hasbihal eyleyerek gönlüm ile dertleştim, İki ay sonra hülasa vapura yerleştim. Neyzen Tevfik Gece, yavaşça siyah mantosunu sürükler Vapurlar, şimdi suya bırakılmış kütükler, Ufuk, banyo edilen bir fotoğraf camıdır.. Sabahattin Ali Yeni gelen bir vapur çalıyor tiz bir düdük Yanaşarak köprüye alıyor bir öpücük Köprü yangınlığıyla bu hoyratça busenin İnliyor tatlı tatlı… İnliyor derin derin… Sabahattin Ali almanca vapurları anlayamıyorum iki ambar kimsesizlik yüklemişler biraz hamburg oldukça rotterdam marsilya’dan akordeon gülüşmeleri batı yansımaları uzak camlardan tanıdık bir limana demirlemişler bir kanun taksimiyle uyanıyorum Attila İlhan Dalar gider pencereler önünde şimdi Ilık yaz akşamlarını hatırlar Vapurlar geçer bomboş güverteleri Bomboş uzanan denizin üstünde Aç bir karabatak dalar çıkar Necati Cumalı bir tren makas değiştiriyor kalbimde bir vapur yan yatarak eğleniyor denizle Altay Öktem Her gece yorgun kalbime trenlerin Biri geldi, biri gitti Başımda zonkladı vapur düdükleri Huzurum kalmadı , umudum bitti. Ümit Yaşar Oğuzcan (Yaslamış bir ağaca omuzunu Ben Birlikte bir gülü tutuyoruz Onunla ben Bir vapur güvertesinde, denize bakıyor Ben Bir otel kapısındayım, izmir’de Ben.) Zamanlar geçtikçe neden Mutluluk mahzunluk oluyor fotoğraflarda Acaba Keder mi, acı mı, hüzün mü dünyanın rengi Mahzunluk mu yoksa yaşam Edip Cansever belki de geçer acım ben istanbul olurum geçer gözüm önünden gençliğim ve vapurlar ne kendimden geçerim ne kendimi bulurum beni bir kızkulesi akşamında vururlar Sıtkı Caney maviyi yardıkça yaralanan vapur yalnız bir adam hüznüdür Hasan Tan Ne bir kelime konuştuk, Ne işaret çektik birbirimize, Fakat gerçektir seviştiğimiz Vapur kalkıncaya dek, Gözgöze gelmekle sade. Cahit Sıtkı Tarancı O yandan bir vapur, bu yandan yelken, Kimi dün kalkmıştır, kimi bu sabah. Kimbilir nereye doğru giderken Onları burada topluyor Allah. Ahmet Kutsi Tecer Doğduğum köye müşteri taşıyan Şirket vapurları bu şehirdedir. Hatıralarım bu şehirdedir. Sevdiklerim, Ölmüşlerimin mezarları. Orhan Veli Kanık deniz, bir arabalı vapura teklifliyor, “hadi evlenelim!” Zafer Yalçınpınar Şimdi vapurdan insem kimse tanımaz Yollar daralmış okul da küçülmüştür Ergin Günçe Bir vapur girintiler yapıyordur anılarda Edip Cansever vapur diyorum alıp götürebilir mi gözlerde çivilenen kavuşmayı diyorum Pelin Onay Yelken,vapur, ne varsa kaçışmış limanlara, Yalnız onundu koskoca meydan ve manzara! Yahya Kemal Beyatlı Karşıyaka vapurunda alıştı dilim en çok acıya Acı çaylar içer ve bakardım karanlık sulara Bir balığın uykusunu düşlerdim Karanlık sularda kaybettiği rüyaları, Sigaramdan kopup giden iki kıvılcım Didem Madak Vapur gürültüsüz ayrılır limandan Cümle hatıralar beraberimdedir. Turgut Uyar Bir haftadır yok yere dolaşıp duruyordum Bir haftadır içimde bir kırlangıç fırtınası Siyahın biri konup biri kalkıyor Şişli’den taa Rami’ye kadar Her sokağın ayrı bir kanat çırpışı var Yeni Cami önlerindeydim sonra Vapur düdüklerinden anladım Bir haftadır seni ararmışım meğer Can Yücel Ansızın bir vapur düdüğü yırtar geceyi Başını alıp gidesin gelir uzaklara Ümit Yaşar Oğuzcan Ezilmiş bir çocukluk benimkisi bir iskelenin vapurların yanaştığı yüzüne asılıdır üç tekerlekli bisikletimin lastikleri Sunay Akın Vapurlar limanlarda yola çıkmaya hazır Ziya Osman Saba Artık vapur giderken iskeleden mendil sallamalar, ağlamalar… O gidinceye kadar Ada dopdolu idi… Gider gitmez benim için boşalıverirdi… Yahya Kemal Mavinin yüzünde köprürür Şehir.. İğne atsan yere düşmez iskelelerde.. Gözleri bulutlu bir adam iner vapurdan.. Bir kadın O’ndan  geçip, arkadaki celimsiz oğlana sarılır .. Bulut yere düşer Can kırılır Havalanır bir martı.. Simitinin son lokmasını martıyla bölüşür adam.. Üryan Sevgilim son vapuru kaçırıyorum ve iskelenin aynasında seni ve yağmuru görüyorum Ahmet Güntan ince ince yağan yağmur, iskeleye yanaşan vapur haydarpaşa garı seni hatırlarım Behçet Aysan yani durum son vapuru kaçırmak kadar tehlikeli İsmail Kılıçarslan Ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi  Araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne  Kısacık bir akşam  O kadar kısa ki bir akşam Turgut Uyar Vapurların ağzı köpük içinde Uzaklarda ne kapılar açılıyor Trenin biri bir istasyona varıyor Ordan çıkıyor biri. Cemal Süreya Gökyüzü çoğu gün mavi iken, Durup durup bulutlanır. Camilerin kubbesi, Kesme taştan minaresi. Sokağın paket taşları Limanda vapur dumanları Hele kuşları, güvercin kanatları İnce-ince sızan yağmuru Hepsi, hepsi, tabiat fırçasıyla, Kurşun rengine boyanır. Çelik Gülersoy O zamanlar ben her gün Vapurları karşılamağa giderdim İstasyonlarda dolaşırdım Tren saatlerinde. Vaktimi parklarda, Caddelerde geçirirdim Necati Cumalı Denizin sesi ayaklarına vuruyordu masada örtü yoktu iki çay söylediler biri içilmedi birinin sıcaklığı vapur dumanına karıştı akşamın son ışıkları Refik Durbaş ay düşünce denize seni hatırlarım ince ince yağan yağmur, iskeleye yanaşan vapur haydarpaşa garı seni hatırlarım Behçet Aysan Seni anımsadım; Vapurlar gözlerden uzaklaşırken, Akşamları iskeleler tenhalaşırken Geçmiş anıları kucakladım… Necdet Evliyagil Baktıkça bu muhteşem denize. Vapurdan atlayanlara selam… Cahit Sıtkı Tarancı İstanbul’u mahur makamında selamlarım – Günaydın Kadıköy vapuru – Günaydın Kızkulesi – Günaydın hülyalı martı – Günaydın avludaki güvercin Hüseyin Avni Cinizoğlu deniz feneri olsaydım gecede, fırtınada ışıktım balıklara, vapurlara, kayıklara.. ne yazık ki ben kendim batmak üzere olan bir gemiyim!.. Wolfgang Borchert gece üsküdar vapurunda sur üflendi Alper Çeker Bir başkası gece saat ondan sonra vapurları ve ışıkları seyreder, güler. Ah ona bir bilet alan olsa dünyayı dolaşmak işten değil; Onun yanındaki gitmemeyi, gitmek isteyerek düşünmekte Yalnız bu sonuncuda her şey yalancı, hülya, ve melânkolidir. Her kim ki bir arkadaş bulmak için dolanmakta ise Ondan çekinmeli.. Köprüde arkadaş olunmaz; Köprüden seyredilir. Sait Faik Abasıyanık adını andığımda bir deniz sessizliği kentin uzak yerlerine işlerdi martı çığlıkları ve vapur düdükleri bazen de çılgınlıklar arasında Afşar Timuçin Kaptan olmak isterdim aynanın karşısında eski bir sinema yıldızı gibi ağlayan İstanbul hatlarında bir fırça hafifliğiyle gidip gelen vapurlara Sunay Akın bugün o kızla buluştum. blogdan yüzü hiç instagramındaki gibi değildi sıkılmış oradan da gidecekmiş yeni bir hesap açmış da tivittırda ayrılınca iskeleye yürüdüm. kalabalıktı. sonra vapura. kalabalık. beni anlıyor musun sahi ? bir yüzüme bak! beni dinliyor musun? biz çok yalnızız diyorum sana e yeter ama nazlı! kuyruğunu yüzüme sürmeyi keser misin! Dilek Kartal Biliyorum, bu sabah güneşle berâber biliyorum: Bir vapur demirleyecek bu nankör limana. “Pol”ün ebedî mâtemine rağmen, “Virgini” olabilir bu vapurda. Ama sen yoksun! Biliyorum, sen yoksun! Sözünü ne çabuk unuttun Marya? Baharda geleceğim, diyordun hani?.. Haydi gel! daha ne bekliyorsun? İşte, mevsim bahar ya?. Bekir Sıtkı Erdoğan Vapurun dümen yerinde çaldığım ıslık Yağmurlu güvertedeki türküm Sana yaklaşmaya vesiledir Yoksa canım, seni unutmak için değil. Sait Faik Abasıyanık Dalar gider pencereler önünde şimdi Ilık yaz akşamlarını hatırlar Vapurlar geçer bomboş güverteleri Bomboş uzanan denizin üstünde Aç bir karabatak dalar çıkar Necati Cumalı Çabuk geçmez şaşkın bir çocuğun hüznü Vapurlar, arabalar, karlar çabuk geçer. Ayrılık da özlem de herşey… Herşey çabuk geçer Ve birden gün ağarır. Hepsi o kadar. Süreyya Berfe Anadolu kentinde bir İstanbul vapuru Şaşkın sular, kör iskele, yolcular Evet bunlar da olacak, çok tuhaf belirtiler Denizin olmadığı yerlerde Abdülkadir Budak Ben acılar denizinde boğulmuşum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ümit Yaşar Oğuzcan buralara da yağsın yağmurların buralara da gelsin vapurların yetmiyorsun İstanbul bu sürgünde bana Hüseyin Avni Cinizoğlu Liseli gençlerin selâmı var  Yeni bir çete kurmuşlar soygun için.  Çapkın hırsız emekliye ayrıldı.  Vapurlar naylon külot taşıyor Akdeniz’den. Şemsi Belli Kıskanırken yıldızlarını ay, gecelerden birinde seni kır saçlı bir vapura bırakırken aşkımı itiraf edemedim ama çekip gideceğim bir Üsküdar gecesiydin gözlerim kadar yorgun! Ahmet Ertan Mısırlı Yosma bir İstanbul akşamı gibiyim. Dudaklarımda kiraz tadı yaşamanın Mavinin denize kestiği, tuza bulandığı yerden gözlerimin uykusuz bir Ada vapuru geçmiş Bir martı geçmiş peşisıra gökyüzünü yırtıp, Kanatlarında ay rengi düşlemeler.. Ruhan Odabaş Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde Sonra seni kaybetmek hemen her yerde Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak Yapayalnız kalmak iskelelerde. Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. Martılar konuyor omuzlarıma, Gözlerin İstanbul oluyor birden. Yavuz Bülent Bakiler Nişancı Ahmet Paşa Çeşmesi. Çarklı bir Şirket-i Hayriye vapuru Ki yalnız Fener’e, Kasımpaşa’ya, Eyüp’e uğrar ve Elli hissesini Valide Sultan almıştır Ve hamalları Karahisarlıdır. Sudadır sonra hep gözleri Ve elleri. (…..) Ve incecik kemiği bir şiirin Bir deniz kıyısında İlhan Berk Geliyor Boğaziçi’nden doğru Bir iskeleden kalkan vapurun sesi, Mavi sular üstünde yine Bembeyaz Kızkulesi. Ziya Osman Saba Kuşlar hazır  Öncü havalanmak üzre  Şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar  O vapur hâlâ hınca hınç  Kimbilir her biri hangi dünyaya sağır  Çok geçmez aradan Cahit Zarifoğlu Hey trenler, vapurlar beni burdan götürün! Ne var gözyaşlarından çamurlar yuğuracak? Arasıra der mi ki Agathe'ın ruhu, üzgün, "Nedametten, azaptan ve ıstıraptan uzak Hey trenler, vapurlar, beni burdan götürün." Charles  Baudelaire kalkan her vapurda giden bir yolcu var gönderilen her mektup onları götürür idam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar sabahtan akşama her gün kaç kere ölür Attila İlhan Eskisi gibi yaşıyorum Gezerek, düşünerek Yalnız biletsiz biniyorum vapura, trene Melih Cevdet Anday istanbul bir kadıköy vapurunda gazete okuyan asık suratlı ihtiyarlardır Abdullah Harmancı sevdim yazlarının fesleğen kokusunu Harem’inden ıraklaştıkça vapur aşkta eksilmeye başlıyordu yolculuk Arife Kalender Gülcemal vapurunu hiç görmedim ama  tanıdığım Cemal gül idi… Sunay Akın bana orman gönderme, içinden Şehir çıkar; beni bir mektuba gönder, içinden birine almamış gibi yaparım, vapura binmem, yoluna inmem, ormanların sisi çökmeden önce Haydar Ergülen “Vedalaşmaların ilmini yaptım ben,” Sürgünlerin uzmanlığını. Bir vapur nasıl kalkar bir limandan. Tren nasıl acı acı öter, öğrendim. Cevat Çapan kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar neden gülüyorlar ki Ferman Karaçam Kokusu buram buram tüten  Limanda simit satan çocuklar  Martıların telaşı bambaşka  İşçiler gözler yolunu.  İnebilseydin o vapurdan  Ayağında Varnanın tozu  Yüreğinde ince bir sızı.  Mavi gözlerinde yanıp tutuşan  hasretle kucaklayabilseydim  seninle, bir daha.  Abidin Dino Dirime yürüyen gün önü kesilir ikindi üçündü gider ölümün içine düşer Geceaydın vapurlar! Günaydın Üsküdar—dirilince Seyhan Erözçelik İstanbul’ da bir şehir hatları vapuruna  verildi adım  iki kıyı arasında  usanmadan dolaşır  her iskelede  seni ararım Sunay Akın kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde İsmet Özel çocuğumuz olursa  adı “deniz” olsun  bir gün vapurda öpüşelim  adalara giderken  ve senin yanında yaşlanayım… Mehmet Emin Arı Sevgilim son vapuru kaçırıyorum ve iskelenin aynasında seni ve yağmuru görüyorum Hava soğuk sevgilim, bütün gün sobayla sevişiyorum Ahmet Güntan Güveniyordum  oysa ben sevgimize  vapur iskelesi  ya da tren istasyonundaki  saatin doğruluğu kadar  Sunay Akın Güzelyalı bir vapur olmuş körfezde Sulara ışığını sürüyor yanılsama İşte bir kavram sevgimi tamamlayacak Yanılsama yansır içinde bir vapur penceresinin Sevgilim gölgen gölgeni görüyorum senin Ahmet Güntan vapurlarsa sallamıyor artık kalbimi konuk olunmaz bir evin en sarı odasında buldum acı denen nesneyi Betül Dünder bir gün mutlaka öleceğim ama beşkırkbeş vapuru – kim durdurabilir onu – beşkırkbeşte kalkacak yine Cahit Koytak Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni: Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç’ten. Vapur düdükleri ötmededir. Etraf alacakaranlık, Köprü açıktır henüz. Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam Turgut Uyar O gece vapurlar intihara meyilliydi sevgilim halatları boynuna geçirimiş yağlı urgan gibi bekliyordu Kadıköy iskelesinde iskemlesine vurulacak tekmeyi Mustafa Aksoy gelişini aldım onu nasıl harcadım  denizden bunalıp okyanusa  selâm çakan vapurun  Cahit Zarifoğlu Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri Edip Cansever Bir vapur daha kalkıyor iskeleden Ve yağmur hızlanıyor biraz Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak Tam öyle yapıyorum Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru seviyorum Edip Cansever tam o zaman marangozlar mis gibi rakılar içerek kayıklarında konuştukça binlerce kayık konuştukça binlerce köpük, binlerce kıyı olurlar ve nedense bir vapur bizi alıp götürecekmiş gibi bakarız bir- birimize unuturuz sonra alıp başını gitmeyi de yeter ki iki dudak arasına konsun gelincikler Edip Cansever Çocuksu bir heyecanla anlatacaksın, vapurda nasıl simit attığını ve nasıl çılgınca kapıştığını martıların. Içtiğin sahlepi, burnuna kaçan tarçını. Zeynep Didem kendine gelince olmadık anda vapurlar yağacak yüreğinin adalarına yeniden yeniden dalgalar yeniden limanlar yeniden sonu olmayan şarkılar hepsi yine birbirine karışsın diye saçlarımız Akgün Akova bir vapur telaşında kaybettim belki beklemeyi  Pelin Onay ve sonu ayrılıkla bitecek hüzünlü bir aşk filmini oynuyor beyaz duvarında Bir kez olsun çıkmazken ağzından seni sevdiğimi her gün söylememi yadırgama bil ki bu şehirde iskelenin verilmesini beklemeden atlarım vapurlara Sunay Akın Ve deniz Onun sularda olmayan bir sesle mendireğin iri kayalarına yalvarışı Işıklarını takınmış zillerini kapamış son ada vapuru Cahit Zarifoğlu Kalkmalıyım, Dolaşmalıyım, Sokaklarda, parklarda. El sallamalıyım Giden trenlere, Kalkan vapurlara. Cahit Sıtkı Tarancı ve birgün istanbul’un bir cinnet sağnağında ilk kez yapayalnız düşündüm akdenizi beşiktaşta kadıköyde üsküdarda gençliğim sularda köpük köpük son vapurların izi tanrım dedim koma beni darda bir başka kumardı benim ki yazısız turasız son kez ağladım üsküdarda Sıtkı Caney Yabancı gibi bakma öyle yüzüme, yabancıyız biz elbet Sen duruyordun bu vapurun ucunda ben geldim senin yanına bakma öylece Ahmet …. görmeye çalış beni ben senin ipucunum bu hayatta. Akide Ufuk Türkelli Gözlerin demeyelim, Bende sürülen izlerin Nadir bulunan her şey. Vapurla seyahat eden Bir kırlangıç örneğin, Deniz aşırı gelmiş çiçek. Ozan Can Türkmen Bütün yolcularını Boğaz köprüsünün çaldıgı Araba vapurunun boş seferleri gibi yanlızca rüzgâr gezinir sensiz yüreğimde Sunay Akın Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda; Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki Cemal Süreyya Bütün vapurlar, limanları unutsun Sevgilinin izini sürsün enginlerde Yadigar Ünver İnsan , ömründe bir kez olsun, okulu kırıp, Heybeliada’ya gidebilmeli Vapurun güvertesinde, yüzünü rüzgara serebilmeli Hiç bir zaman itiraf edilmemiş aşkın muhatabıyla, göz göze gelebilmeli Sonra kaçırabilmeli gözlerini güneşi bahane edip.. Dilek Kartalvapur-siirleri
Kategori: Bercestem Şiir
Yayınlanma: 13.10.2016