Yoldayım bu kadar karanlık nasıl doldu gövdeme
Burçlara bakarak gidemem hava bulutlu
İhtimal bir suç gibi yakışır ayaklarıma
Uzun gecelere benzeyen arkadaşlar yok artık
Vesikalık bakışlar selamlıyor birbirimizi
Yabancı demek çokça acı gelse de
Acıyarak yabancıyız artık dünyaya bile
Sabır gelip takılıyor boğazıma bu iyi
Artık ne kılıcım var elimde ne kalkanım
Ölmeye çok var demeye kimsenin dili varmıyor
Oysa ölmek tüm yalanları ters yüz ederek
Geceyi gündüz ederek dolaşıyor aramızda
Çok ciddiye alıyoruz ya her şeyi
Sevinirken düşüyor ya bütün kalelerimiz
İşte tam da bundan
Ölüm omzumuzun en değişmez ev sahibi
Yine yolda olmak iyi, karanlık da olsa içimiz
Belki arındırır bir pınar başı cümle dertlerden
Kahrolsun terk etmeler, yarı yolda bırakmalar
Kahrolsun iyiyim derken içimizdeki titremeler
Değmez demiyorum değer
Bir gül gelip içimizde açsa iyidir
Sonra yok olmak fark edilmektir biraz
Hep kıyı köşe bizim marifetimiz
Dışarısı içeriden daha ilkbahar
Yüzümüz bir sürgünden çok eski
Bunları bile bile
Yakamızda güzden kalma derin bir leke
Dünyaya küsmeye gerek yok
Yitirdiğim ne varsa hepsi bir fısıltı
Tabanlarıma bir merhem avcumdaki ateş
Kuşların kanatlarından savrulan küller
bunları geçmekle olmaz – köle değil ruhumuz
Mustafa Uçurum
