”Ölüm harfleri ha! dedi, onlar sizin ölümünüzü de yazmayacak mı?!”
I
Rengarenk uçurumlarım vardı benim, eskiden
Rengarenk çıplak güçlerim-onları salardım
üstlerine, rüzgarda oraları ürperirdi
kadınların, gölgelenirdi yüzüm, iki kaya
arasında kalır, acırdım. Yolunu şaşırmış
bir kadırgaya incelirdim, eskiden. Çok eski
den… izler bulur, yazıtlarda adımı okurdum,
su yazıtlarında. Bakın, bir hayvanım da vardı,
beni büyüten, çok yaşlı
……………..bir kaplumbağa
……………………….., hep o anlatırdı bir
ad sahibi olduğumu, bir kadırgaya dönüp
kaybedildiğimi.
…………….Şimdi biliyorum yalnız bir
harf olduğumu. Her yazıldığımda acırım, aç
saray hayvanlarına atılır, tapınaklarda
yakılırım-bir harfin külleri savrulur, biter!
Kendimi yokluyorum, denizlerde ak çeşmeler
yok muydu, güvercinlikler, mermer tanrılar, som
altın kapı tokmakları? Pirinç rakısı sunmaz
mıydı sarışın bir köle bana?
…………………………Savruldu küllerim.
Seyhan Erözçelik