31.
Yaşarken, başkalarının yaşadıklarını gördüklerin,
senin yaşamına teğet geçen şeyler olacak:
senin yaşadıkların da, başkalarının yaşadıklarına
dik gelen… Öyle ki,
başkaları hep geçecek,
sen gelirken.
Gelip geçici olacak yaşamın
– başkalarının yaşamları da (senin için) geçip gelici;
ama sonradan, tabiî, yine,
gelip geçici…
Başkalarına dik gelenler senden teğet geçecek
– ve tersi: başkalarına teğet gelenler,
sana dik…
32.
Yaşamında, en çok yakınlaşma isteği duyacağın kişiler,
senden uzaklaşma gereksinimini en çok duyan kişiler olacaklar.
33.
Yaşamda kimse paylaşmayacak — paylaşamayacak–
senin tutkularını: onları, hep, yaşayıp yaşayıp,
unutacaksın.
Yalnız, yaşayacaksın:
yalnız yaşayacaksın…
34.
Yaşam hep, birlikte yapılabileceklerin hayallerinin,
yalnız kalmaların kayalarında parçalanışının sürecidir –bazı kişiler için böyledir bu, en azından;
belki sen de onlardan birisin…
Yaşam hep, birliktelik umutları — vermeyecek–
umduracak sana — sonra, onları alacak,
yalnızlık kuyusuna atıp boğacak.
– O kuyudan da nasıl çıkabilirsin — ya da,
orada yaşamayı nasıl öğrebebilirsin –
–Allah bilir!…
–Ki, “Yaşamakta olman bile bir önyargıdır belki”…
39.
Yaşamın, iki hiçlik arasında gerili bir boşluk
olacak –
başka birşey de olmayacak elinde:
yalnızca bu gerilim…
Bilerek, bilinçli yaşamağa çalışman,
yaşamın nasıl bir boşluk olduğunu
yavaş yavaş öğrenmen olacak-
yani, gittikçe daha az şey bilerek
yaşaman…
Bilinçlendirerek yaşayacağın yaşamın boyunca, bilinç
içeriğin çoğalmayacak, azalacak: doruk noktasına
ulaştığında da, tamamiyle boşalacak. İşte o zaman,
yaşamının bilinci gerilecek, yaşamın kendisini
kuşatabilecek ölçüde yayılımlı bir boşluk
haline gelecek, onunla örtüşecek
– en yüce bilinç anın olacak bu:-
(“Bu yüzden değil midir ki…” – “Yoruldum artık…”)
Bilincin,
tam boşluğun farkına tamamiyle varman olacak-
onunla, tamı tamına, buluşman…
40.
Yaşam boyuna, sürekli,
çıkarmağa çalıştığın bir ‘hesap’ olacak:
denkleştirmeğe çalıştığın bir ‘ödemeler dengesi’
– bunu da bir türlü beceremeyeceksin:
‘İhracat’ın biraz artıp bir denge umudu belirse,
‘ithalat’ın hemen ‘patlayıverecek’,
altüst edecek hesabını…
Boyuna, böyle , hesaplayıp durursun,
hiçbir ucunu biraraya getiremeden
yaşam ‘bütçe’sinin – sonunda da,
en son ‘murâkıp’, denkleştirir ‘ bilanço’nu :
“İflâs” der;
sen de
kurtulursun…