Vakit Sarı Tunç Kara Demir

İnsanın delikanlılığı üzerine konuşalım

Parmağıyla bir zincir sallayarak geçiyor önümüzden 
Bu bir müzik 
De ki balyozlanan kaburgalar
İşkence odaları hayır diyorum ki 
Kulağımızı dayadık mı kumluklarına 
Kadırga kırıkları deniz dibi fısıltıları

Elbette bu suçları 

Bu suçları 
Bakın nasıl utanıyorlar 
İnsanlık bizde kalsın fakat Allah 
Onları sorguya çekecek 
Bir zebani düşünemeyiz daha 
Dünyaya ait beş duyumuzla 
Ateşi bilemeyiz daha 
Dünyaya ait beş duyumuzla 
Bir adımını bir iskele gibi şöyle uzat 
Bir hesap yapıp durduğun belli

Ara bakalım çölleri 

Boynunu kütürdetip gezinen bir kutup ayısı ol 
Eşle bakalım geleceklerin çulunu patırtısını 
Şöyle bağıracaksın 
Kala ölüm meleğinin vurmasına bir vakit
– Bana bir kaldıraç bulun 
  Gücüm orta yerde görmenin tam sırası 
Derken 
Oğlunu görmen bir baba gördüm 
Açılıp duruyor gibi kafatası 
Elleri gidip kapanıyordu başına 
Saçları incelip savruluyor tel tel 
Rüzgar mı var mezar mı uğulduyor 
Pek sesli bangır bangır selviler 
Güneş öğle vakti sarı tunç kara demir 
İşte geçti gitti bitti 
Göçmen kuşlar gibi zaferler naralar 
Gök bir zaman oldu boşaldı 
Sırtın eğik başın kambur 
Birbirine birşey soran bakışların 
Parkta ateş parkında 
Arasında apaçık açılan defterlerin 
Hayat bunu ilaveten yanımıza koydu 
Bu bilgi sağlam 
Ne vakit bilmem 
Çıkar kurt başı korkunun
Çıkar havlı başı recanın
Üstümüze diker bakışını
Cahit Zarifoğlu
Şiirler / Beyan Yayınları

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.