i
Ve sonra başka bir hayata başlar kimseye haber vermeden ruhlar.
Gün gelir çıplaklığına döner insan, gövdesiyle bir olur
kıraç yamacı güzelleştiren harup ağacının.
Dalları arasından ışık ışık ışık açılır semalar. Tüm yolların kapanınca
elinde yedi kandil ve yetmiş bin kanatla uçarcasına gelir,
Yaradılış anındaki gibi ağzındaki misk kokusuyla
Üçüncü Kişi sana nefes verir.
Kimsenin göremediğini görür ve havlamaya başlar bir köpek.
Burak’ın kalbindeki elması önce kuşlar görür,
böcekler, otlar, doğanın parçası olarak kalabilmiş canlılar… Ve ruhlar
samanyolunu duvak yaparak sevişmeye inerler suda.
İklim nasıl değişirse kanyonların yırttığı kayalıklarda,
nasıl birden defnegülleri yükselirse
yeraltının sır loşluğundan, sen yukarıdan bakarken
ufak tefek kırçiçeği sandığın çingene pembesi nasıl büyürse… Büyür
ve su içer ruhun kökleri görünmez kaynaklardan.
Gizlice içerler ama ve görünmezler insana.
ii
Aşısız dallarını salar bir aşı zeytin. Yaşamanın özü
yüzeye çıkar bastırılsa da
baskın çıkar doğanın gücü… Ve Üçüncü Kişi ortaya çıkar,
ne kimlik kartı bulunur, ne sürüş ehliyeti. Ruhtur.
Şiir gibi bir şey vardır içinde
ama sana göründüğü gibi görünmez başka birisine.
(Sevişir seninle, sevgilisi değilsin.
Kollar seni yalnız bırakıldığın dünyada, kardeşi değilsin.
Almayı beklemeden verendir, çocuğu değilsin.
En hasıdır dostların, arkadaşı değilsin.)
Bir ad koyamazsın ona. Kurcalamaya gelmez
insan ruhu sessizlik ister… Ve yakın olmayı hayatın sırlarına.
iii
Üçüncü Kişi olmasa, olamazdık sen, ben.
Ne zeytin ne harup, paçalı benek keçilerin sevdiği… Ne de kuşlar
insanda bir dal bulabilirdi konacak.
Kalbinde saklamak şartıyla bazı şeyler bildirilir sana -bu şiir mesela-.
Biçerdöverler, derin-deliciler kazarlar da kazarlar ruhu
yoktur evcilleştirilmenin sonu,
kayayı dinamitle parçalayıp arsa açarlar ve ustaca sıvarlar çatlayan yerini
duvarların. Sonra akıntı başlar
kumruların yuva kurduğu çatıdan içeri sızar onu çağırıp
dilek tuttuğun Kutup Yıldızı.
iv
Keçiyollarının da kapandığı bir uçuruma yürür çitlembikler
ve kekiklere gizlenmiş salyangoz iz sürer.
Gerçekleşmesi kaçınılmaz olandır Üçüncüsü -gerçekdışı gibi
kendince bırakılmış doğadır çünkü-.
Ruhun son sığınağı derler,
değil, sağanak halinde yıldızların yağdığı yalnızlığındır senin
o sınırsızcasına kendin olabildiğin.
Kalbin öylesine tanır ki onu soru sorman gerekmez. Hakkında
bilip bileceğin şey, Üçüncü Kişi olduğudur sana.
Eski zeytin ağacı, salyangozun izi ve uçurum kadar kesindir.
Kaderini değiştiren kişi derler,
değil, ta kendisidir kaderin. Onu tanıyabilirsen
tanırsın kendini de. -Ve az daha yürürsen
deniz görünür yukarıdan.-
Can-özüne boyun eğmekle özgürleşebilir insan,
balıklar denizin sonsuzluğu ile…
Ve uçmaya doğan kuşların yazgısı kanatları olabilir yalnızca.
Alnında iyi ve kötü iki yazı bulunur.
Gündüze çıkmak için gece bulunur. Üçüncüsü ne iyisi olur
ne kötüsü,
Kader-meleği gibi sana gönderilmiş bulunur.
Ve kaderine direnen mahkûm olur yabancının hayatını yaşamaya.