Birbirimizin kıyılarına çıkar gibi
birbirimizden kıyıya çıkar gibi
seviştik o gün iki kazazede
belki de tuzlarımız sevişti birbiriyle
biz sanki iki deniz eskisiydik o gün
ve bir daha karayı göstermemek üzere
istersen iki denizkızı gibi seviştik de buna
istersen ölü bir balıkçı ve gözütuzlu siren
ve su yerine tuzunda boğulur gibi tenlerimizin
bazen de tuzunda yeniden doğulur bir sevişmenin
ruhumuz bile tuz içinde kaldı
tuz yalnızca tene değil ruha da gerekebilir
ruhu odasından çıkarabilir
bir başkasının adasına indirebilir
bir başkasının denizinde gezdirebilir
bir başkasının akşamında bahçe
bir başkasının avlusunda gölge
bir başkasının güneşinde aşk
bir başkasının yolculuğunda kılavuz
bir başkasının dilinde tuz…
Sevişmek kıyıya çıkmaktır belki de
kıyımızdan başka da çıkacak, inecek
yerimiz de yoktur bizim belki de
ruh adadır ve ten kalır derinde…
Haydar Ergülen