Ve izmarit sonbaharında yaşam.
Kaçamak gülüşler,
Baktığım yerde durmalar.
Sebepsiz tartışmalar,
Yüklenmeler sonucunda büyük ağlamalar…
Aslında hayatı keşiş tadında yaşamak,
Turuncu turuncu.
Bir epiletik durumda yıkılmamak,
Hayata bağlanmak…
Avazın çıktığınca bağırmak,
Bağırılması gerekenleri kocaman susmak.
Otu, böceği, kuşu sevmek.
Kara, kötü sinekleri bile incitmemek.
Tatlı tuzlu yaşamak.
Aslında hayatı bir “Molla Zahid” tadında yaşamak,
Durak durak.
Bir narenciye suyunu bile bir şeylere sebep kılmak,
Ölmek için yaşamak.
Aldanılması gerekenlere bile aldanmak,
İnanmak.
Kayıtsız ve şartsız,
Buluğ çağında ve intisabsız.
Sorgusuz ve sorgulamadan,
Bütün bildiklerimizi susarak.
Aslında hayatı ölüm tadında yaşamak,
Korkusuz aynı dem de korkutmadan,
Saatleri ve takvimleri kaldırarak.
Koşarak olmasa da yürüyerek,
Bir kaç yorgan ve yastıkla yetinerek,
Ölümüne anlar kalsa bile üzülmeyerek,
Tebessüm ederek gitmek.
Bir selâm gibi ölümünü bekleyen ahâliye.
Aslında hayatı “ben” gibi yaşamak,
Aslında hayatı “sen” gibi kaçamak
Kısa “tire”ler içinde sıyrılıp,
Aslında hayata koca bir tırnak işareti açmak…
Lütfü Şener