Beni bir kefeye, seni karşı kefeye koymuşlar.
Ortada tartılan ne sensin ne de ben.
Aşkımız…
Ben senden ayrılıp yukarı çıkınca, sana olan aşkım artıyor.
Senden ayrı değilim; zira seni görebiliyorum ve aynı terazideyim.
Ama kefelerimizin ayrı olması buluşmamıza engel oluyor. Bize şimdilik aynı seviyede olmak yetecek. Ama aşkım ağır geliyor ve kefeler bir türlü denge tutturamıyor aşkım.
Sen yukarı çıkınca -bunu çok istiyorum- bu kez sana olan hasretim artıyor.
Ağırlığım sana gölge olmasın diye yukarı çıkmak istemiyorum;
ama bir yandan da senin daha doğrusu bana olan aşkının ağır gelmesini istiyorum.
Senin gözünde oynayan kişiden, yerinde duramayan bir kişiyim.
Gece benim, gündüz senin olsun bu kefe. Aşkım.
Ve artık dengede duralım.
Evet, acı benim, sevinç senin yanında. Bu nasıl terazi, bu nasıl ölçü böyle?
Gel ey Şuayp; şu sevgiliye bir şey söyle;
yoksa kavmin gibi helâk olacak!