Âh kim Pîrâye’min* işte bu yerdir meskeni!
Şu siyeh topraklar olmuştur o nûrun mahzeni.
Gelmedim on beş sene bilmem ne yanda medfeni.
Ey mezâristan bana ettirme âh ü şîveni!
Rahm edip âgâh edin ey servler, taşlar beni!
Bî-nişan terk eyledim eyvâh evlâdım seni!
Söyle yavrum eyleyim şâd-âb-ı giryem kâkini
Hangi topraktır senin örten vücûd-i pâkini?
Züldür on beş yılda bir kerre ziyâret kabrini.
Yok hicâbımdan taharriye cesâret kabrini.
Ger zaman ettiyse pâ-mâl-i hakâret kabrini,
Bir vazifeydi bana etmek imâret kabrini.
Bir avuç hâk-i mübârekten ibâret kabrini!
Eylemez kimse banâ hayfâ işâret kabrini.
Söyle yavrum eyleyim şâd-âb-ı eşkim hâkini
Hangi topraktır senin örten vücûd-i pâkini?
Hayf kim çok gördü sen nev-bâvemi devrân bana.
Vermedi bir gün der-âguş etmeğe meydân bana.
Olmadın yavrum niçin bir kerrecik handân bana?
Pek ağır geldi bugün bilmem neden hicrân bana?
Çâre-sâz ol bâri sen ey dîde-yi giryân bana!
Cây-gâhın söylemez mâdâm kabristân bana;
Söyle yavrum eyleyim şâd-âb-ı giryem hâkini
Hangi topraktır senin örten vücûd-i pâkini?..
Recaizade M. Ekrem