Pulluğu tarlaya götürdüler,tarlayı eve getirdiler-sonu gelmez bir değiş tokuş belirledi her şeyin anlamını. Kadın kırlangıçla yer değiştirdi, gidip çatıdaki yuvasına oturdu kırlangıcın ve şakıdı. Kırlangıç kadının gergefinin başına geçti, yıldızlar, kuşlar, çiçekler, kayıklar ve balıklar işledi. Bilseydin ağzının ne kadar güzel olduğunu, seni görmeyeyim diye beni gözlerimden öperdin. Yannis RitsosÇeviren: Cevat Çapan
Tag: Yannis Ritsos
Şub 23
Kız Kardeşimin Türküsü
Göklere inanırdım eskiden,ama sen, denizlerin derinliğini gösterdin bana, ölü kentleri, unutulmuş ormanları, boğulmuş gürültüleriyle. Gök şimdi yaralı bir martı,süzüldü denize. Sana kargaşalığın üzerindeki köprüyü kurmaya çalışan bu el kırıldı. Bak bana: ne kadar çıplak ve suçsuz duruyorum önünde. Üşüyorum, bacım. Kim getirecek bize ellerimizi ısıtacak güneşi? Susuyorum. Dinliyorum. Kimseler geçmiyor gecemizin karanlık sokağından. Yıldızlar kazaya …
Şub 23
Aynı Yıldız
Islanmış parlıyor damlar ay ışığında.Kadınlar şallarına sarınıyorlar.Evlerine koşuyorlar saklanmak için.Biraz daha oyalansalar eşikte,onları ağlarken yakalayacak ay. O adam her aynada, çıplaklığı içine kapatılmışbir başka saydam kadın olmasından şüpheleniyor– sen ne kadar uyandırmak istesen de onu, o uyanmayacak.Bir yıldızı koklayarak uyuya kalmış o kadın. Adamsa uyanık yatıyor koklayarak aynı yıldızı. Yannis RitsosÇeviren : Cevat Çapan
Şub 23
Yalınlığın Anlamı
Basit şeylerin arkasına gizleniyorum, beni bulasınız diye;beni bulamazsanız, nesneleri bulacaksınız, dokunacaksınız elimin dokunduğu yere,birleşecek ellerimizin izleri. Ağustosun ayı parlıyor mutfaktakalaylı tencere gibi (size söylediğim şeyden dolayı böyle oluyor)aydınlatıyor boş evi ve evin diz çökmüş sessizliğini-her zaman diz çökmüştür sessizlik. Bir yola çıkıştır her sözcükbir buluşma için; sık sık vazgeçilen-ve bir sözcük gerçektir ancak, bu buluşmada …
Şub 23
Kadınlar
Kadınlar çok uzakta. “İyi geceler” kokar çarşafları.Masaya ekmek koyarlar yokluklarını hissetmeyelim diye.Sonra anlarız suçun bizde olduğunu. Sandalyeden kalkıp“Bugün çok yoruldun,” deriz ya da “Boş ver, lambayı ben yakarım.” Kibriti çaktığımızda, o yavaşça döner ve tarifsizbir dikkatle mutfağa yönelir. Sırtı nice ölülerle,kamburlaşmış, hüzünlü bir tepe-aileden ölüler,onun ölüleri, senin kendi ölümün. Adımlarının gıcırtısını duyarsın eski döşemede,bulaşık telindeki …
Şub 23
Bir Sözcük O
Bir şey bilmiyorum -dedi- bir şeyim yok, bir şey değilimburadaysam, dünyanın içinde, çakılmış bir büyük kanatla göğsüme,odur öğrendiğim tek sözcük, söyler ağlarım- onu tanıyorum, onunla varım, onu haykırırım rüzgâra-uykusuz ıssız gecelerde öldürenlerin öğrettiklerionca taşın taşlanmanın altında -yalnız bir sözcük:Özgürlük, Özgürlük, Özgürlük. Yannis RitsosÇeviri : Ahmet Yorulmaz
Şub 23
Üçleme
1.Hava kararıncaya dek Eline almıştı kadının elini. Konuşmuyordu uzaktan, belki de kendi içinde,güçlü atışını duyuyordu denizin nabzının.deniz, çamlar, tepeler eliydi kadınınOna söylemese bunu, nasıl tutabilirdi o eli? hava kararıncaya dek kımıldamadılar. Sadece iki eli de kırık bir heykel vardı ağaçların altında. 2. Bir kadın O gece; yanına varılmaz o kadın öpmüyor kimseyi onu öpecek kimse …
Şub 23
Yaşlı Bir Adam
Gürültülü kahvenin içerlek bölümündeyaşlı bir adam oturuyor tek başınabaşını masaya eğmiş, önünde bir gazete. Ve sefil yaşlılığının küskünlüğü içindehayatını nasıl boşa harcadığını düşünüyorgüçlü, yakışıklı, sazı sözü yerindeyken. Biliyor artık çok yaşlandığını, duyuyor, görüyor.Oysa daha dün gibi geliyor ona gençlik günleri.Nasıl da hızla geçmiş zaman, nasıl da hızla geçmiş. Onu nasıl yanılttığını düşünüyor aklının,ona nasıl her …
Şub 23
Gece Treni
Tren gece yarısı geçiyordu tuğla harmanının önünden;bir an, trenin nabzını duyuyordu evler duvarlarında,pencerelerinde, korkmuş ya da şaşırmış gibi. Sonra uykuya dalıp unutuyorlardı. Bütün gece gözünü kırpmadı. Damarlarının içinden geçmişti tren,Getirdiği, alıp götürdüğüyle. Ve o, kendi içinde, tarlaların ötesinde, ağaçların gerisindeSon tren düdüğünü bekledi kalkabilmek için. Yannis RitsosÇeviren: Cevat Çapan
Şub 23
Pencere
Sonra sessizlik, hareketsizlik. İkiyüzlülük bile diyebilirsin,çünkü, belki de bilirsin, kaç çarmıha gerilmiş çığlık,kaç diz çöküş gizlidiro dikey saydam görkemin gerisinde.Hele akşam olurken, şu bahar günlerinde, ve limanuzakta bir yangınken, yaldızlı ve kızıl,gemi direklerinin karanlık ormanında, balıklarıduyarsın, suların basıncında, küçük üçgen ağızlarıyladerin bir soluk almak için suyun yüzüne çıkan. Dikkat ettin mi?Böyle zamanlarda suyun yoğun aydınlığı …