Yannis Ritsos

Şair

24 Şiir Yayınlandı
Biyografi / Hayatı
HAYATI VE BİYOGRAFİSİ --------------------- Peloponez yarımadasında Monemvasia'da doğdu. Ritsos liseyi bitirdikten sonra, on yedi yaşında Atina'ya gitti. Daha sonra yüksek öğrenimden vazgeçti. 1927–1931 yıllarını verem hastalığı nedeniyle bir sanatoryumda geçirdi. İlk şiirlerini bu dönemde yayımlamaya başladı. 1931'te komünist gruplara katıldı, bu şiirinin doğrultusunu çizdi; ilk şiirlerinde burjuva karşıtı devrimci sanatçıların çizgisini izledi. Trakter (1934, Traktör) adlı, Sovyetler Birliği'nde sosyalist düzeni ele aldığı ve teknik temasını da Yunan şiirine sokan ilk kitabında, nihilizme karşı tavır aldı. Epitaphios (Yazıt-Mezar Yazıtı) (1936) adlı kitabı Atina'da Zeus tapınağında, faşist cunta yönetimi tarafından törenle yakıldı. Şair, solcu siyasal görüşleri yüzünden Metaksas (Limnos, Agios Evstratios, Makronisos adaları) ve Papadopulos (Giaros ve Leros adaları) dönemlerinde Ege Adalarında sürgün olarak yaşadı. Ayışığı Sonatı (1956) adlı kitabıyla Ulusal Şiir Ödülü'nü, 1976'da Etna-Taormina Şiir Ödülünü ve pek çok uluslararası ödülü kazandı. Ritsos'un otuzdan çok kitabı yayınlanmıştır. Ritsos 1977 Lenin Uluslararası Barış Ödülü'nü almıştır. Ritsos, metaforlarla örülü şiirlerinde, Yunanistan coğrafyasını arka plana alarak, yurtseverlik duygularını işledi. İnsanın günlük yaşamdaki durumuna yaklaşımı, nesnelere duyduğu ilgi, ayrıntıları bütün yalınlığıyla yansıttığı kısa şiirlerinde iyice belirginleşir. Yannis Ritsos'un Monemvasia,Yunanistan'daki mezarı Şiirleri 80 kadar dile çevrilmiş ve milyonlarca insana ulaşmıştır. BAŞLICA ESERLERİ ----------------- - Alışkanlıklar Da Değişir - Umarsız Penelope - Yaşlı Kadınlar ve Deniz - Helena ve Nöbetçi - Boyun Eğmeyen Ülke - Graganda - Erotika - Dikkatli Ariostos (Anlatı/Roman) - Seçme Şiirler - Tüm Şiirleri - Ölü Ev - Taşlar, Yinelemeler, Parmaklıklar - Bir Mayıs Günü Bırakıp Gittin

Şairin Şiirleri

Anlamak
Pazar. Çevreye serpilmiş gülüşler gibi parlıyor
ceketlerin üzerinde düğmeler. Otobüs gitti.
Bazı sevinçli sesler – ne garip
dinleyebilmen ve yanıtlaman. Çamların altında...
Aynı Yıldız
Islanmış parlıyor damlar ay ışığında.
Kadınlar şallarına sarınıyorlar.
Evlerine koşuyorlar saklanmak  için.
Biraz daha oyalansalar eşikte,...
Belki Bir Gün
Sana bu pembe bulutları göstermek istiyorum gecede.
Ama görmüyorsun. Gece olmuş -insan neyi görebilir ki?
Artık senin gözlerinle görmekten öte bir seçeneğim yok,
diyor,...
Bir Saban, Tek Başına
Her şey düzenli, sağlama bağlanmış, mantığa uygun,
nerdeyse insancaydı. Üstlerine düşeni yapıyordu
kentin tapınakları;
Athena da adaleti koruyordu;...
Bir Sözcük O
Bir şey bilmiyorum -dedi- bir şeyim yok, bir şey değilim
buradaysam, dünyanın içinde, çakılmış bir büyük kanatla göğsüme,
odur öğrendiğim tek sözcük, söyler ağlarım-
onu tanıyorum, onunla varım, onu haykırırım rüzgâra-...
Birden
Sessiz gece. Sessiz. Ve sen vazgeçtin
beklemekten. Nerdeyse dingindi her yer.
Birden, orada olmayan kişinin o canlı
dokunuşunu duydun yüzünde. Gelecek....
Değiş Tokuş
Pulluğu tarlaya götürdüler,
tarlayı eve getirdiler
-sonu gelmez bir değiş tokuş belirledi her şeyin anlamını.
Kadın kırlangıçla yer değiştirdi,...
Gece Treni
Tren gece yarısı geçiyordu tuğla harmanının önünden;
bir an, trenin nabzını duyuyordu evler duvarlarında,
pencerelerinde, korkmuş ya da şaşırmış gibi. Sonra uykuya dalıp unutuyorlardı.
Bütün gece gözünü kırpmadı. ...
Görülmemiş Bir Çiçek Açma
Haykırmak istiyordu – daha fazla dayanamayacaktı.
Sesini duyabilecek kimse yoktu orada;
kimse duymak istemiyordu. Kendisi de korkuyordu
sesinden,...
İsmene
Uğrayın arada bir - beni sevindirirsiniz. Günler
bir türlü geçmiyor burada. Artık ne gelen  var, ne giden,
eşyanın, çatıdaki kirişlerin, döşemenin, merdivenlerin,
sıvaların, kapkacağın, perdelerin, menteşelerin...
İsmene
...Sanırım taşınmayacak kadar
ağır bir yüktür insanları yönetmek ve komut vermek
Sonunda da,herkes yönettiği neyse onunla yönetilir-
herkese ve her şeye duyduğu o sınırsız kuşku dışında;...
Kadınlar
Kadınlar çok uzakta. "İyi geceler" kokar çarşafları.
Masaya ekmek koyarlar yokluklarını hissetmeyelim diye.
Sonra anlarız suçun bizde olduğunu. Sandalyeden kalkıp
"Bugün çok yoruldun," deriz ya da "Boş ver, lambayı ben yakarım."...
Kapının Önünde
Kapıyı çalmak üzereydi. Vazgeçti. Orada durdu.
Acaba gitse miydi? Ama nasıl? Ya birden kapı açılırsa?
Üst katın penceresinden gören olursa?
Bir bardak su dökmeye, cıgara izmaritlerini,...
Kız Kardeşimin Türküsü
Göklere inanırdım eskiden,
ama sen, denizlerin
derinliğini gösterdin bana,
ölü kentleri,...
Nerdeyse Eksiksiz
Biliyorsun, ölüm diye bir şey yok, diyor adam kadına.
Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın.
İki gömleğin de ütülendi, çekmecede,
sadece küçücük bir gül benim özlediğim....
Pencere
(Deniz kıyısında bir odanın penceresi önünde iki adam oturmaktadır. Görünüşle...
Burada pencerenin önünde oturuyorum; gelip geçene
bakıyorum ve kendimi görüyorum onların
gözlerinde. Eski çerçevesi içinde...
Pencere
Sonra sessizlik, hareketsizlik. İkiyüzlülük bile diyebilirsin,
çünkü, belki de bilirsin, kaç çarmıha gerilmiş çığlık,
kaç diz çöküş gizlidir
o dikey saydam görkemin gerisinde....
Son İstek
Şiire, aşka ve ölüme inanıyorum, diyor,
işte bu yüzden ölümsüzlüğe de inanıyorum.
Bir dize yazıyorum, dünyayı yazıyorum; ben varım; dünya var.
Bir ırmak akıyor serçe parmağının ucundan....
Son Saat
Bir koku kalmıştı odasında, belki yalnız
anılardan, belki de ilkyaz akşamına
yarıaçık bırakılmış pencerelerden. Götüreceği neyi varsa
toparladı. Büyük aynanın üzerine bir çarşaf örttü....
Üçleme
1.Hava kararıncaya dek
Eline almıştı kadının elini. Konuşmuyordu
uzaktan, belki de kendi içinde,
güçlü atışını duyuyordu denizin nabzının....
Yalınlığın Anlamı
Basit şeylerin arkasına gizleniyorum, beni bulasınız diye;
beni bulamazsanız, nesneleri bulacaksınız,
dokunacaksınız elimin dokunduğu yere,
birleşecek ellerimizin izleri....
Yaşlı Bir Adam
Gürültülü kahvenin içerlek bölümünde
yaşlı bir adam oturuyor tek başına
başını masaya eğmiş, önünde bir gazete.
Ve sefil yaşlılığının küskünlüğü içinde...
Yazıt
NEREYE UÇUP GİTTİ BENİM OĞLUM
Oğlum, canım ciğerim, iliği kemiklerimin, yüreğimin yüreği,
daracık avlumun serçesi, yalnızlığımın çiçeği.
Nereye uçup gitti benim oğlum? Nerelere gitti bırakıp beni?...
Yeniden Doğuş
Yıllardır kimse bakmamış bu bahçeye. Ama işte
bu yıl - mayısta mı, haziranda mı? - kendiliğinden
                       açmaya başlamış çiçekler,
parmaklıklara kadar coşmuş - binlerce gül,...