Gördüm ölüm diyârını rü’yada bir geceSessizlik ortasında gezindim kederlice. Durmuş saat gibiydi durup geçmiyen zaman.Donmuş sükût içinde güneş görmiyen cihan. Hâkimdi yerde ufka kadar uhrevî vakar;Bir çeşme vardı her tarafından ziyâ akar; Geçtikçe bembeyaz gezinenler üçer beşer;Bildim ki âhiret denilen yerdedir beşer. Baktım hüzünle her birinin benzi sapsarı.Sezdim ki gövdesizdi, hayâliydi boyları. Bir başka semte …
Tag: Yahya Kemal Beyatlı
Şub 23
Geçiş
Mazi köyünde, hatıralar gölgesinde kal !Yaklaştığın tâbiati günlerce seyre dal! Dağlar başında zevkini aldındı varlığın,Bulsun bu zirvelerde huzûr ihtiyarlığın. Akşam, çoban sadâları artar, güneş söner;Gür çırıgıraklarıyle davar yaylâdan döner; Havlar zaman zaman gece ufkunda bir köpek,Gönlün hüzünlenir bunu duydukça ürkerek. İnsan bilir cihanda nedir ömrünün sonu;Ömründe bir dakikacık etmez hayâl onu. Hiç şaşmıyan saat gibi …
Şub 23
Akşam Mûsıkîsi
Kandilli’de, eski bahçelerde, Akşam kapanınca perde perde, Bir hâtıra zevki var kederde. Artık ne gelen, ne beklenen var; Tenha yolun ortasında rüzgâr Teşrin yapraklarıyle oynar. Gittikçe derinleşir saatler, Rikkatle ve yavaş yavaş ve yer yer Sessizlik daimâ ilerler. Ürperme verir hayâle sık sık Her bir kapıdan giren karanlık Çok belli ayak sesinden artık. Gözlerden uzaklaşınca …
Şub 23
Nazım Hikmet’in, annesiyle Yahya Kemal arasındaki aşkı farkettiği an
Celile Hikmet resimleri ile olduğu kadar güzelliği ile de tüm İstanbul’un diline destan bir kadındı… İstanbul sosyetesinin en çok konuşulan kadınları arasındaydı… 1900 yılında bu dillere destan güzellikte kadın Osmanlı’nın meşhur valilerinden Nazım Paşa’nın oğlu Hikmet Bey ile evlendi… Türk şiirinin dünya çapındaki en önemli ismi olan Nazım Hikmet de bu beraberlikten doğacaktı… 1916’ya gelindiğinde …
Şub 23
Madrid’de Kahvehane
Madrid’de kahvehaneyi gördüm ki havradır, Bir yerdeyiz ki söz denilen şey palavradır. Dalmış gülüp konuşmaya yüzlerce farfara, Yorgun kulaklarımda sürerken bu yaygara Durdum, hazin hazin, acıdım kendi halime Aksetti bir dakîka uzaktan hayâlime, Sakin Emirgân’ın Çınaraltı’nda kahvesi, Poyraz serinliğindeki yaprakların sesi. Bazen gönül dalar suların mûsikîsine Bazen Yesâri hatlarının en nefîsine. Yahya Kemal Beyatlı
Şub 23
Açık Deniz
Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.Kalbimde vardı “Byron”u bedbaht eden melâlGezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl,Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını,Duydum akıncı cedlerimin ihtirâsını,Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu,Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu…Maplûpken ordu, yaslı dururken bütün vatan,Rü’yâma girdi her gece bir fâtihâne zan.Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duygular,Mahzun hudutların ötesinden …
Şub 23
Rindlerin Ölümü
Hâfız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmışEski Şiraz’ı hayâl ettiren âhengiyle. Ölüm âsude bahar ülkesidir bir rinde;Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.Ve serin serviler altında kalan kabrindeHer seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter. Yahya Kemal Beyatlı
Şub 23
Bir Başka Tepeden
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer. Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü’yadaSende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan. Yahya Kemal Beyatlı
Şub 23
İstanbul’un Fethini Gören İstanbul
Üsküdar, bir ulu rü’yâyı görenler şehri! Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri, Hepsi der: “Hangi şehir görmüş onun gördüğünü? Bizim İstanbul’u fethettiğimiz mutlu günü!” Elli üç gün ne mehâbetli temâşâ idi o! Sanki halkın uyanık gördüğü rü’yâ idi o! Şimdi beşyüz sene geçmiş o büyük hâtıradan; Elli üç günde o hengâme görülmüş buradan; Canlanır levhası …
Şub 23
Hazan Gazeli
Hazan ki durmadan evrâk-ı sû-be-sû dökülürHazînesinden eteklerle reng ü bû dökülür Ne inkırâz-ı bahâran ki hân-ı yağmâdaŞerâb mahzeni Cem’den sebû sebû dökülür Nevâ-yı neydir esen bâd câm-ı meydir gülÇemende eşk ile sahbâ misâl-i cû dökülür Makaam-ı pîr-i mugandan akarken âb-ı hayâtCihanda tâli’e bîhûde âb-ı rû dökülür Hazan da erse Kemâl el çeker mi cânandanLebinden ol …