Tag: Sait Faik Abasıyanık

Şimdi Sevişme Vakti

Çıplak heykeller yapmalıyımÇırılçıplak heykellerNefis rüyalarınız için.Ey önünden geçen ak sakallı kasketliYırtık mintanından adaleleri gözükenDilenci.Sana önceŞiirlerin tadınıAşkların tadınıKitaplardan tattırmalıyımResimlerden duyurmalıyım. Resimlerden. Şu oğlan çocuğuna bak.Fırça sallıyorKokmuş manifaturacının ayağınaDörtyüzbin tekliğindenOn kuruş verecek. Seni satmam çocuğumDörtyüzbin tekliğe.Ne güzel kaşların varNe güzel bileklerinHele ne ellerin var, ne ellerin. Söylemeliyim.YokYok… meydanlarda bağırmalıyımBu küçükGüllerin buram buram tüttüğüAnadolu şehri kahvesindeKiraz mevsimininSevişme vakti …

Devamını oku

Mektup

I Vapurun dümen yerinde çaldığım ıslık Yağmurlu güvertedeki türkümSana yaklaşmaya vesiledirYoksa canım, seni unutmak için değil.Senden sonra ancak anlaşılırİnsanoğluna öğretilen yalanlar.Senden sonra anlaşılır ancakBoşluğu herşeyin.Seninle beraberdir dolu kadehlerŞaraplar seninle azizCigaralar seninle tüterOcaklar seninle yanarYemekler seninle yenir. II Senden bahis açılmadıkça susmak isterimSenden bahis açılmaya vesiledir.Kınalıada, vapur, deniz, yunusŞimdiye kadar neden gökyüzü değildiNiye böyle olduNeden kitapları …

Devamını oku

Baba Oğul

“İhtiyar adam rakı kadehine daldı. Sesi daha yavaşlamıştı:– İki tane idiler, dedi. Şuralar yıkılmadan evvel küçük sehpa gibi bir şeyim vardı. Yirmi sene oluyor. Orada gazete satardım. Bunlar da mektepe giderlerdi. Benim gözüm ötekini tutuyordu. Ah bu başımın belası olacak, diyordum. Dokuz on yaşında idi o zaman. Cıgara içerdi. Üstü başı pisti. Kunduralarını çıkarır, satar, …

Devamını oku

Ben hergeleyi görmüşümdür

BENDEN DE BİR KALİNİKHTA SANA BALIKÇI 23 Kasım 1906’da Adapazarı’nda dünyaya geldi. İstanbul’da 11 Mayıs 1954’te sirozdan yaşamını yitirdi. İlköğrenimini Adapazarı Rehber-i Terakki Mektebi’nde yaptı. İki yıl Adapazarı İdadisi’nde öğrenim gördü. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ailesi İstanbul’a yerleşince İstanbul Sultanisi’ne girdi. Onuncu sınıfta bir öğretmene yapılan şaka yüzünden sınıfı dağıtılınca Bursa Erkek Lisesi’ne geçti, 1928’de mezun …

Devamını oku

Köprü

İnsanlar köprüden geçmediği zamanAcaba köprü düşünür mü?Çamaşır mandalını gözlerinde allayan meczubun geçtiğiniÜsküdar iskelesinin kanapelerinde güneş banyosu yapanıÜsküdar kıyılarının ötesindekiKastamonu, Sivas, Safranbolu… Erzurumu.Burada insanların içinde büyük dürbünler.Güller gibi açmıştır.Yufkacılar burada açarlar, koskocaman oklavalarla-İçlerindeki hamurdan-Şeffaf ve titrek memleket rüyalarını.Alyanaklı, beyaz, kalın şekerciler;Akide ve bergamutlarını mermer tezgâhlaravurdukları zamanki kasvetsiz hallerini buradakaybeder, burada şairleşirlerhışırtı ile ve kocaman bıçaklarla kesilen …

Devamını oku

Sivriada Geceleri

Bir nisan akşamı, yola çıkmıştık. Geceyi o yanıp yanıp sönen ışıklar adasında geçirecek, sabah erkenden su üstü karagözüne çıkacaktık.Niyetimiz daha erken yola çıkmaktı ya. Hava bir tuhaftı. Uzakta fırtına bulutuna da benzer sis vardı. Bir gündoğrusu bu sisi temizleyiverdi.Bu sefer de gündoğrudan bir kara bulut gelip yağmurunu boşalttı. Sonra gökyüzünü boydan boya kaplayan bir ebemkuşağı …

Devamını oku

Sait Faik’i Yaşatamadık

“Sait, ansızın öldü. Ölüm haberi bile vaktinde alınamadı. Cenazeyi evininin bulunduğu sokaktan geçirdiler. Bakmayın gazetelere ağlayan tek kişi yoktu. Yalnız yaşlı bir kadın, o da her tabutun arkasından ağlayan cinsten. Şişli Camii’nde, yüz kişi kadardık. Nasıl bir yağmur!… Revakın altına sığındık, sigara üstüne sigara içtik. Haldun’u o gün ilk defa dudağında sigara ile gördüm; onu …

Devamını oku

Son Kuşlar

Kış, Ada’nın her tarafında yerleşebilmek için rüzgârlarını poyraz, yıldız poyraz, maestro, dıramudana, gündoğusu, batı karayel, karayel halinde seferber ettiği zaman; öteki yakada yaz, daha pılısını pırtısını toplamamış, bir kenara, oldukça mahzun bir göçmen gibi oturmuştur. Gitmekle gitmemek arasında sallanır bir halde, elinde bir pasaport, çıkınında üç beş altın, bekleyen bu güzel yüzlü göçmen tazeyi benden …

Devamını oku

Bir Sonbahar Akşamı

Nedir bu kuş, bilmem ki? Sonbaharda bulutlar turunç renklidir. Sonbaharda yapraklar konuşur. Lodoslu İstanbul denizi ne baş döndürücü şeydir! Bir lodoslu günde vapura atlayıp her ipin, her madenin ıslık çaldığı bir vapurda Adalara gidip gelirim. Akşamüstü bazen Köprü´nün ortasında durup Sultan Selim´in arkasındaki bulutlarda kırmızı rengin oyunlarını seyrederken, bir sahra vahasında muazzam bir şehir, bir …

Devamını oku

İlk Cinayet

Ben daima ıstırap içinde yaşayan bir adamım! Bu azap adeta kendimi bildiğim anda başladı. Belki daha dört yaşında yoktum. Ondan sonra yaptığım değil, hatta düşündüğüm fenalıkların vicdanımda tutuşturduğu sonsuz cehennem azapları içinde hâlâ kıvranıyor. Beni üzen şeylerin hiçbirini unutmadım. Hatıram sanki yalnız üzüntü için yapılmış. *** Evet, acaba dört yaşında var mıydım? Ondan evvel hiçbir …

Devamını oku