emel’e “ben babamın yuvarladığı çığın altında kaldım.”çolak mırıltılarla dövmelenen çocukher gün her gece eğer adasında,gözü ağzı elinden alınmış, yosunlarsarmış bedenini çığlıklarken bunu su içinde…karada, hançer suratlı abinin rüzgarın uçar adımları.geçmiş ilmeğinde saklıdır arzusuiçinden karanlık, tekrar ve ilenç sızdıran hayret taşında.”soruyor hatırasında,sırtımda ve sırtında gezinen bu ürperti kim,bir damla süt yerine bu ağu kim?”ay gözüyle bakmayan …
Tag: Nilgün Marmara
Şub 23
Nilgün Marmara
Nilgün Marmara – “Hayatın Neresinden Dönülse Kârdır”Emine Gürbüz “Azımsanamayacak kadar ölmüşüm / Azımsanamayacak denli ölüyüm… Geliyorlar, bu evde doğan yeni bir ölümü görmeye; koşarak, düşe kalka yuvarlanarak, sürünerek… Nasıl olursa olsun; görmek için bu eski dostlarının yeni cesetlerini ve göstermek için kendi dirimlerinin kıvılcımlarını geliyorlar. Ölüm sessizliği, toz ve küf kokan evden ayrıldıktan sonra seviniyorlar …
Şub 23
Daktiloya Çekilmiş Şiirler
hiç kullanılmamış bir zamanın gözkapaklarını açıyorum dünyamsın benim, zorbam, düzenimbundan gözlerim göğe çevriliellerim denizdehiç katılmadan sende yaşıyorumdirimimsin benimdoğarken öldüğüm aşağılık belirtileri sahipliğin, birleştirdine geceyi ne gündüzükölelik yetişemedi aralık paylarına sevincin üşümüşümbu yaklaşan kışla değildeniz ürpertisi, göğün alacasıyla değilellerimin soğukluğu hep bir kalabalıktakaçışının gizini gönlünde tuttuğunbilisiz aşkı/nı ver banaüşümeyeyim kendimizle oynayan güçsüz mahluklarız biz, yaptırımla ödülü …
Şub 23
Gökkuşağından Darağacı
Şimdi’nin bedeni yok,Yontuyor geçmiş bilgisiylegelecek belki olur diye taşı,taşını kokluyoryontu dağılıyor… Şimdi’si yitikbundan boyuyorboyuyor evine aldığıağacın üzerine tüneyipduvarını, tavanını, geçmişive geleceği ve her yanını;dal kırılıyor… Şimdi’si yitikdiziyor diziyor notalarını,göğe ışık üzerine boncuklarını,ucuza getiriyor varlığınısonsuzun sessizliğiylesonlunun gürültüsü arasında,O bitirince kıyısında gezindiğiyol çöküyor… Şimdi’si yitikbundan yazıyoryazıyor enine boyunaiçini ve dışını ve yerive göğü ve suyu,bindiği kadırgao inince …
Şub 23
sen kokuyor yüzeyi bedenimin her gözeneği
Bundan böyle baktığımda gömütsü ince boşluğa bilemem martılar neye göre toplanırlar bilemem dizlerim neden çözülür böylesine güçsüzleşir dolaşımı kanımın uyuşurum bunca değişken mavinin görümünde uçarım ve karşı kıyı tehdit okunu kırdıkça sunağım orasıdır pek sık çiçeklerle ve cesetlerle giderim iyice daha sunmaya… Ödünç aldım kokunu kendi tenimde,sen kokuyor yüzeyi bedeniminher gözeneği. Açar açmaz arkı daldı …
Şub 23
Cam Kelepçeye Evet
Ilık bir süzülüşle Geri dön hayat, Bırakma yeryüzü salına tünemiş pek kara kuşlar Örtsün bakışımı, Görmek acısı sürsün pencere tutsağının Düşsün hayatı suya… Nilgün Marmara
Şub 23
Safir Dilek
Ey dilek koşulu aşkın; beyaz gül ve incelen oklar. Bir güzağacı gövdesinde kapalı gerçekleşmenin kaynağı . Güneşeuyarlanamıyor dilek. Güz, kırmızı gülün düşmanı, el alıyordonuk karadan kalın oklara karşı. Barışsızlık sürüyor.Bu çılgın eğlentinin karşıtı bir yürek hangi kuşun sesinde dinlensin?Yinelenen bırakılmalarda ararken serin tınısını el, bir sınırı hatırlıyor, sonsuz ! Ey, olmayan bir yalımı bekleyen devinim, …
Şub 23
Menekşe Alanı
Geçmişe doğru bir yükselmeyle elde edilen herhangi bir menekşe alanı, düşlerin kurulduğu ve orada tutsaklandığı bölge; kendini ancak bizim imgelememizde var kılan ve hep orada yinelenen mor şenlik türküsü. Nilgün MarmaraKağıtlar / Everest Yayınları / 2016
Şub 23
kağıt (hamur) anneyse kalem de babadır
Defterler eski elbise dolabında,gündüzleri açık artırmada!Geceyse uzun yollar giyinir ve uyur,Göksüz küçük yıldızımız!Kızları boyladı. (Levh-i Mahfuz)Saklı Kitap Akaşa -akaşik kayıt- dünta belleği. * Eğer kağıt (hamur) anneyse kalem de babadır ve her sözcük içindeki herflerin diziliş bağlantılarıylaavlularda, bahçelerde, kumda oynayan kardeşlerin kendilerine ördükleri zarif ilmeklerdir. Beyaz perde gergin bir çarşafsa (duvar) …
Şub 23
Mezar
tükenirdi monologkaçarken içine düştüğüm kara toplumbig bang sonrası büyük yalnızlık bilinmeyenisaçlarında titreyen iblisler karartırken güneşiüstüste gömülürkensaydam yaşamlarbir yankı duyulurdu hiç’liktenbütün yalnızlıklarınızın ilencikorusun çoğulluklarınızıcinnet koyun erdemin adınımaskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltınhepiniz mezarısınız kendinizin… Nilgün Marmara
- 1
- 2