Saçlarımdan biraz ayırıyorum sana, elimde bir tek bu var çünkü kamusal prangalar, mülakatlar ve pektabi asla uzak değil bütün harfler, benim sana uzaklığımla kıyaslanınca. Beni donmuş yüzüklerimle geceye bağışla, için yâd edemem ben seni...
Bugün hiçbir söylediğimin anlaşılmadığı gündür: Yağmurlar yine güzel, ellerin de Sanki borsaları su basmış, hızla tahvillerini kaçırmak isteyen ağalar, Çamura paçalarına kadar batmış koşturuyorlar....
Sonra bir çağ geldi İçimize ölü balıklar koymuşlardı bizim İki misket dönüyordu yüzümüzün uzakları gören yarımküresinde İlle de ölmek gibi bir şeylerden yıkanıyordu zaman...
Senin gözlerin kahverengi yeşim mi? Şiirle bir antlaşması var mı? Sınırları genişler mi yağmurlarla? Bir gri bulut gibi giydim, kaburgandan çıkarıp ecesi latif geceyi. Şâh tuttu bağladı gözlerime gözlerini....
“Nâz idüp şol iki hâlün birini gizleme kim Nâzunı sen beni öldürmege nâr eylersin” Emrî Naz ile nazm arasında bir kuştur özlemek -ipliğini çeker sevdanın-...