Tag: İlhan Berk

Ben senin krallığın ülkene yetiştim

Ben senin krallığın ülkene yetiştim Kaldım gölge tanımayan güzelliğinle. Her sabah büyüten denizimizi böyle Gülüşlerindi o ülkede bilmez miyim. Sen o çıktığım sularsın,zencim benim. Denize bakan evler gibiydim seninle. Dur, geliyorum ellerin ne güzel öyle. Beni şey et gülüşlerini bekleyeyim. Sen gittiğim o ülkesin varılmıyorsun Vurmuş sonrasız nasıl en güzel sulara Güzelliğin balıkları gibi İstanbulun. …

Devamını oku

Sıkıntı

Canım……sıkılıyor……………dedi ot İlhan Berk

Orda

Orda…… bir ökseotuder uyuyamıyorum neden gecikti gece İlhan Berk

Özür

Bağışla ayrıkotu hep ben konuştumİlhan Berk

Anlatıyor Her Şey

Her şey, her şey ay gözleyen Babil’le başladı. Adlar onu izledi. Adlandırınca, her şey sıkıcı oldu. Sessizlik bozuldu. Büyük sessizlik. Diyorsun tarihte hayvan adlarına hiç rastlanmaz. Çiçek adlarıyla seslere de… Sesler ki… her şeydir. Unutmam her şey dünyanın bir ucundan tutuyordu. Baktım zaman adını alınca tanınmaz oldu. Adını bir türlü usunda tutamıyordu bir kuş. Sıra …

Devamını oku

Düşünürken Buldum Kayayı

Düşünürken buldum kayayı.Otlarla konuşmaktan geliyordum.Ölü bir yaprak, adını unutmuş bir sokak,sav dolu bir tümce, suçlu bir ırmak,bir de partal bir kuş yürüyorduk.Bir atlı karıncaydı yaşamak, onu yürüyorduk.Bilirim sözcüklerin ulaştığı yere hiçbir şey erişemez.İsa ile Karahisari’nin gömlekleri dikişsizdi.Sözcükler bunu gördü.(Ey görünmezlik! Elimden tut.Gecede sözcüklerin ağırlığı daha bir artıyor. Ve…– Yazık, tümcemi tamamlayamayacağım. Anlamdan hep kuşku duydum.Evler …

Devamını oku

Günlük İşlerdenmiş Gibi Ölüm

Dönüp duruyor yol. Sonunda orda durduk.Açık kapıdan gördük,oturmuş yün eğiriyorduElinde kirmeni.Kocaman bir yumak kapının orda yuvarlanıp kalmıştı.Eşikten başımızı uzatıp:“Nasılsın?” dedik. Sankibir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi“Ölüp gidiyoruz işte!” dedi,kaldırmadan başını.Günlük işlerdenmiş gibi ölüm. Bir rüzgâr dövüp duruyordu önündeki deniziArada bir başını kaldırıp baktığı. İlhan Berk

Saint-Antoine’in Güvercinleri

I.Eleni’nin Elleri Bir gün Eleni’nin elleri geliyorHer şey değişiyor.İlk İstanbul şiirden çıkıp yerini alıyorBir çocuk ilk gülüyorBir ağaç çiçek açıyor. Eleni’den önceDaha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştımSabahları, akşamları bilmiyordum dahaBir gün bakıyorum akşam ellerimde gözlerimdeBir gün sabah her yanım.Eleni geliyor Dünyaya bakıyorumDünya sanıldığı kadar küçük değil o gün anlıyorumSanıldığı kadar üzgün değiliz dünyadaO …

Devamını oku

Sözcükler IV.

I Bazı sözcükler yaralı doğmuştur. İyileşmez.Akışı uzun gece. II Anlam değildir sözcüklerden beklenen İçiçeriktir. III Sessizlik de üretir sözcükler. Ama kullanmazlar. IV Bazı sözcükler miyop, kısa boylu, kel kafalıdır. Varlıkları kuşkuludur.(Kabalistler kuşlarla konuşabiliyorlardı) V Her şey konuşur evrende. Sözcük sonra gelir. VI Ben nesnelerin tabuluğu gibi sözcüklerin de tabuluğuna bağlıyım. Bu uçurumu hep yaşarım. İlhan …

Devamını oku

Bir Orman

Hanginiz aklınıza getirdinizBenim bir gün insanlığımıBitkilere hayvanlara kadarBir gün tutup genişleteceğimiBütün bu dünyaya saracağımı sonra da Şu esen rüzgâra bıraktım işteYaşayan duyan her şeyimiOnların hesabına yaşayacaklar bundan sonraEllerime saçlarıma kadarHer şeyim dünyada İlk defa bu kadar iyi farkediyorumBu yüreği param parça uçan kuşBu çamur gibi gökyüzüBu deniz, bu garip karıncaCihanda ümit ölmez deyip yaşamışlar Her …

Devamını oku