Tag: Hüsrev Hatemi

Karabağ Şikestesi

I. Bilirsin kırık dökük hayatımız bizim, Karabağ şikestesi gibidir. Bir çığlık fışkırır birden, Neşeli ara nağmelerden. Ben, ara nağmeler sürerken Anlıyorum ki, gitmeliyim… Düşsel bir kervanın dev develeri, Evin önünde çökmüş Kapıcıyla lafa dalmış kafilesalar Artık tereddüde mahal mi var? Sevdiklerimin anılarından döktürdüm Kervana armağan bir çan, Melamet hırkasını giyerek eynime, Ne yüreğime ne beynime …

Devamını oku

Keder Denizi

Yürekler vardır ki Devran elinden,Onlara gam sunulduğunda, İri güller gibi kan ağlayıp Sessiz, dünyayı seyrederler… Yürekler vardır ki onlar,Kırgınlık ve yalnızlığı tadınca; Sokak gösterilerinde yakılan, Taşıt lastikleri gibi,Alevli ve gösterişli yanarlar… Yürekler vardır, gam denizi derinlerindeMürekkep balıklarıdır ki, Onlara sitem eriştiğinde, Deniz içine ağlarlar… Laciverd ve dilsiz. Hüsrev Hatemi

Anılar Tipisi

Kendimle baş başa kalıncaÇok defa,Hava soğur, anılar tipisi başlarKar zerreleri yüzümü acıtır, burnum alnım buz gibiBu yağış, bazan iri taneli bir doluNerdeyse kafatasımı kıracak,Dua ve Ümitlerin şöminede yandığı Ruhumun dağ evine dönerim.Ümitler ısıtmaz insanı ruh kışında,Saman alevi gibi yanar ve sönerlerKurtarıcı olan dualardır ancak,Duaların ormanını beslemedikçeSonumuz donmak.Ayrıca ruhumuzun dağ evinde,Ölümden sonra da önce de Yalnızlığımız …

Devamını oku

Kederli Bir Öykü

Bana anlattı vaktin çok geç olduğunu Çocuk,Konuşmuyordu tabii, sadece baktı, mahzun.Yerde ayak izleri “uzaklaşan O”nunYürekteki izlerse, gözlerinden;Bir goncaydı mutluluk hiç açılmamışken solgun.Aramızda da bir “Kan Kalesi”Ok yağıyor üzerime bardaktan boşanırcasına yoğun,“Bana öyle bakmamalıydın giderken,Cehenneme dönmemeliydi yokluğun.”Ardına bakmaların olmasaydı mahzun,Bu kadar ağrımazdı belki kalbim…Ama beni yalnız bırakıp giderken,Bakışlarınla yıkılmış,Gidişinle kimsesizim…Son sahnemiz bu olacaktı demek bizim,Arada yüksekte …

Devamını oku

Muhayyer Sünbüle

                – Fırat Kızıltuğ’a- Bu rüzgârla, şimdi çoktan unuttuğumTarlalarda başaklar eğiliyor;Değirmen miydi depo mu, o yıkık…Terkedilmiş yapının bacasında,Derin düşüncelerde iki leylek;Birisi ayakta ve çökmüş diğeri. Bu rüzgâr, şimdi deniz kokusunu,O kadîm sâhilde gezdirirkenBir şeyi yapamayacak yalnız…Ölmüş güzellerin saçlarını, -Onları ben unutmamış olsam da-Artık dağıtmayacak bu imkânsız. Duyulan bir …

Devamını oku

Karakavak (2)

“Kimse kimseye doymadı ki, herkesi herkesinHerkesi herkesin elinden aldılar”Böyle söylemişti o zayıf, Avurtları çökük ve parlak gözlü, Siyahlar giyinmiş, siyah çoraplı hanım…Böyle söylemişti gıcırtılıİçimi üşüten sesiyle“Burada bir Nevin Hanım vardı degil miii? Sonra iki kızı ve kendisi, Zaman geçti ve öldüler degil miii?”Boğazım kurumuştu sessiz, Bir çığlıkla uyandığımdaHemen kayboldu zayıf HanımO zaman dokuz yaşındaydımŞimdiyse bir …

Devamını oku

Barışma Rubaisi

Sönmüş sanılan ışık, bir anda parlarDostun sesi, tekrar sevinç ısmarlarBir buzlu soğuk sisli bulut, nur kesilirKuşlar ötüşür yerde erirken karlar Hüsrev Hatemi

Karakavak (4)

Bir ney sesiyle hıçkırık, Karışık…Edirne yolunda tipi, Önce serpen, giderek yoğunlaşan karÖlüm yine salınıyor sekerekAh Ölüm, Ah Seeen, boğazına dursun ham çökelekSen Edirne, sen neşeli günlerimde bile…Hüznü kulağıma bağıran diyar…Uzakta tahammülfersa çay bahçeleri…Kenara yığılmış ve örtülüYaz mevsimini bekleyen masalarBenim beklediğim gelmiyecek ve ayrıcaBeni de bekleyen yok. Hüsrev Hatemi

Karakavak (3)

Gece, aranıyordu yine arıyordu sızacağı ruhlara yol…Ruhlar olmasa Gece nedir ki? Geceler nedir ki…hepsi geçicidir…Vurulmaktan korkar gece…bu sebeptenVurur İnsanları canevinden evlerinde…Vurur insanları tarlalarda, ormanlardaVurur insanları otoyolda bulvarlarda…Gece ülkesinde soluk daralabilir, Gece yaraları en onulmazı yaraların. Hüsrev Hatemi

Bedahşan İli Ve Yüreğim

Sen çık ve salın, gün akşamlıdırTükeniyor, yok oldu bile sevgiYazılsın tarihi ve sezilsinSonlanışı aşkın, artık o yok ki…Öyleyse gülüm, neye yarar bilim;Ezelden ölümün ettiği zulüm,Granit kayalara kazılsın.Umardık yüreğimizin yazıtları,Yâni o kayalar, bir de kanımız,Bir gün lâl olur Bedahşan’da. Ah kuzu, bıçak hep senin boynunaKirlenmiş çöllerde şimdi Leylâ…Teneke kutu ve çöpler yanında,Yüreğimiz lâl olmaz asla. Yeridir, …

Devamını oku