Tag: Hilmi Yavuz

Hilminin Çocukluğu

Hilmi diyor ki yeminlerBana çeşmeleri hatırlatırTabut kalın ciltli bir kitaptırSenin de çocukluğun bir ceviz tabut muyduUsulca bırakılan denize? Hilmi diyor ki benUcuz hüzünler kiralardımAlyanak bir kulakcıdanGök binlerce mavi şapkadırSenin de şapkan mavi miydiO günlerde? Hilmi diyor ki annemÇiçek işlemeli bir lambaydıKarartma gecelerindeSen de denizleri anlıyor muydunYatağa girmeden? Hilmi Yavuz

Lethe

şiir, şiirin kurdudur işte zümrüt ve sürüngen bir dize gidiyor;-gidişi öteki şiire doğru’dur şiirdir seni saran sur kalbim, usul bir düden ve sanki bir büyüden artakalandı ve aktıydı yazları söylete söylete lethe! yeşil bellek! sen de unuttundu yurdunu ve birdenbire kendi suyunu terk eden bir ırmak gibi aktındı şiirden şiire Hilmi Yavuz

Akşam ve Kandil

mevsimidir, kendi hüznüme döndüm… akşam annemle aramda bir süs gibi dururdu; saatler rikkatle vururdu; özensiz bir eşya kuraklığı dağılmış bahçemize; ve her şey kandil… hangi ağacın yapraklarını siyah kadifeyle örttün Ölüm? hangi Söz’ü bana verdin de benden geri aldın, ey Dil? Birden mevsimler selsebil Aktılar; görünmemekti dileğim; Siyah kadife sızdırıyor, Işıkta yağlanıyor gül, Odamda kirli …

Devamını oku

Bütün O Aşkları Yazdı Da Ne Oldu

Bütün o aşkları yazdı da ne oldu  Gülleri çocukları denizleri tuttu da elinden  Hep bir ceviz yaprağı gibi belirdi ince yüzü  Bırakılmış gemilerin su kesimlerinden Hilmi Yavuz Bakış Kuşu, 1969 ‘İkinci adresi’, Ankara, Bodrum değil, The Marmara’dır. Özellikle, yaz ikindilerinde Taksim’in akışan kalabalığını, kimi zaman ‘bir nehrin dalgınlığı’yla kimi zaman Orhan Veli’nin ‘İstanbul’un orta yeri …

Devamını oku

Kalp Kalesi

kalp kalesi! ben sanasürgün, sen bana hüzündayanır mı hüsn ü aşk bukırgındır yollar döndükçeburçları bengisuyunda Aşk’ınve kimbilir hangi soyunda güzün kalp kalesi! sen yaslı Söz’ünkopar zincirlerinihem oğlun hem mahpusunolan Söz bu! hem gecehem gündüzün kanadını açatım, geç ateşi ve… Hüzün kalp kalesi! her dizebir gizli bahçedirsevda senin hisarınah çeken kılıcınbir düğüm olan adınsonunun başındadır yazve …

Devamını oku

Eros İle Thanatos

sana sarı bir yaz gönderdim onu bir zaman gibi koynunda sakla önce kuytular göle çekildi ayrılık, ayrıldığın yerde değildi herkes, artık, elbette dağ’dır biraz ve sarı yaz senin perden suya gömdün yaprağın adını bir kentin hüznüne benzedin birden aşklar kimliksizleşti: süslü zamanlar! sen ki kendi kendinin özleminden sıkılırdın… sorardın: ‘olur mu, anlamak aşkları eski güllerden?’ …

Devamını oku

Ney

yaz yıkıldı, sen artıkkalk ve buralardan gitgöçen sevdalar ki sorar:yokluk nerede, küller ne vakit?soluk ve kırılmış içkilerdebir bozgun tadı varsadüşer akşam ve cemşid güz bir ney’dir, bir gül üfler……………………ve akikişler kalbine, dinle!hangi hüzünler evidirve hangi sazlıkta gurbetgösterir bir kuş şimdimesnevî ve ahd-i atik? sormak güze özgüdür:o ki der ben miyimyenilmiş ve yitikbir yazı olan sevgili?ki …

Devamını oku

Kaab İle Hırka

“beni örün, beni örtün!” bir şey var: eski sözleriuzun ve anlaşılmaz şeylere gömdümgördüm: sözlerin kumundabir vaha idi yazduydum, yeşil kuş, hadra!dedi, ‘siz,ölmeden önce ölün!’ “beni örün, beni örtün!” gördüm: göğsünden kopan güneş’tiyeşil sözü gördümavucunda doğan nehribir kemerdi; giyindim aşk’ıhırkamı ördüm bürde!dedi ‘üşüyordun,sana verdim!’ “beni örün, beni örtün!” sessizlikti, gülü doğurduyüzümü Yüzüme dönümZaman, gül’dür; gülü böldümyeşil …

Devamını oku

Doğunun Kalıtı

biz üç güzel kardeştik ve ölüm,ölüm en gencimizdi bizim bize doğunun büyük şiiri kaldı o bir nehir gibi ve kendimizinnice ipek yollarına dökülüpve derin kollarına bir goncagül diye kapanıp ve tiftik,safran ve kilim gibi oncaacılardan sonra, mağrur ve yitikbir külliyeye benzer gurbetimizingide gide sonuna geldik biz üç güzel kardeştikve ölüm, en gencimizdi bizim bize doğunun …

Devamını oku

Doğunun Geçitleri

çok uzun anlatmak gerektive biz, sadece ima ile geçtik ‘yol verin sevdaya’gördük ve yol verdikacıdan kalkıp acıyavaran bir yol gibikendini göstere gösterebir cihannuma ile geçtik ve kalbimiz bize sahip çıkmadıdağdır, kızılca kopupve döne döne düştüdöner dağdan sonbaharhüzne geçit yok, ziganalarve kop’tan bu dönüşleribir sema ile geçtik ateştir eski geceler‘tut ve yan, tut ve yankül ol, …

Devamını oku