ben başkasının yalnızlığı olsaydımgeceden başka sebep aramazdım şiire,bir anı çıkarırdım sefere, adı: İkindi Trenive ilk istasyonda indirirdim bütün kelimeleri iki bilet alırdım, biri gölgem için biri kendime“gece benim mesleğim”, ona kalbimle çalışırkenyalnızlığımı bir anıdan önleyecek kadar incebir mektup pulunu terk ederdi, ben utanırdım beklenmek güzelken kim gider hemenbilmezdim yalnızlık kimin ve bu anı nedendaha trene …
Tag: Haydar Ergülen
Şub 23
Bana ne
Bana ne trenlerden?Üzgün değilim ben Bana ne evlerden?Yağmur değilim ben Bana ne ikimizden?Hırka değilim ben Bana ne bahçenizden?Kardeş değilim ben Bana ne yolculuktan?Kayıp değilim ben Bana ne mektubundan?Gözyaşı değilim ben Bana ne yalnızlıktan?Aşık değilim ben Bana ne taşradan?Mavi değilim ben Bana ne sessizlikten?Yaprak değilim ben Bana ne zeytindenDerviş değilim ben Bana ne elmadan?Sır değilim ben …
Şub 23
Buğulu sözlere övgü
Ne zaman yurtdışına çıksam, pek sık sayılmaz, yılda bir ya da iki kez, memleketi özler gibi rakıyı özlerim. Rakının kokusu ve buğusu, memleket havası gibi gelir bana. Rakıyı da çok ve sık içtiğimi söyleyemem. Hem rakı içmekle içki içmek aynı şey sayılmaz bana kalırsa. Rakı içmek açık havaya çıkmak gibidir, bir teneffüs duygusu yaşatır …
Şub 23
Ben Başkasının Defteri Olsaydım
Ben başkasının defteri olsaydım“Aşk: Eyvah… Yalnızlığım” korkusundan tanırdımyanlış açıldığım şairi ve üzülürdüm: meğerkağıttanmış bazı şiirlerin inceliği! Aşk yanlış anlamasıdır iki insanın birbiriniyanlışlık birinde kalır aşk ona kalıryalnızlık birine kalır aşk ona kalıraşk yalnızlığa davetidir bir insanın kendini Sanki bir uçurumu göresim gelmiş gibiboşluğumda aradığın sisli ima yalnızcaşiirini bekleyen bir masumluk hevesiyeter ki bir çocuğun gözleriyle …
Şub 23
Bir Dedem Vardı Vefalı, Şimdi Hindistan
sen elmayı güldürürsünsenin elmaya su verdiğin gündücamı sevindiren yelkenlinindenizcilik kitabından kaçtığı gündü cam daha başka kardeşlikleri deaçığa çıkarır, hatta onları unutanları dayokluk içinde elmayla aydınlatır yoksa bir ermiş niye çıkarsınsakinlerin denizinden aynı balığı su da çiçekten nasibini alırelma da yeraltı ermişindencamdan çekilen de aramızdan sayılır-usta bu tahtalar boyasızellerini yüzüne göürme usta, hembiz kaldık, onları suya …
Şub 23
Fugue VII
Başka birinin yazdığı senaryoda Sonra uzun bir sessizlik girdi araya.İkisi de hareket etmiyordu, kadınarasıra kalkıp müziği değiştiriyordubir tek. Kavgacı gençliği geçiyordugözünün önünden adamın, öfkelikırgınlıkları, örtünme dönemlerive ditlenme günleri – birikmişsusuzluklar, yıkılmış iskambil kuleleri,kaybolan arkadaşları : Yoldan çıkanlar,bambaşka yollara girenler, yolda ölüpgidenler. Hepsinin arasında biriki andıparıldayan : Belki beklenmedik bir mola,belki de sürgünde açmış bir parantezçiçeği. …
Şub 23
Elem ile Doktor
Şair ve psikiyatr Kemal Sayar’ın “Hüzün Hastalığı” kitabında okudum, psikiyatriçin, hem şair duyarlılığıyla hem de münasip bir yakıştırmada bulunuyor, “ElemDoktoru” diyor ona. Kitabı okuduğumdan beri bu söz aklımdan çıkmıyor, bundandaha anlamlı bir tanım bulunabilir mi psikiyatra? Bana hekim kelimesi de güzel gelir gelmesine de, tabibin yerini hiçbiritutamaz, hastaların sesine razı olduğu, Ağustos kadar sıcak sesli …
Şub 23
üzgün kediler gazeli
gözlerin yağmurdan yeni ayrılmışgibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak sen bir şehir olmalısın ya da narbelki granada, belki eylül, belki kırmızı gövden ruhunun yaz gecesi mi neçok idil, çok deniz, çok rüzgar çocukluğun tutmuş da yine aşık olmuşsunsanki bana, sanki ah, sanki olur a aşk bile dolduramaz bazı aşıkların yerinidiye övgü, diye sana, diye haziran …
Şub 23
Cam Odada Akşam
1. Üzümde unutma beni zeytinde unutben tenhayım bağa Sütünü bende sakla acıdan taşmışbir incir gibi içliyim sana Gazelimi al aşktan güze say benisay ki yaprak olup düştüm dalına Gamda tutma beni cam odada tutben küçüğüm dağa 2. Şarap gecesini arıyor, keder üzümünüüzüm koparıldığı anıyı… hangi viranda?Ben gözyaşı kadar bir kadın arıyorumkadınsa bir damla gözyaşı kadar …
Şub 23
Yarın Gece
Yarın gece gideceğim bu kentten Bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni Yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok Sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri Sözüm yok işte yüzüm işte akşam Sesimde anıların sessizliği İçimde acıyla yürüyorum yolları Çoktandır yolumu ayırdığım bu kentten Yorulsam da bir daha binmem o trenlere Kimse karşılamasın istasyonlarda beni Kuşsuz bir kent gizli uzayan …