Bir ağaç sürüsünün üstündenÇok ağaçlı bir ağaç sürüsünün üstündenKesilmiş limon dilimleri gibi düşüyor güneşVotka bardağımın içineBenim olmayan bir sevinç duyuyorum. Kesiyorum durduğumuz yeri ortasındanEy görünüş! seni bir yerinden hiç anlamıyorumDibimde değil ayaklarımın, damarlarındaDerinliğini orda tutan, ordan harcayanUçsuz bucaksız bir uçurum. Zamanla değil, bir yerdeBenim olmayan bir şeyle yaşlanıyorumGeçiyorum ilk şeklimi tüketerektenAğır ağır yanan bir tuğla …
Tag: Edip Cansever
Şub 23
Başım Dönüyor İkimizden
Çocuklar ekmek yiyorlar gibidir sesin Ön dişleriyle belli belirsiz Bir martı kalıyor gibidir hiç olmayandan Çünkü biz ikimiz de çirkin değiliz Evet mi hayır mı pek anlamadan. Ne biçim bir sestir şu bizim dalgınlığımız Bir tayın dişinde ince taflan Az yaşlı bir kadında göğüs uçlarının Yanarak sımsıcak bir kedinin ağzından Dönüp iç çekmesine gece kuşlarının. …
Şub 23
Çağrılmayan Yakup
Kurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi YakupBunu kendine üç kere söylediOnlar ki kalabalıktılar, kurbağalarO kadar çoktular ki, doğrusu ben şaşırdımBen, yani Yakup, her türlü çağrılmanın olağan şekliDaha hiç çağrılmadımBiri olsun “Yakup!” diye seslenmedi hiçYakup!Diye seslenmedi ki, dönüp arkama bakayımVe içimden durgun ve çürük bir suyu düşüreyimCeplerimdeki eskimiş kağıt parçalarını atayımSonra bir güzel yıkanayım da.Ben size demedim mi. …
Şub 23
Eylülün Sesiyle
Baylar!Bin dokuz yüz seksen birdeyizKarşınızda eylülün sesiAğustosa çekildi, eylülün sesiBirazdan konuşacak“Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar.” Tepelerde bulamaçların kahverengi eridiğiEriyip sarı sarı aktığı bir mevsimBir saat gibi işlerken avucumdaki güz çiçeğiYosunların kapılara usulcaTırmanıp yerleştiğiYani eylülün sesi, buysa çok iyi baylar. Yaz geçti, sözgelimi midyelerden yoruldukEni boyu belirsiz bir ıslaklıktanUpuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerdenEylül ki, …
Şub 23
Turgut Uyar
Kocaman bir avlunun ortasında durdu durduİçindeki bomboş avluya bakarakGökyüzünden arada bir orayaÖlü bir kuş ya düşüyor ya düşmüyordu. Görseydi içinin olmadığınıÇekip onca çelenkten bir sap karanfiliKoymak ister miydi hiçBu ikindi vaktinin hırçın vazosuna. Güzleri kullanırdı o kadar sevmese deDünyayı kullanırdı açıp da penceresini sonsuzaSu içse suya benzerdi birazKonuşsaÜç beş kişi birikirdi herhangi bir köşebaşındaYolu düşse …
Şub 23
Seniha’nın günlüğünden 2
Bir ruh mu bu kadın —Cemile—Nereye değdirsem ellerimiMasaya, perdeye, konsolaOnunkine değmiş oluyor birazİnatla çekiyorum. Ellerimi çoğu kezGizlemem bundan. Tren istasyonlarına gidiyor —nedense—Bir başına oturuyor parklarda—Cemalle bazan—En çok da akşamüstleriBilmem ki bu gizemli saatlerde ne buluyorDolaştığı yerleri mi süslüyorDoğayla, kentle süsleniyor mu yoksaBirini mi bekliyor —kimbilir—Kendiyle değil, sadece duruşuyla—Vakitsiz çiçek açmış bir nar ağacıBulanık günün içinde— …
Şub 23
Seniha’nın Günlüğünden 3
‘Evler’den birindeyim, dışarda kar yağıyorÜstüme kar yağıyor. KalbiminAtışlarında eriyor karÜşümüyorum, üşümek elimde değilHiçbir şey elimde değilSevmek istiyorum, sevemiyorumÇarpıyor birbirine kalbimin kapılarıGülmek istiyorum, gülemiyorumÖne geçiyor acılarımın çizgileriVermek istiyorum, veremiyorumGeri çekiyor beni tenimin güçlü dokusuKonuşmak istiyorum, konuşamıyorumKapanıyor büsbütün dudaklarım—Demiştim, pembe bir çizgi olsunDüğün çağrımızda o gün—‘Evler’den birindeyim, dışarda kar yağıyorAynada kar yağıyor parıltılarlaAbajuru yakıyorum: sarı kar—Üç parmakla …
Şub 23
Seniha’nın Günlüğünden 4
‘Ve ölüm bahçesini buldu’ Oteller imzamdır benim—Ah güzel yaşam! sevgilim ölüm!—Şimdi bir otelin apacı sevinciyim. Ey bardak taşıyanlar, kış ustalarıSonbaharda ne yaparsınızBen ne yaparımKendime başka biriymiş gibi bakmaktanArta kalan bir çift gözü deKimbilir nerde bıraktım.Ah güzel yaşam! sevgilim ölüm!Göğsümden bir düğme daha çözdümSaçlarımı taradımYüzümdeki beni koyulaştırdımPudra süründüm biraz —hayır, iğrenmiyorum artık-Kırıştı göz kenarlarım çoktanÇantamı açtım …
Şub 23
Seniha’nın Günlüğünden 5
İşteGördünDemek ki böylePencere pervazını —kirli çok—Boyası dökülmüş yer yerLekeler lekeler lekelerİşte, gördün, demek ki böyleKoruklar sarkmış her yandanDonuk, tozla kaplı koruklarVe lacivert bir görülmeyleVeLimanın insan kokulu gürültüsüyleİşteGördünDemek ki böyle.Gördün, görüverdin hemenDemir arabayı rayların üstündeVe tahta bacaklı adamı —güneşe bakan—Bakışlarında bir zamandışılık —öyle—GördünDemir arabayıRayların üstündeVe tahta bacaklı adamıGürdün, görüverdin hemen. DuydunDuydun ki o boşluk sendin. KatedralAyrıca …
Şub 23
Seniha’nın Günlüğünden 6
— Kapının arkasında ne var— Hiç!, hiçliğin adı— Kapının arkasında ne var— Kapının arkasında mı? tanrı— Kapının arkasında ne var, kapının— Bilmem ki ne var arkasında kapının— Kapının arkasında ne var— Bir bahçe, bir su kovası, içi boş— Kapının arkasında..— İncil— Kapının arkasında ne var— Bir tepe, boşaltılmış onun da içi— Kapının arkasında ne var— …