Gerçekte duymadığım sesler bittiÖğleye doğru bir gök gürültüsü yalnızKarıştırdı ortalığı bir süreGök akıttı bir parça yağmurunuVe deniz kuşları umutsuzArıyorken kokularını gölgelerindeSıyırdı bir iki bulutu güneş deYığılıp kaldı yorgunDenizin gözbebekleri üstünde.Bir uyum muydu durgunluk, fırtınayıGök gürültüsünü de barındıran içindeDuyuyorum o tanıdık sesi yenidenTiz bir çıngırağı andıranBenzeyen zil sesine deDaha önce unutmuşum gibi denizdeYankılanıp durdu ara vermeden. …
Tag: Edip Cansever
Şub 23
Medüza
Naci’ye Derin, sessiz, iyi, böyleceGüz, ölülerini bırakan kuşlarYer kalmadı acıya ülkemizdeDerin, sessiz, iyi böyleceGün ortası alacakaranlık bakışlar Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimizBiz o renksiz, o yalnız, o sürgün medüzalarAşar söylediklerimizi çeker giderizÜlkemiz, toprağımız, her şeyimizKıyısında camların bozbulanık rakılar Çizeriz yeryüzünü kaygısız ayaklarlaYüzümüzdür bir yağmur ağırlığınca düşerSonra pek anlamadan içkiler ne çabuk biterNe kadar konuşursak o …
Şub 23
TRAGEDYALAR V
I Odalardan odalara bu kadar çok geçmelerKapıların hiç bitmeyen açılıp kapanmasıKuru kan, ölü asker, ağustosböceğiGibi bir ses, bir yankıSonra bu yankıyı birden soğutanKurutup güne koyan bir anlamAynalardan aynalara kırılan sigara ateşleriVe alkol. Yani bir alkol yörüngesi. KocamanBir gün iskeleti konsolun üstündeDoğanın ve bütün kızgın yaratıkların bağırtısındanYanmış bir günVe sınırsız doğurganlığı ağır, kadife perdelerinBir sarnıç uğultusuyla, …
Şub 23
TRAGEDYALAR IV
EPİSODE Ya alkol olmasaydı. Bir uzun bardaklarımız vardı. Herkesbirbirinden artardıBulanık, bungun artardıKuru gök, kuru bir yağmur bırakırdı sesimizeÇok uzaklarda çok düşündüğümüz bir şey solar solar solardıMeyhaneler biraz olsun solardıİmgeler ve bütün çözüm yolları. BardaklarBardaklar, o uzun bardaklar, dişi alkoller yaniÇiftleşip bırakırlardı sesimiziSirkler ve bütün sirkler, atlıkarıncalar öyleÇılgınca dönerlerdi sesimizdeBiz bütün görme gücüyle görürdük sesimiziRenksizdiVe nasıl …
Şub 23
TRAGEDYALAR III
EPİSODE Çünkü bu kahverengi akşam saatlerindeHer şeyi en soğuk ölçülere vuruyoruzBir uzak han kavramına. HanlarınRahmindeki bir yolcuya, bir semendereVe soğuk bir çağdan geçiyoruz.ÇağlardanBaşımızda siyahtan bir hale. KORO Birdenbire yapayalnızsanız her yerdeVe bundan korkuyorsanızEn küçük şeylerden bile.Örneğin birine saati sorsanızKarşıdan karşıya geçseniz bir caddedeSesinizi alçaltıp dikkatle bakaraktan çevrenizeBiriyle bir şeyler konuşsanızVe her gün kitaplar, dergiler alsanız.Postacı …
Şub 23
TRAGEDYALAR II
KORO Ve umutlar sonsuzdur. Çünkü en büyük yaslarEn büyük ölümlerden sonra tutulur. EPİSODE Gelirler bir geminin yolcular listesindeki adlarıylaTozlu ve incir ağaclarından örülmüş kazaklarıylaÇağlara göre sıralanırsa çok yönlü ve haritasızYastutmaz bakışlarıylaBir yürek resminden yapılmış yürekleriyleBöylece, gündüzün en müthiş yerinde, gündüzünBaşkalarınca işitilmedik bir yerindeSanki bir yaz bahçesinde binlerce sarı ampulünOnları sonsuz ve tedirgin dünyaya akıtan biçimindeÖyle. …
Şub 23
TRAGEDYALAR 1
KORO Çünkü bir bir yıkılmakta açsanız radyolarıSokaklar, köpekler, tanrının bütün eşyaları. EPİSODE Biter elimizdeki şey, biter her şeyKalırız, kan gibiyiz, donarız bir tanrısaldaSeslerle ve kırık tırnaklarlaVe donar çılgınlığımız: gemilerde hiçbir kaptan yokYok, çünkü denizler kocaman, ölüler büyükBir soğuk ay soğuk ve tenhaDuyulur. Yalnızlık mevsim olur“Ki çiçekler kendilerini toplar orada”Ve zamanlar boğuşur, sırasız, biri bir ötekinden …
Şub 23
Sera Oteli
I Üç çiçekten birini sevdiriyorum yakama: ZakkumÜç sokaktan birini seçiyorum kendime: ŞunuÜç alandan hangisini mi: İşteVeGeçmiş mi, gelecek mi, şimdi miDiye bir ‘dalıp gitme’ tamamlarken ivmesiniDuyuveriyorum seslerini yakındanOldukça yakından -ama belli belirsiz-İşte zaman, diyordu üç yaşlı kavasÜçü de bir ağızdan: İşte zamanBir park kanepesinde oturmuşlar daKonuşup duruyorlardı aralarında. SankiDurgun bir öğle sonuymuş da ortaçağŞimdiki gibiAzıcık …
Şub 23
Duruş
Ki bazı sözlerin anlamıO sözlerin söylenişindedir Yılların sayısına girmediyse SenihaNereden zaman almıştır Ki bazı durumlara söz yokturHem neden olsunHer durumun dili daha başka durumlardır Ben bu derinliği bu kadarNerden bulayımKi herkes nerden bulsunBulmanın dili aramaktır. Edip Cansever
Şub 23
Ağıt
Gün bitti. Saat kaç. Bitecek mi bir gün savaşımızHak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim deDönüp dönüp arkamıza baktığımızBir dünya kalıntısı üstündeHak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de. Edip Cansever