Tag: Cevat Çapan

Dudak dudağa yatıyorduk

Dudak dudağa yatıyordukParmaklarıma doluyordu çıplak memeleriBoynunun gümüş ovasında dörtnalaydı coşkun,                   birden: herşey bitti.Artık yatağına almıyor beni. Yarısını                    Aşka adamış gövdesinin,Yarısını usluluğa: arada ölen benim. Mabeyinci PavlosÇeviri: Cevat Çapan

Başka Yerler Başka Düşler

Biz dağdan iner gibi yavaşçaatını bağlayıp avludaki asmayaodaya sessizce giren bir düştü babam. Ben denize bakardım yarı uyanıkannemi çocukluğunda iskelede bırakıpuzaklaşan gemiye. Başka yerlerde, başka düşler canlanırdı,ağaran ufukta sabahın ilk karaltıları,sesler duyulurdu uzaktan karşı yamaçta. Yapayalnız yürür gibi uçsuz bucaksız ovadanasıl bir araya geldiklerini düşünürdümapayrı insanların, susarak yaşadıklarını yıllarca. Gün, uzayan gün. Bitmeyen yol. Yakıcı …

Devamını oku

Yapı İskelesi

Duvarcılar, bir yapıya başlarlarken,İyice gözden geçirirler iskeleleri; Fazla basılan yerlerdeki kalaslar kaymasın,Merdivenler sağlam mı, çiviler iyi çakılmış mı. Gene de hepsi sökülür bunların işleri bitince,Sağlam, güven veren duvarlar çıkar ortaya. İşte, sevgilim, bazan bizim aramızdaki köprüler deYıkılıyormuş gibi görünseler de, Hiç aldırma sen. Varsın yıkılsın iskeleler,Biz duvarımızı ördüğümüze güveniyorsak eğer. Seamus HeaneyÇeviren : Cevat Çapan

Kıyıdaki Ev

Kanıt aramadı hiç; kuşku duymadı.Düşündü durdu geride bıraktıklarını,genç ölüleri.Nereye yerleşeceklerdi karaya çıktıklarında?İşte şu boş ahşap ev kıyıda, Rumlar’dan kalma,o bildik sesi denizin aynı dili konuşan.Oysa susarak geçirebilir o, kalan günlerini.Kim sürecek şimdi bıraktığı mallarınakarşılık verilen on dönüm tarlayı,kim toplayacak zeytinlerini yüz kırk ağacın? Alış alışabilirsen yenidenbu yeni rüzgâra, meraklı komşulara.Martılar aynı martılar mıunutmaya çalıştığın adada …

Devamını oku

Yalıoba Günlüğü

Bir bir çatlıyordu kılcal damarlar.“mutluluktandır.” dedin.Yeşil bir koku yayılıyordu havayabiçilen otlardan.Bilinmez bir yönden esiyordu meltembir düşten uyanmadan,bana senden haber getirircesine.Acemi gözlerle baktım eskimiş dünyaya:sabahın ovada dağılan sisini gördüm,sendin uzaklaşıp giden dağlardan dağlara. *****“Güzel ” anlamını yitirdi diyordu dervişakşamın geceye dönüştüğü bu saatlerde.Ey dünya, koca dünya, uçsuz bucaksız çöl,oysa kendini alışmış sanırdın sen gülünedikenine…Şimdi yürürken Karasu …

Devamını oku

Çıplak Bir Kıza

Nasıl da tatlı tatlı bakıyor bana-sen siyah gözlü kız!Köpürüp akan ırmağın kıyısındanaçıkça seçiyorum yeşillerle uyumlu      çizgilerini.Otları dağlayan alevler gibi bir çıplaklık      değil bu,ne de küllerin habercisi bir köz sıçrayıp      parçalanan,daha çok, oraya sessizce yerleştirilmiş,      sabahınen körpe çuhaçiçeğisin sen, bir solukta      yetkinleşen.Esintiyle sallanan çuhaçiçeğinin serin imgesi.Gizli, …

Devamını oku

Anneannemin Aşk Mektupları

Belleğin yıldızlarından başkaGökte yıldız yok bu gece.Oysa belleğe ne çok yer varYumuşak yağmurun gevşek kemerinde. Annemin annesiElizabeth’inTavan arasının bir köşesine sıkışıp     kalmışVe orada kar gibi eriyecek kadarSararıp eprimişMektuplarına bile yer var. Bu kadar geniş bir boşluktaYumuşak adımlarla yürümeli insan.Burası tümüyle görünmeyenBir tel ak saça asılı,Havada bir ağ ören kuş dalları gibi     titriyor. Ve …

Devamını oku

O Büyük Fırtınadan Önce

Aklımdan hiç çıkarmıyorum seni,Ne zaman biri adını ansa,“1930” damgalı bütün kutularyere düşüyor raflardan;Dört Temmuz’daki bütün o nutukçularyeniden bağırmaya başlıyorlar.Okul müsameremizdeki seyircilerdışardaki büyük fırtınaya bakıyorlar. Birlikte oynadığımız oyundan düşünüyorum seni –ah, nasıl da çaresiz, kimsesizdin! – ağlarken,baban gene ölmüş.Sarhoşmuş, düşmüş. Ne zaman adını ansalar,orada, rüzgârdaki evlerimizyeniden gıcırdıyor fırtınada;ve nerede olursam olayım,oynadığımız oyundansessizce o kasabanın kıyısında duran …

Devamını oku

Maximus Kendi Kendine

1 En basit şeyleri en son öğrendim.Birtakım güçlükler bu yüzden çıktıDenizde bile yavaştım, kumanyamı alırken,Islak güverteden geçerken.Anladım benim işim değildidenizlere açılmak. Ama işim denizlerdeyken bile,yabancı kaldım en bildik şeylere. Geç kaldım,ve aklım yatmadı adamın ileri sürdüğü gibiböyle gecikmelerinartık doğası gereği olduğunaboyun eğmenin, ağır akan zamandahepimizin geç kaldığına,başka başka insanlara dönüştüğümüzebüyüdüğümüz zamanve tek olanınkolayca tanınmadığına … …

Devamını oku

İsmene

Uğrayın arada bir – beni sevindirirsiniz. Günlerbir türlü geçmiyor burada. Artık ne gelen  var, ne giden,eşyanın, çatıdaki kirişlerin, döşemenin, merdivenlerin,sıvaların, kapkacağın, perdelerin, menteşelerino bilinen eskimesinden başka – yavaş bir çürüme,sessiz bir paslanma, özellikle ellerde ve yüzlerde.Büyük duvar saatleri durmuş – kimsenin kurduğu yok     onları,ben de bazen önlerinde duruyorsam, saate değil,camlarında yansıyan yüzüme bakmak için …

Devamını oku