bakın, ben hep aynıyım; hep aynı yol arkadaşı, ama yine de, sizin bildiğiniz gibi değilim; siz değiştikçe ben de değişirim. ben değiştikçe de değişir yer gök, değişir insan, cin, melek. ama yine de hep O’yum ben, hep o bilinmez Çalap… her çağda başkayım, her yerde başka, her birinizde başka başkayım; ama hiç değişmedim, kep kendimdeyim, …
Tag: Cahit Koytak
Şub 23
Münzevinin Aynaları
XIX varımı yoğumu sokağa döktüm,kostümlerimi, pabuçlarımı dağıttım gelip geçene,kitaplarımı ve plaklarımı geridönüşümcülere verdim, parasız,senin ayağının önünü temizlemekve yolunu kısaltmak için; sonra kapıları dayadım ardına kadar yersizlere, yurtsuzlara, evsizlere açtım evimi,içlerinde belki sen de olursun diye,yüzlerinde, gözlerinde, gönüllerinde belkisen de olursun diye. bir âsa, bir hırka, dağlara çıkıyorum şimdi,dağlara, taşlara akıl soruyorum,dağcılık deniyorum, dağ gibi yığıyorum, …
Şub 23
Virtüöz Ölüm
Ben ki şairim, yüzünüze bakarkenEn çok içinizi görmekten korkuyorum;Bu yüzden yüzünüze bakarkenEnsenizi yalayan denizi görüyorum,Denizi cesedinize teyelleyenYunus sürülerini,Fenikeli tüccar gemilerini,Mağripli korsanları Ya da mavi beyaz çizgiliŞiir transatlantiklerini… Ben ki şairim, dediğim gibi,Siz konuşurken, bakın, benBir yandan denizi dinliyorum,Ölümün üflediği boruları, sirenleri… Ölüm ki,yalnızlıkların en yağız köpüreni,En büyük köpüreni,En sessiz köpüreni. Ölüm ki, şiirlerin en şiire …
Şub 23
Sol Elle Yazılanlar
kuyu dolana kadar, dolup taşana kadar bekle,yeni bir şey yazma, yazmaya çalışma.daha önce yazdıklarına bakabilirsin,onların saçlarını tarayabilirsin,tüylerini yakabilir, yüzlerine bir kat boyabir kat hüzün daha atabilirsin; yeni kuyular açma, bu kuyu işini görür; huş ağacının altında otur cinlerinin başını okşa, bitlerini ayıkla. senden de, babandan da yaşlı,senden de babandan da bizanslı kargalarla konuş;süleyman’ın neşidelerini meşk …
Şub 23
Viyanalı Ermiş’in İtirafları
694.1 Kaburgalarımdan birini çıkarıp Kendime bir eş yaratmayı düşünmüştüm. (ki, muhtemelen tıpa tıp bana benzeyecekti, bu); ama bu sanatın, şiir yeryüzüne indirilirken felsefeyi başına sarmış bulunanlara yasaklandığını söylediler bana, Ben de, kaburgalarımı tensel iğvaların talanına bırakıp, kaval kemiğimden bir klarnet yarattım, Schubert’in, arınmanın gökçe kaynaklarından iniyora benzeyen naiv liedleriyle, Bach’ın uhrevi füglerini felsefi düşüncenin kodlarına …
Şub 23
Hayyam’ın Sabahı
akşamüstü oturmuşum bahçede, ceviz ağacının altında. şakirtleri göndermişim; testiyi bir dikişte yarılamışım; sonra almışım udumu kucağıma… parmaklarım gezinirken tellerinde, çalgının, bekliyorum zekânın, sezginin, bilginin, akşamları evlerine dağılan yapı ustaları gibi, hesabı, hendeseyi bırakıp, birer birer seslere, nağmelere geri dönmelerini. bekliyorum, gelsinler de döksünler içlerini; söylesinler, bugün de, dünkü gibi, hayyamın elinden avucundan, tüylerinin, kemiklerinin ucundan …
Şub 23
Önden Yırtılan Gömlek
Ferisiler, senin elinle her yerdeİsa’yı çarmıha geriyorlar, Amerika;Sen de, utanmadan seyrediyorsun olanlarıYüzünü gizleyerek lobide, gazetenin arkasında.Gergedan derisinden mi yüzün senin,Fil derisinden mi, nedir?Kör müsün, sağır mısın yoksa, sen Amerika? Kuyu diplerinde kervan bekleyenGenç kardeşlerinin ve uzak kuzenlerininYeniyetme demokrasi taleplerineHesapsız kol kanat gerenBir Kenanlı Yusuf olabilirdin oysaKahire’de, Gazze’de, Dimeşk’teVe dünyanın her yerinde, sen Amerika. İnsanlığın büyük …
Şub 23
Avarelik Yılları
Sen miydin, Tanrım, o kerem sahibi,Bir öğün yemek, bir testi şarap Ve bir gecelik barınak için Kapını çaldığımda Hizmetçilerine “Evde yok!” dedirten? Sen miydin, Lordum, Aklın taş gemisiyle ruhun çölünde Kalbim forsada kürek çekerken Gökçe krallığının tepelerinden Biraz kekik kokusu, Biraz serinlik istediğimde, Rüzgarın yalazlı dudağına “Evde yok!” dedirten? Sen miydin, Efendimiz, Sen miydin, şairlerin, …
Şub 23
Neyi Ki Çok İstersen
Neyi ki çok istersenVerir sınamak içinNeyi ki çok istersen Nice dertlerden sonraYurduna dönenlerin – yıkıkOmuzları gibiŞu alçalan tepeleri Ve onları akşamın kırbacıylaYaralayan – şu umursuzGöğü bile Koyar sınamak içinKüçülte küçülteBir çiğ damlası gibiİstersen avucuna Olanca ağırlığıyla onuKaldırabilirsen eğerŞiirin ince parmaklarıylaYa da sabrıyla – Ömür boyuTutulmuş bir çığlığın Ve koyabilirsen eğerBir seher vakti onuTanrı aşkıyla ürpertenBir …
Şub 23
Yalnızlık Kayzer’den Daha Güçlüdür
Yalnızlık Kayzer’den daha güçlüdürVe Roma’dan daha uğultulu Yastığa gömebilir misin onu?Duvara asabilir misin?Bir âyin elbisesiYa da bir geyik postu gibi? Ruhundan sızarak seninve belkemiğindenOdanı dolduracakbelki de dünyanıVe üstüne çıkaracaktekneni, dalgaların Yalnızlık…Bitişik yataktaki hasta:Başının altında elleriVe gözleri tavanda – sabaha kadarAlçak sesleTanrı’yla konuşuyorVe bazen de seninle. Cahit Koytak