Yüzümü pişirmiyor
içimdeki cehennem
yüzyıllarımın uçan sayrısı
ağaç dallarında titreyen matem
Ben her dem kendim içreyim
kehribarî bir füsun
dağarcığımda tortulanan arzular.
İpeksi bir tutku mayalanır
azdırılan her zerremde
Ben
Hangi çağın kalbine sıkılan ölümüm
hangi dirim anından fırlayan en son insan
gergin bekleyişler sızıyor
ağzımın kenarından
bir balona üflenen
son direncim
büzüşen soluğumdan
Nefsimi kurumaya terkettim
aşka dair değildi hiç bir şey
kreması bol tutkular mezatında
vuruldu duygularım
düştü fitili
Derisi yüzülen günlerle bekledim
ellerinde parıltılar taşıyan o sancıyı
o sancıyı bekledim o sükun dağdağasını
Yüzümü pişirmiyordu
içimdeki cehennem
Aşk son tablosuydu asrımın
gönülden indirilen
duvara iğnelenen.
Erdal Çakır
[Sır Gölgeleri’nden]