mahçup bir töre’nin emanetidir çekingenliğim
bakamam gözlerine konuşurken.
aldırma
bu toprakların harcıdır yüreğime katılan kadim hüzün
ne yapsan nafile, ağlarken bile yalnız ağlarım
şaşırma
yeter ki; konuş, yeter ki; susma, esirgeme
en onulmaz yaralarıma deva ihsan eden sözlerini
yoksa aşikâr bir cinneti büyütürüm gözlerimde
kızıl kıyamete çeviririm gittiğin yolları
mekân olmaz sana bedduamı yüklenen dağlar
hadi konuş ne olur
katliamları anlat, işkencelerde bir gül gibi solan bileklerin hatrına,
bize ihanet etmeyen bu toprakları anlat
biz ona ihanet etmedikçe
bizi anlat her yer kerbela olmuşken
her gün aşurayken anlat
yalansız, süssüz
yoksa ben; sözden yetim kalırım, anlamdan öksüz.
en sevdiğinin hatrına
en sevgilinin hatrına
kırmızı