Sone CXL

Laura’da tatlılık ve acı bulur. Üzülür ama Aşk’ın başka bir meyve vermediğini bilir.

Bakarken dingin güneşine hayran hayran gözlerinin
bilirim, oradadır, benimkileri renkten renge sokanın,
ıslatanın, kopar yüreğimden yorgun ruhum uzaklaşır,
sığınmak ister koynuna, adına cennet dediği toprağının;

acı ve tatlılıkla dolu olduğunu görür bulunduğu yerin,
ve dünyadaki herşeyin bir örümcek ağına benzediğini,
yakınır bunun için kendi kendisinden ve Aşk’tan: Niçin
böylesine etkin mahmuzları var, niçin frenleri böylesine keskin.

Birbiriyle çelişkili, birbirinden kopmayacak bu iki uçtan ötürü
kalakalmıştır bazen sıcak mı sıcak, bazen buza dönmüş
beklentileriyle; bazen mahzun, bazen mutlu mu mutlu.

Ne ki, düşüncelerin çoğu hüzünlü, azı neşeli ve çoğu kez
pişmanlık içindedir bu yürekli girişiminden ötürü,
böylesi bir meyve ancak böylesi bir kökten doğarmış.

Francesco Petrarca
Çeviren; Necdet Adabağ

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.