(Silezyalı) Dokumacılar

Karanlık gözlerinde yaş yok.

Tezgâh başındalar 
Önlerinde kumaş yok… 
Gıcırdıyor dişleri:
– Sana kefen dokuyoruz… 
Sana tezgâhımızda üçüzlü beddua dokuyoruz

Dokuyor, dokuyoruz…

Lânet olsun önünde diz çöküp yalvarılan puta, 

Kışın soğuklarında ve zalim pençesinde açlığın 
Boşuna bekledik, boşuna umduk, 
O bizi aldattı, bizi oyaladı…

Dokuyor, dokuyoruz…

– Lânet sana ey kıral, 

Sefaletimiz karşısında taş kesilen 
Ve son santime kadar soyup bizi 
Köpekler gibi kurşuna dizdiren 
Zenginlerin kıralı! Lânet sana!

Dokuyor, dokuyoruz…

– Lânet sana yalancı… 

Toprağında yalnız alçaklık ve 
soysuzluk yükselmede, 
Ve çiçeklerin çabucak solup, 
Her güzel şey kemrilip dişleriyle kurtların 
Bozulup çürümede.

Dokuyor, dokuyoruz…

Tezgâh çatırdıyor, mekik uçuyor, 

Onlar dokuyor, gece gündüz…
– Senin kefenindir dokuduğumuz… 
Sana tezgâhımızda 
Üçüzlü beddua ile dokuyoruz…

Dokuyor, dokuyoruz…

Heinrich Heine

Çeviri: Cemil Meriç

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.