Şiir/lerde Çocukluğumuz

Şair: Çocuk/luk Şiirleri Bercestem

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk; Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk… Necip Fazıl Bando gelse de, gelmese de çocuklar gelecek yanıma, meraklıdır ölülere çocuklar. Nazım Hikmet çünkü Zeynep diye bir kız çocuk “canavarın zamanı yoktur” demişti yıllarca araştırdım bulamadım aslını belki de haklıydı, kimbilir Turgut Uyar Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Murathan Mungan “Dostça gülümsedi. Bu gülümseme sanki bana değil de çocukluğuma gitmiş gibiydi.” Romain Gary özlüyorum pişirdiği ekmeği kahvesini dokunuşunu çocukluğum büyüyor içimde günden güne. göz kulak oluyorum kendime ölürsem çünkü utanırım annemin gözyaşlarından Mahmut Derviş başını cama dayayan çocuk hoşçakal ben burada kalıyorum güneşin altında anteni çıkar radyonu aç düşlerini unutma Ahmet Güntan kocadım, geri ver çocukluğumu anne eşlik edebileyim diye küçük serçelere …dönüş yolunda senin bekleyiş yuvana.  Mahmut Derviş  Çocukluklardı bilincimin iskeleti Çocukluklar mutfakta unutulan annemdi Çocukluklar sarı ışıkların uzak odalarında Çocukluklar yüklemi ertelenmiş cümlelerdi Süleyman Unutmaz biz iki çocuktuk, şimdi çok eski isimler gibi hatırda dursa da dile gelmeyen şiirler gibi kimse anlamayacaktı zaten bizim birbirimizden ne anladığımızı Haydar Ergülen biz iki çocuktuk, iki arkadaş birbirimizden başka kahramanımız yoktu gözlerimiz arkadaşlıkla dolu dolu çıkıyorduk filmlerden, romanlardan da sessizce yürüyorduk birbirimize çıkan içimizdeki en uzun yolu Haydar Ergülen
Bahçede çocuklar vardı Çocuğundan öptüm seni Cemal Süreya Tek çocuk olduğum günler gibiydi. Yaz tenhası cami avlusunda o öğle saati, annemin tabutuyla .. Sennur Sezer Çözülüyor ruhundaki sıva, dökülüyor duvar  derin bir oyuk açılıyor içindeki mağarada  yıkılıyor kalbini koruyan oda, oradaki vaha  dönüşüyor güven duygusunu yitirmiş bir çocukluğa Yücel Kayıran tahrip gücü yüksek bir çocuk hayatı budama peşinde şimdi. ... o’na anlatmaya çalışıyor hâlâ; birbirine sarılan iki uçurtmanın bir daha asla uçamayacağını…
Özge Dirik Annesinin dizlerinin dibinden hiç ayrılmayan uslu bir çocuk gibidir limandaki deniz ama sokağa çıkıp dalga olmak geçer yüreğinden… Sunay Akın “…ve her şey bir kader iledir.” ey atını uçurumlara süren çocuk terkisinde taşıdığın rüzgarla acının ağacından “toy bir yaprak” düşürdün
Arif Ay ben, bir afgan, bir ıraklı; filistinli bir anne… çocuğumu öldürürler; tanrı esirgemez; niye? Gazze Avazı Annenin yüzünü hatırlarsın bunaldıkça Anneler, Allah gibi ancak bunaldıkça hatırlanır İlhami Atmaca sanki bir çocuk daha ilk gülümsemesiyle birlikte yaşlanmıştır Furûğ Ferruhzâd Adam dalı en nihayet bir çocuğa verdi. Çocuk dalı, dal çocuğu kucakladı. Ortada ne dal, ne çocuk, ne el kaldı. Adam, memnun, mesut, dudaklarında bir ıslık, çekip gitti. -Kim bu adam ya… Mustafa Kutlu Zamanla değişir Büyür insanlar Rüyalar çocuk kalır… Oysa, yaşlanmak vardı seninle Ve paylaşmak tüm yaşamı Sabahı birlikte karşılamak Birlikte yaşamak akşamı… Başaramadım sevdiğim, Bağışla… Sevdalar çocuk kalır… Suna Tanaltay Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da… Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya… İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Cezmi Ersöz Görsem çocuklarını şimdi diyorum Bakamam yüzlerine çaresiz Bana bakar çocuklar sessiz. Çocukları gözlerinden tanırım Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama Bakamam, utanırım Yavuz Bülent Bakiler ve aşk, aniden yola fırlayan bir çocuktu. Furkan Çalışkan Bülbülden kanaryadan geçtin Bile bile girdin – labirentin Bir sır yüklendin – dörtnal Ak çocukluğun Ak gençliğin toprakları Cahit Zarifoğlu Allahım Yol boyunca Bırakma elimi Düşerim sonra Cahit Zarifoğlu Bedir efendi durdu selayı dinledi – Kim’ola - Evlerden yarış atları gibi çocuklar fırlar Daha ilk namesinden alırlar ölüyü Burunlarıyla kim ölmüş sorusunu soluyarak Yokuşlara bir nefeste bayılırlar - Öyle bir çocuk tanıdım Karşılışınca başka çocuklarla hızlandı Minarenin kapısında bir çocuk halkası Müezzinle inecektir ölü Ölü çağırır çocukları alıştırır camiye Ve ölüyü eve ulaştıran çocuk Kutlu çocuktur Taşıdığı haberle masum onunla dopdolu ve büyük Ölü adı taşıyan çocuklar dönüşlerinde Cahit Zarifoğlu Bulutların ipek gölgesi Çocukların yüzünde hışırdıyor. Çember çeviriyorum çocuklarla beraber Elime çember almadan. Cahit Sıtkı Tarancı yaşamak dediğin anlamlı bir sıkıntı ve yıkılmak elbette bir çocuk hırpalanınca Veysel Çolak Orda elinde bir simitle ,ufak, süzgün bir çocuk,çocukluğum işte; Nasıl kaçıyor benden, nasıl bir bak, Yaban domuzu görmüş gibi düşte. Ahmet Muhip Dranas Büyüyen bir his var şu ıssızlıkta çocukluğumu hatırlatan bir koşma isteği… Uzun uzun Mehmet Yaşın sevilmeye muhtaç bir çocuk gibiyim sokak aralarında adımı kim haykırsa sarılacak gibiyim Pelin Onay Çocuk düşerse ölür çünkü balkon Ölümün cesur körfezidir evlerde Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların Anneler anneler elleri balkonların demirinde Sezai Karakoç Sokakta ayaküstü Konuştuk ordan-burdan Evlenmiş, çocukları olmuş Bir kız, bir oğlan Behçet Necatigil Az yanımda kal çocukluğum, Temiz yürekli uysal çocukluğum… Ah, ümit dolu gençliğim, İlk şiirim, ilk arkadaşım, ilk sevgim… -Doğdugum ev. Rahatlıyacak içim duysam Bir tek kapının sesini. Arıyorum aklımda bir ninni bestesini… Böyle uzaklasmayın benden, yasâdığım günler. Güneş, getir bir bayram sabahını. Açılın açılın tekrar Çocuk dizlerimdeki yaralar, Ah, ümit dolu gençliğim, İlk şiirim, ilk arkadaşım, ilk sevgim… -Doğdugum ev. Rahatlıyacak içim duysam Bir tek kapının sesini. Arıyorum aklımda bir ninni bestesini… Böyle uzaklasmayın benden, yasâdığım günler. Güneş, getir bir bayram sabahını. Açılın açılın tekrar Çocuk dizlerimdeki yaralar, Ziya Osman Saba Ah! haksız yere hırpalanmış sahipsiz çocukluğum. Birer deniz feneriyken karanlıkta anneler fırtınada kaybolan bir gemiydi henüz zaman fırtınada bir gemi, bir gemi kâğıttan. İçine ağlayan içli bir çocuk gibi incecik bir yağmurla indi akşam.
Oya Uysal Anılarımdaki güllere bakılacak olursa Aylardan mayıstı ve biz çocuklar, Bakakaldık ardlarından, olanlardan habersiz, Ama bir şey kopuyordu sanki içimizden, İşte bu duyguyla uzun uzun el salladık. Öğlene doğru ninem döndü, Daha da kocalmış, Babamla annem döndü, Gözleri hâlâ nemli. Şimdi sormanın vakti değildir diye, İçimde büyüyen çocukça bir merakla Bekledim, bir şey sormadım kimseye. Halamla oğlu gelmediler o gün, Gelmediler…, Suat Engüllü şairlerin ölüm çiçeğidir zambaklar (zambaklar) çocukların karbeyaz uykusudur senin -mutrıplar mutrıbı- gönlün bunları çalmaz zambaklar gün gelir şairlerin başucuna sokulur Adnan Özer bir çocukla geçirdim en son gecemi yağmurun şarkısını öğretti bana kayanın yalın ışıltısını Zeynep Köylü Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda. İsmet Özel babası erken ölen her çocuk gibi Jan Ender Can Geçen gün bir kadın gördüm, Kucağında bir çocuk vardı. Yüzü kehribar rengindeydi. Ne oldu sana bebek dedim Noldu da böyle zayıfladın? Çocuk yüzüme bakıp güldü. Geçen gün bir çocuk gördüm Yüzü kehribar rengindeydi. Cahit Külebi yerimi çocuklara veriyorum parklarda ve otobüslerde çocukları büyüklerden çok seviyorum. Şükrü Erbaş Ben şiir yazmazsam Yitirir dilini içimdeki çocuk, Şükrü Erbaş sahil boyu yürüdüm sanki dudaklarıma takıldı bütün eski şarkılar fasıl muhabbetlerinde sabahlayan çocukluğumu hatırladım Pelin Onay Son çocukluk da bitmişti ömrümde Adnan Yücel Evimizin bahçeye açılan avlusu sanırdım hayatı… yeşillere boyanmış masum çocuklardandım. kaybettim yaşarken ben birkaç rengimi giydim erken erken üzerime dar gelen grilikleri ama umudum var… biliyorum ki ben bulamasam bile renk çemberimi dönüp bir gün o çember bulacak beni…. Akide Ufuk Türkelli Bir ömürde kaç sokak izi kalır geriye Saçlarımın ıslaklığından anlıyorum Orda bir çocukluğun yağmuruna varılır Karpuz kokusu uğurlar sizi görmezsiniz Her sokak aslında bir patikadır A. Hicri İzgören Ayağı kayan bir çocuk Kadar şaşkınım, bilemedim Ahmet Telli Göynü çocuklukta kalan ben varım, Aşkım öğrenmedi günah olmayı.. Faruk Nafiz Çamlıbel bizler için hala biryerlerde çalınan sis çanları var belki bir gün buluşur diye aynı ormanda kaybolan çocuklar Murathan Mungan artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz Hasan Hüseyin Korkmazgil Bir sesim vardı gölgenden ikmale kalan Biliyorum, büyük çocukluktu birbirimizi sevmemiz Ne güzel çocukluktu Büyük çocukluktu yaptık işte Küçük İskender hüzünlüdürler ırak’a giderken kaçakçılar çoğu çocuk ekmek peşinde namus uğruna katır kervanlarında dönüşler sevinçlidir sıcaklaşmış eller yürekler kanatlanmıştır abdurrahman adıyan Benim kalbim bir ıslahevidir doktor. Yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde Kemal Sayar Büyüyor elinde bomba bombanın gerçeği yumuk çocuk eli ama çocuk aykırı görülür ölüme Nuri Pakdil eskiden olsa eteğimi çekiştirip beni kandırırdı içimdeki çocuk üzüleceğimi bile bile gözlerine buzdan sarkıtları sen mi yerleştirdin? ki artık ağlayamıyor bile onu bu kurak duygusuz ve yeşili az topraklarda her şey iyi olacak gibi asılsız vaatlerle büyütüp hayata kazandırmam olanaksız o çok sevdiğin korkularını her mevsime açık pencerenden içeriye bırakarak içimdeki her şeyden habersiz çocukluğumu yanıma alarak gidiyorum Pelin Onay Çözemediğim bir şeyler var hayatımda Sanki ilk benim duyduğum garip anlatılmaz duygular Sürse daha ne kadar sürer bu bilmiyorum Ölümü ve hayatı yanyana düşünmesini ne zaman öğrenir çocuklar? Ahmet Erhan Şekere ve mazota inanan oğullar Devlete de inanmışlardır mecburen Her şey yeni bir spor ayakkabısı kadar çocuk Bir sofrayı doyurmak kadar erkekçedir Olsundur ve şükürdür Oğullar çünkü Kadere, nasibe ve rızka Oğullar en çok, Allaha inanmışlardır Dilek Kartal düşümde gelincikler içimde gencecik bir keder var babamı düşündükçe oğlum geliyor aklıma diyorum şimdi Fatih de beni anar ama alışamadım işte benim de bir baba olduğuma hala gençlik kokar bütün sokaklar hala gözlerim çocuk hiç böyle yanmadım şimdiye kadar içimde gencecik bir keder var Sıtkı Caney İstanbul deyince aklıma, Sait Faik gelir. Taşında, toprağında, suyunda, Fakirin fukaranın yanı başında. Hey Allah’ım, en güzel çağında Sait’e Dört beş yıl ömrün kaldı denir. Sait, Sait olurda nasıl dayanır, Mavi gözlü çocuk boş verir ölüm haberine. İhtiyar balıkcı pis pis düşünür. Bir zehir yeşilidir açılır. Bir yeşil ki ciğerine işler adamın. Bir yeşil ki kasıp kavurur. Küçük mavi çocuk İhtiyar balıkcı Ve dilimize bulaşan zehir yeşili. İstanbul çalkalandıkca bu denizlerde dipdiri, Dilimiz yaşadıkça yaşasın Sait’in şiiiri. Bedri Rahmi Eyüpoğlu bir çocuk gülüşünde ya da eski bir türk filminde farkında bile olmadan aklına gelebilirim.. Ali Lidar Arada bir giderdim çocukluğumu bulmaya Gitmek gelmiyor içimden büyüdüm artık Abdülkadir Budak Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım Ahmet Telli Şanssızım diyemem ben kendi payıma Oluyor böyle şeyler ara sıra Sözgelimi okul kitaplarına girmez şiirim Bütün çocuklar anlar da Cemal Süreya Benim suçum yok! Bir çocuktan bir çocuğa geçen su çiçeği gibi bulaştın bana! Küçük İskender pas tutmuş balkonlarından çocukluğumun babam eve çağırıyor bizi Derya Önder Kimsesiziz kime gidelim Yaralarımız var kime Sıcak bir şey arıyoruz, kime Merhamet istiyoruz, kime Bağışlanmak istiyoruz, kime gidelim Sorumuz ve cevabımız sen değil miyiz Yorgunuz, kaybetmişiz, dalgınız, kırgınız, küsmüşüz Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içinde kime gidelim Çok yürüdük yollar kayboldu yol bulduk sana geldik Ne getirdin deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur Geldik işte bunlar ellerimiz Bunlar da ellerimizin büyük boşluğu Mevlana İdris Zengin
Kategori: Bercestem Şiir
Yayınlanma: 19.03.2014