Metin Altıok’un bir uyarısı var ki, bunu söylemeden geçemeyeceğim:
“Şurası unutulmamalıdır ki hiçbir şiir salt imgeden ibaret değildir. Çünkü şiirin soluk alması gereklidir. Salt imgeye dayalı şiir tıkız bir şiir olur. Daha doğrusu şiir olmaktan çıkar. (…) İyi şiirde imge şiire kan pompalayan ve sonra yine kanla dolan yürek gibidir. Eğer imgeyle sözcükler arasında böyle bir dolaşım sağlanmazsa imge de şiir de değerini ve yaşamını yitirebilir.” agy s 16
Kendini tekrar okutan bir dize, bir şiir görevini yapmış demektir.
***
Cahit Kerse anlatıyor:
“Şiir yazmasına izin vermesi için ustası Halaf al-Ahmar’a başvuran Abu Nuwâs (VIII. yy.) ondan şu yanıtı almış: “Bin eski şiiri ezbere öğrendiğin zaman şiir yazmana izin vereceğim.” Abu Nuwâs bir süre ortalıktan çekilmiş, sonra gelip ustasına istediği sayıda şiir ezberlediğini bildirmiş. Ustası çırağının ezberlediği şiirleri birkaç gün dinlemiş. Ezbere okuma işi bitince Abu Nuwâs isteğini tekrarlamış. Bunun üzerine Halaf öğrencisine ezberlediği şiirleri unutmadıkça şiir yazmasına izin vermeyeceğini bildirmiş. Abu Nuwâs ustasına şöyle yanıt vermiş: “Çok zor, bu şiirleri öğrenmek için çok uğraştım.” Ama ustası görüşünde direnmiş. Bunun üzerine Abu Nuwâs bir çilehaneye çekilip şiirden uzaklaşmaya çalışmış. Ezbere öğrendiği şiirleri unutunca ustasının yanına dönmüş. Ancak o zaman ustası ona şiir yazması için icazet vermiş.
Bu kıssanın, Arap şiirine özgü anlamının dışında, genel planda bir çift anlamı var: “Senden önceki şiiri çok iyi öğren, ama hemen unut!” Bunun da daha geniş bir anlamı var: “Geleneği iyi öğren, ama sakın ona bağlanma!”
**
Necati Cumalı ile ilgili hazırlanmış güzel bir seçki var elimde, daha önce okumuşum ve bazı bölümlerin altını çizmişim. Çizmişim, ya sevdiğimdendir ya da ilk defa böyle bir düşünce ile güzellik ile karşılaşıyorumdur ve onu açık etmek istemişimdir. Eğer anımsamak istersem hemen gözüme çarpsın istemişimdir.
Necati Cumalı bir “Stendal” örneğinden söz ediyor, şöyle:
“- Nasıl bir anlatım yöntemi uyguladınız hikayelerinizi yazarken?
– Stendal der ki, ben yazmaya başlamadan önce yarım saat medeni kanun okurum. Kendimi onun üslubuyla hazırlarım. Nedir medeni kanun? Gereksiz tek sözcük yoktur içinde. Kişiler arasında ilişkiler kesin, yalın bir biçimde anlatır. Stendal’ı örnek tuttum ben de kendime. Sık sık Tevrat okurum sonra. En büyük hikaye kitabıdır çünkü.” age s 72
Hoşunuza gidecek bir soru da şu olmalı: Niçin şiir yazar insan?
Bakınız böyle başlayan Necati Cumalı ne diyor?
“Niçin şiir yazar insan?
Öncelikle şiir seversiniz, okursunuz. Sonra o şiirlere bir şeyler katacağınıza inanırsınız. Çağdaş bir insan olarak okumuş olduğunuz şiirlerin geçmişte kaldığını düşünürsünüz. Artık siz yeni olayların içinde yaşamaktasınız, yeni yorumlar getirmek, yeni duyarlıklar yaşamak zorundasınız. İşte bunu yapabiliyorsanız yazdıklarınızın bir anlamı vardır. Okuduğunuz şiirlere benzer şiirler yazıyorsanız, yazmasanız da olur.” age 79
Necati Cumalı
(Yazmak Yaşamaktır. Yankı Dergisi 7-13 Mayıs 1984)
Hasan Varol / www.siirportakal.blogspot.com