Sen İstanbula Aldırma

Caddenin bostanına Malatyadan geldim
kara trenlerin uzun düdükleri kulağımda
Haydarpaşa kapılarını maviye açmış
rüzgar martıya yakışmış balıklar suya
kayık kayıyor,çanları tutun delirmesin
hangi renkti sustuğum Göztepenin kıyısında

yüzümde Istanbula aykırı bir şey
yavrusunu emzirmeyen analar gibi
itiyor elinin tersiyle gerisin geri
saçlarımın kokusu bu kente esmer
ve kadınlığım dik duruyor yollarına

bir oyuk açıldı yarıldı nar
o gün müydü kendime bir isyan aldım
taş yerine şiir aldım bindim tramvaya
moda şarkılar söyledim
üvey baktım denize
orayla bura arasında parçalandım

Madam bu İstanbul sizin mi
padişah yaşıyormuş
saraylar eskise de yenisini yaparlar
yüzümüzde göçmen duruş
inkar uyum ve kapıda tekrar
dilimden kimliğimi aldılar
arzuhal yazdım kabul bekledim
zaman dolmuş katipler yoklar

aynı balıkçıydı kuşkum yok
saçı sakalı köpüklü beyaz
yaz dedi, bütün insanların sokağında
ölüm ve aşk aynı renkle dolaşır
sen İstanbula aldırma!..

Arife Kalender

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.