Savaşa Karşı

Kimdi korkunç kılıcı icad eden?
Ne vahşi, ne katı yürekli adammış.
Kan dökülüyor o gün bugün sel gibi,
Savaşlarla sarsılıyor insanlık.

Artık ölümün yolu kısa ve korkunç.
Belki suç, kılıcı icad edende değil.
Vahşi hayvanları öldürelim diye
Bize armağan ettiği aracı belki
Bizler kardeş kıyımı için kullandık.
Başımıza gelenler, hep altın yüzünden;
Tahta çanaklarla çorba içtiğimizde
Savaş nedir bilmezdik. O zamanlar,
Kaleler, kuleler, surlar yapılmamıştı;
Sürüsünün yanında kaygısız uyurdu çoban.
Sessiz sedasız yaşardık. Ne boğuşma,
Ne düşman korkusuyla kıvranan yürekler,
Ne de savaş alanına çağıran borazanlar.

Ama, şimdi savaşa sürüklüyorlar beni.
Belki de bir düşman erinin elinde,
Duran silah, göğsümü deşecek.
Esirgeyin beni, atalarımın tanrıları.
Ayaklarınızın ucunda oynadığım
Çocukluk günlerimde korurdunuz ya.
Eski bir ağaçtan oyuldunuz diye çekinmeyin,
Atalarımın evinde de öyleydiniz.
O zamanlar inancı sağlamdı insanların,
Tahta tanrılar, paçavralara bürünmüş
Dururdu küçücük tapınakta – dimdik, vekarlı.
Bir salkım üzüm, bir tutam buğday bile olsa
Kabul ederdi sunulan adakları…
Dileğine kavuşanlar, kendi elleriyle
Getirip koyardı okunup üflenmiş hamuru,
Kızları da bal taşırlardı arkadan

Ne çılgınlık savaş yolundan gitmek ölüme!
O heyûla artık hep ense kökümüzde,
Sinsi adımlarla hep peşimizde dolaşıyor.
Yokluk ülkesinde bağ da yok, buğday da…
Sadece azgın köpek Serberus havlıyor orda,
Bir de cehennem ırmağının korkunç kayıkçısı.
Yüzleri soluk bir yığın insan, gözçukurları boş,
Saçları kavruk, geziniyor kara göllerin yanında.

Çoluk çocuğuyla kendi evinde rahat ve şen
Yaşayarak yaşlanan insandır asıl mutlu olan.
Kendi koyunlarının peşinden gider,
Oğlu da kuzuların arkasından koşar,
Eve yorgun döndüğünde karısı su ısıtır.

Bana da kısmet olsa öyle bir hayat!
Saçlarım bembeyaz olsa da ışıldasa.
Yaşlansam da eski günleri ansam.
Gelsin barış sürsün, eksin tarlalarımızı.
Saban çektirsin boyunduruklu öküzlere.
Asmaları beslesin, üzüm suyunu saklasın da
Babanın kırbasından şarap aksın oğlun bardağına.

Barış çağında ışıldar çapayla saban,
Karanlık bir köşede askerin
Korkunç silahları pas tutar.

Tibullus (M.Ö. 54 ? – 19)

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.