Sahne bir ölüm tasarısıdır
Zille açılır perde
Silahımızı çektiğimiz yerde
Ölürüz
Şehir kutsanmamış bir taş bebektir
Yalancı umutlar sunar bize
Sahte hayatlar ısmarlarız
Tozlu antikacılardan
Ben raflardan siyahı seçerim üzerime
Sen beyaz giyersin
Bu kent beni kurban eder
Umursamaz bir delinin ölümünü
Ne boğazda balık tutan adam
Ne pembe hayaller kuran kadın
Hepimizin içinden bir İstanbul geçer
İçimizden bir şiir geçer
Okumak isteriz de
Utanırız
Okuyamayız
Okutmazlar
Anlamazlar
Sahne bir sendromun tasarısıdır
Üzerinde aşk durmaz oyuncuların
Hayat aynaların yansımasıdır
Bir kadın çığlığı
Bir silah sesi
Bir kurşun
Ve sahne kapanır…
Islamabad-Pakistan, 2006. 01. 07
Mustafa Burak Sezer