Özgürlüğün, yaşamının farkına varman olacak.

Yaşamın, olaylar ve durumlar içindeyken,
birşeyler yaparken, kendini seyretmenin süreci
olacak.
‘Çelişik’ birşey, değil bu; kişiliğin ‘gelişen’ birşey
değildir ki – ta başından beri (neresiyse o ‘başı’…),
tam olarak vardır; yaşam boyu da, yaptıklarında,
yalnızca, ortaya çıkar, kendini gösterir:
Hem de, hep yeniden aynı sıra içinde çıkar ortaya.
Sen ise bir seyirci olacaksın yalnızca;
‘elinden birşey gelmeye’cek, durumlar, olaylar
karşısında – kişiliğin, ne yaptıracaksa onu yaptıracak
sana; sen de yapacaksın bunu.
.
Yaparken de, hep, yaptıklarını kendin yapıyormuşun
gibi bir izlenim edineceksin – bir yanılsamadır bu.
Yaşam, yazarı da, sahneye koyanı da, başoyuncusu da
sen olan; ama senin yalnızca seyircisi olduğun
bir oyundur.
Ama bu, senin özgür olmadığın anlamına gelmez –
yaşamın, özgürlüğünün alanı olacak: Seyirci, seyrettiği
oyun karşısında nasıl özgürse – her an, oyunun ‘doğal’
sonunu beklemeden, tiyatrodan çıkıp gidebilirse-,
sen de yaşam karşısında öyle özgür olacaksın.
Özgürlüğün, yaşamının farkına varman olacak.

Oruç Aruoba

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.