Hiç tanımadığınız bir çocuğun büyüdüğünde tebessümle hatırladığı biri olmak istemez misiniz? Tanımadığınız bir çocuğun başını okşayıp, Bayram harçlığı verin.
Çocukluğumda sokağımızda tek başıma oynarken, uzun boylu bir amca yanıma gelip Bayram harçlığı verdi. Hemen her bayram yâd’ederim. Allah rahmet eylesin. (Kaç lira mı verdi dediniz? Tedavüldeki en büyük madeni paraydı.)
Cuma hutbesinde hocaefendi şu hadisi zikretti: Peygamber Efendimiz kurban kesmişti. Hz. Âişe annemize dedi ki: “Kurban etini ne yaptınız?” “Ya Rasulallah hepsini dağıttık, bir tek şu kürek kemiği kaldı.” “Hayır ya Âişe, o hariç hepsi bizim oldu.”
Babam, bayramda tanıdık-tanımadık her çocuğa az/çok harçlık vermeye gayret ederdi. Kurban etinin de çoğunun dağıtılması hususunda annemi tembihler, sık sık sorardı; “falana da verdin mi, filana verdin mi, az koyma…”
Ne harçlık verme, ne de taksimat hususunda babama çekmek nasip olmamış. Nefsim bunları yapmama mâni oldu. Babamdan miras kalan yeri geldiğinde gözyaşını çekinmeden dökmek. Ben de dün, bu hasletlerin bende olmamasına ağladım.