Fitne patladığında yüzünü gördüm,
çirkin ve yaşlıydı
fazlaca nazlı üstelik.
Ha deyince çıkışmıyor
biriktiriyor, bekletiyor, kurguluyor
konuşturuyor.
Midemdeki asit, fokurduyor
bedenimin böylesine duygusal bir yapısı olduğunu bilmek
korkutuyor beni bariz.
Sanki beynimden çıkışmaya çalışan
düşüncelerin eseri gibi sivilceler
kafamı dolduruyor.
Sıktığım her sivilce irini elime bulaşıyor
kaşınıyor beynim
bilmem ya düşüncelerden
ya da yağlı deri sivilcelerinden.
-Derdin ne dostum? diye amerikalı bir zenci kulağımda bağırıyor sanki.
Düşünüyorum..
Çırpınınca bataklığa daha çok saplanmak gibi halim.
Bir mucize olmalı düşünceler sonucu bir acı hissi belirmesi.
Cehennem’den en çok da bu zaman korkuyorum işte.
Azab tahayyülüm sıkıştırıyor beni, bedenim mi daha çok acır? yoksa beynim mi?/ruhum mu?
Soruların muhatabı yine ben
ağzımı açsam ayet çıkmayacak
basit sığlığın ürünü üçbeş fiyakalı cümle
beni bile tatmin etmeyecek kadar süslü
ne suyun dökülmesi çare,
ne baş etinin yenilmesi.
bu yazı böyle bitmemeliydi.. ama nafile, bitti..
Nebiye Arı
