metalik gri

 

Yorgundum, 
yorgunluk maskesi takmıştım, 
zaten yorgun suratıma
vesikalık resmime bıyık çizip, 
seyretmiştim altı çarpı sekiz halimi
çizgilerine aldırmadığım avcumda
çizgileri olmayan yüzüm konuşmadı, 
konacak yer bulamadı besbelli
gönül kuşum hayatsız ağaçlarda

onlar yakılmayı bekledi, 
ben yanmayı
onlar ufaladı fotoğraflarını, 
ben mendil cebimde sakladım
ve sakladıklarımla saklandım

neden sonra bu şiiri yazdım, 
sonra neden bu şiiri yazdım
bilmiyorum

çünkü yorgundum, 
çünkü yorgunluğumu kendime uşak tutmuştum
çünkü gözlerimde bir ırmak kurudu
çocukluğuma dair bir yara buldum dizimde, 
çünkü bu eski bir hikayeydi
çünkü yorgundum

yorgundum lakin bezgin değil, 
galip veya mağlup değil, 
alim ve cahil değil
hiçliğe bağlanmamıştım, 
dünyaya da

yorgunluğumu alıp götürecek bir ilaç bulmuştum, 
yutmadım!
susmuştum içtenliğimle
beni konuşturacak biri çıksın diye, 
dualar okumuştum

yorgunsam da bildiğiniz yorgunluklardan değil, 
yine de büsbütün yabancı değilim size
diyeceğim o ki yorgunum, 
beni zehirlerinize karşı koruyan bu
ve beni size karşı zehirleyen

madem adımı yazdım durmak yakışmaz, 
durmak başkalarının ilacıdır zaten
durup bakarlar durduramadıkları hayata
ben ki zaten yorgunum, 
ve etrafımda zaten bilinen yalanlar…

Suavi Kemal Yazgıç

 

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.