önce ödünç aldığım çocuk seslerini geri veriyorum
ardından yıldızlardan aşırdığım haylazlığı
ve sonra bütün kelimelerin itibarını iade ediyorum..
affedilecek bir hata işlemedim biliyorum
bu yüzden dizelerin giyotinine uzatıyorum boynumu
aman dilemek değil susuşum
kendime bir son olmaktır asıl maksadım
ve giderayak hepinizi afediyorum..
dilimde kadim bir ’elestu ’ tutulması
ruhumun yansımalarındaki ’bela’ gibi
ve avucumun uçurumlaşan yerlerinde
kelimelerin zedelenen onuruyla gülüyorum
hain ulak dediğim şiirden özür diliyorum
oldu mu diyorum son söz olarak
alnımda yanmaya başlıyor esrik bir musalla
kainat senfonisinden bir uğultu yükseliyor
dikenli bir nakarat dökülüyor alnıma;
kalû belâ…
ki zaten hiç olmakla başlamıştı devran
Dönüyorum ben de alem-i ervaha..
El-veda….
Hasan Tan