I
Böyle oldu –
Bıçaklar yağıyor gökten
Beden öne doğru koşuyor, ruh sürükleniyor ardından.
Böyle oldu –
Kafatasının içinde işleyen demircilerin çekiçleri /
Bir dilsizlik ve türlerin yok oluşu, –
Yazmak ideolojik bir asit
Kitaplar ise ıhlamurgiller.
II
Nerede saklayacağım henüz
ölmemiş bayramlarımı?
Nasıl özgürleştireyim dilin kafeslerinde
feryat eden kanatlarımı? Nasıl mesken
edineyim belleğimi? İşte belleğim, su üzerinde
yüzen enkazdan bir körfez.
…
Hayır, yurdum yok benim
Şiirin gölünde buharlaşan şu bulutlardan başka
Barınağım ol, korunağım ol ey Dâd, hey Dâd – dilim, evim
Nazarlık olarak asıyorum seni bu zamanın boynuna ve
patlatıyorum arzularımı senin adına
Altar olduğun için değil, anne veya baba olduğun için değil
Sende gülmeyi, sende ağlamayı düşlediğimden
İçimdekileri dökmenin
Sana yapışıp titremenin ve kanat çırpmanın hayali
Allah’ın parmaklarından henüz çıkmış bir rüzgârın dövdüğü
pencereler gibi, –
İşte böyle düşünüyorum senin içinde göğün ağzından inip
yerin kadınlık organına üfürülen bir nefese,
Böyle sarıyorum seni ve diyorum ki – yeniden
Yarın denen bedensin sen
Tarihin zarı atılıyor bu bedenin üstünde.
Adonis
Türkçesi: Mehmet Hakkı Suçin