Keder Gibi Ödünç

I
eskiden köpeğim gibiydi şiir
ne zaman üzülsem hissederdi

ve yanıma gelirdi

yaşlı bir köpek şimdi şiirim
ne kulağı duyuyor ne yüreği

II
o zamanlar öyle yaralıydım ki
bunu yalnızca bir hayvan anlayabilirdi

hayvandan anladığım bir şey varsa
insanlardan hiçbir bok anlamadığımdır hayatta

anladım ki: bir insanda hayvan şart

III
bazıları ağaçtan toplar kelimelerini
bazıları taştan çıkarır şiirini
bazıları aşkını çölden…
ben hiçbirinden…

geceye kalmış gibi olurum
bir sokak pavyonu var da ona
düşmüş üzgün bir şair gibi

benimki ne şiir ne keder
onların terkettiği gölgeyi bulsam
bana yeter

IV
sende denize inen bir sokak
bende başkente giden bir ev
eski duman, eski kömür, eski ray
aramızdan güzel bir karanlık geçti

V
yağmur yağınca şairler aranmalı
ve onlara elmadan sormalı, nedir sır
yoksa elma da, sır da, şair de
unutulmalı yağmurda ve “susanlara
hiçbir şey sormamalı”

sana bir elma borcum var ama
elma biliyor sen bilmiyorsun bunu

VI
kağıttanmış kederi kelimelerin
boşluğun acısı cümleden ince

ağacın kederi yapraklarından
aşklar yerle bir oluyor gazelden önce

yağmurun kederi mırıldandığı şeyler
ahşap hanesine bir yetim düşünce

kiracıya benziyor aşkın kederi
yerleşmeden çıksa evsiz
yerleşip kalsa yersiz

benim şiirden başka kederim yoktur

-şiirde tren yok
bu ne kederdir?

VII

hüznün son sayısı gibi çıkar
şiir dergilerinin her sayısı

VIII
öleceği zaman hayvanlar gibi
saklanmak istiyor ya insan
saklanacak bir yeri olmalı
aşka, çocukluğa, anneye, şiire
yoksa fazla gelir ölüm
ve eksik ölür insan

IX
suyu görünce taşmak istiyorum
onun bir bardağı var benim hiç kimsem

bir dize daha olacaktı burada ama
aklım suya gitti, unuttum

X
gözler var aramızda
hasan’ın gözleri
selahattin’in gözleri
ece’nin gözleri
seyhan’la konuştuk da
ece gibi bakmış sona doğru
onun babası da
‘beni bırakma’ der gibi
çocukluğuna baktı babam da

gözler dolaşıyor ruhumuzda
çarpmayın bakarken
kırmayın geçerken
o gözler bizim şiirimiz
sıcacık ekmeğimiz
ta çocukluktan kalma
o gözler hem çocuk hem baba

XI
anne ağladığında gördüm
çocuğun büyüdüğünü
hayvan ağladığında
ağacın küstüğünü duydum

dağlar dikine gidiyor
bunda bir his var

XII
hangi yalana inanacağını şaşırdıkça
yalnızca inanmaya inanıyor insan
ve hiçbir yalan kalmıyor sonunda
her şeyin gerçek olduğundan başka

XIII
eski yazıda;
‘yüz’ yazmak resimdi
‘göz’ yazmak aşk
ve şiir derlerdi ‘söz’ yazmaya
öyleyse bir ilgisi olmalı
‘güz’ yazmanın kalple
ve ‘yaz’ı çocuklukla
yazmanın

XIV
sabah çok zordur
şiirden de zor

XV
bir gülü taşıyamadım dostuma şımarır diye

Haydar Ergülen

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.