kapımızın önünde
bir salkım söğüt vardı
her akşam benimle
yalnız o oturup ağlardı.
bir salkım söğüt vardı
suskunluğumu bir o anlardı
her şafak vakti gün doğarken
kapımızın önünde.
hıçkırık boğazımda
düğüm düğüm olurdu
kapımızın önünde
yel vurunca hıçkıran
ikindi serinliği
bir salkım söğüt vardı.
ne garip bir bilmece
tanrının uzun eli
elimin üzerinde
bir ayrılık korkusu
içimin dehlizinde
beni sarsarken rüya
ve nefretin gölgesi
için için ağlayan
kapımızın önünde
bir salkım söğüt vardı.
mayıs 2000 -van
-yıllardır kapımızın önünde her bahar arzı endam eden
salkım-söğüt, bu bahar sus-pus, onun da yaşlandığını
farketmekte gecikmişim galiba-
Müştehir Karakaya