Sürfeler(4)
Ban nehrinde günbatımı, Krishna (Krişna)
Kadınıyla son kez sevişerek onu terketti…
O gece kocasının kollarında, Radha
Çok ölü hissetti.
Krishna,
“Sorun nedir, öpücüklerimden rahatsız mı oluyorsun aşkım?”diye sordu.
Radha,
“Hayır, hiçte değil; ama düşündüm ki
Bir kadavdayı bir sürfe ısırırsa ne olur?”
dedi.
Taş Çağı(5)
Düşkün koca, kadim yerleşimci kafamda,
Yaşlı şişman örümcek, şaşkınlığın ağlarını örüyor.
Nazik ol! Beni bir kuşun kayasına, bir granite çevirdin
Kumru, etrafımda pejmürde bir oda kurdun
Dalgın okurken, yüzümün girintilerini okşadın.
Yüksek sesle konuşarak, sabahın köründe uykumu bereledin.
Rüya gören gözümün içine parmak soktun.
Ve hala, hülyalarımda, güçlü adamlar gölgelerini savurur.
Onlar benim Dravidian(^) kanımın çalkantısında beyaz güneşler gibi batar,
Kutsal şehirlerin altından sular gizlice akar.
Sen gittiğinde, hırpalanmış mavi arabamı daha mavi denizlere sürerim
Kırk patırtılı merdiveni koşarak, başkasının kapısını çalarım.
Komşular izlese, gözetleme delikleri olsa bile
Benim geldiğimi ve yağmur gibi gittiğimi görürler.
Sorun bana hepiniz; sorun bana
O bende ne bulur? sorun bana; Onu neden bir aslan, bir hovarda diye çağırırlar?
Sorun bana;
Kasıklarımı kavramadan önce, neden elleri kakuletalı bir yılan gibi yalpalanır?
Sorun bana;
Neden o devrilmiş büyük bir ağaç gibi, göğüslerime yığılır?
Ve uyur.
Sorun bana; neden hayat kısa ve aşk hala daha kısa?
Sorun bana; mutluluk nedir, fiyatı nedir…
Kamala Das
Çeviri: Mustafa Burak Sezer
Kaynak: http://mustafaburaksezer.blogspot.com.tr/