İstanbul

istanbul korkularımdır
istanbul konya’da güzel güzel yaşamak varken, çekip giden dostlarımdır
istanbul acı bir “hoşçakal”dır
istanbul titreyen bir Mazhar Alanson bestesidir
istanbul yayınlanan ilk hikâyem, istanbul yayınlanan ilk kitabımdır
istanbul uzaklarda bekleyen çiçekçi bir kadındır
istanbul incecik bir minaredir
istanbul çocukluğumun türk filmleridir
kıvır kıvır saçlarıyla zeki alasya’nın gençliği, iri iri gözleriyle türkan şoray’ın sultan-lığıdır
istanbul hiçbir zaman sokaklarında yaşamadığım,
istanbul hiçbir zaman sokaklarından çıkamadığımdır
istanbul hayallerim, istanbul yenilgilerimdir
istanbul seyrettiğim, istanbul umut ettiğimdir
istanbul bir kadıköy vapurunda gazete okuyan asık suratlı ihtiyarlardır
istanbul uykusuz ziyaretlerimdir
istanbul gürültüsü kulaklarımda çınlayıp duran bir trendir
istanbul yorgun ve yoksul bir haydarpaşa’dır
istanbul ilhan berk’tir
istanbul ilhan berk’in istanbul kitabı’dır
istanbul cıgaramın ilk nefesidir
istanbul hikâyemin son cümlesidir

istanbul sorularımdır: bunca yıl hiç orada bulunmayıp da bunca yıl hep orada olabilmek nasıl mümkün olmuştur?

istanbul hiç başlanmamış bir cümle,
istanbul hiç bitmeyen bir susuştur

Abdullah Harmancı/ Seni Ne İhtiyarlattı?

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.