İsmene

…Sanırım taşınmayacak kadar
ağır bir yüktür insanları yönetmek ve komut vermek
Sonunda da,herkes yönettiği neyse onunla yönetilir-
herkese ve her şeye duyduğu o sınırsız kuşku dışında;
sessiz madenden bir hançerdir bir kuşun gölgesinin
rastgele bir odaya girişi
bir akşam saatinde.Bu yüzden günbegün daha da
zorbalaşır zorbalar.
İnsanlar sizden korkmaya,size gereksinme duymaya
başladıklarında,
hiç bilemezsiniz size neler hazırlarlar.
Onun için ne yönetmeli insan,ne de yönetilmeli
(bilmem bu nasıl gerçekleşebilir?)
biz doğmadan yönetimin bize damgasını vurmuş
olması yeter,
ölümün bizi pusuda bekliyor olması yeter;nasılsa
ölümle insan alışırlar birbirlerine;
ve keskinliğini yitirir ikisi arasında geçenler.Beden
gevşer,
saçların pencerelerin,gözlerin rengi solar,
açılır içine sert,kocaman altın bir sikke konulan avuç ve
bütün hayatımız
bir kasılmaya döner bu sikkeyi tutmak için,onu
düşürüp yitirmemek için bir korkuya döner;
ellerimizden biri işe yaramaz olmuştur artık,
hayatımızın yarısı,hayatımızın tümü işe yaramaz
olmuştur.
…….
Ama kandırmayalım kendimizi-babanızın da söylediği gibi-
bu yumuşak bedende
istek olduğu gibi kalır,tüm inatçılığıyla;o haklı
görülmeyen gecikmişlik duygusu sürer.
Çoğu zaman böyle durumlarda,heykellere sarılır
kadınlar,
onların taştan ağızlarını öper,onlarla yattıklarını
düşlerler.
Eğer heykellerin dudaklarındaki ıslaklığı gördüyseniz,
terk edilmiş kadınların ağızlarının ıslaklığıdır bu.
Kuşkusuz,bir çeşit sığınaktır bellek.Ama o da tükenir,
onun da,rastgele ve yabancı bile olsa,yeni görüntülere
gereksinmesi vardır….

Yannis Ritsos
Çeviren: Cevat Çapan

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.