İNZİVANIN SINIRINDAN

Hey günahsız arayıcı! Kara gözlerin seni aldatıyor!
Sen hiçbir zaman beni çevremdeki karanlıklarda bulamayacaksın.
Çünkü bakışlarında iştiyak ateşi yok.

Beni daha aydınlık istiyorsun
İştiyakla benim karşımda daha alevli yan
Yoksa binlerce gözün aldatacak seni; günahsız bir arayıcı gerek.
İştiyak çerağın daha alevli olsun

Söylenmemiş, terennüm edilmemiş sözlerle doluyum
Tanınmamış düşüncelerle
Üstünde düşünmediğim şiirlerle

Gözyaşı ukdem dolu, dopdolu bir derttir ve geride kalan
Söylenmemiş sözler bir suskunluk değil; bir inilti

Şimdi ağlama zamanı. Yalnız ağlamak mümkünse yahut
eteğindeki bir sırdaşlığa güvenmek mümkünse veya hiç
olmazsa nabekârların yüzüne açılma ihtimali olan kapılara.

Bütün bunlara rağmen benim zindanıma gel.
Tek penceresi tımarhanenin hayatına açılıyor.
Ama nasıl, sahiden nasıl
Böyle yıldızsız bir gecenin derinliğinde
Şarkısız, sessiz kalmış zindanımı
Tekrar tanıyabilirsin?

Biz karanlıktayız
Kimse aşkımıza yanmadığı için

Biz yalnızız
Çünkü kimse bizi yanına çağırmıyor

Biz suskunuz
Çünkü bir daha asla size geri dönmeyeceğiz

Ve başımız dik
Çünkü hiçbir şeye yok itimadımız, itimatsızlığı sevmediğimiz hâlde.

Kırık havuzun kenarında baharsız bir ağaç kendi
gömülmüş usâresinin gücüyle çürüyor.

Ve kirlilik yavaş yavaş yanakların parlamasına engel oluyor.

Masum aşklar işsiz, dürtüsüzdür.
Sevmek
Uzun yolculuklardan eli boş dönüyor.

Ortak harabelerin kemerleri altında nefret uyandıran kadınlar
kendi arsızlıklarının kara örtüsünde cellat ve zorba, ilâhî
mesaj getirenlerin gam mektubuna kulak veriyor, kendi yem
arayan kokuşmuş mutsuzluklarına gözyaşı döküyorlar.

Benim kölesiz, şefkatli Tanrı’m zorba ve korkunç değil
Ben ve o, umutsuz inzivâ sınırlarına sürüldük.
Ey gök şeytanının yeryüzündeki ortak yazgılısı!
Senin yalnızlığın ve günahsızlık ebediliği
Tanrı’nın toprağında yeni bitmiş bir bitki değil

Bir arzulu göz sizin avareliğinize asla ağlamayacak
Bu kuşatılmış gökyüzünde hiçbir yıldız görünmeyecek ve sizin
yabancı tanrılarınızı asla himayesine almayacak
Çünkü kalpler artık aşikâr bir aldatmacadan başka şey değil
Ve son sığınakta ejderha yumurtlamış

Oturaksız bir kayık gibi bulutlu gecede, karanlık denizde
Son girdaba doğru yol alıyorum
Selam umudu yok
Okşama umudu yok.

Ahmed Şamlu
Çeviren: Mehmet Kanar