Birine adanmanın,
Kendi hayatımdan kaçmanın bir yolu olduğunu anladım..
Kendimi düşünmekten çok daha kolaydı,
Başka birinin mutsuzluğunu düşünmek ve mutlu etmeye çabalamak..
Uzun yıllar boyu.
**
Kendime ait bir hayat istediğimi anladım..
Sadece bana ait bir hayat..
Acıların, düş kırıklarının, korkuların,
Olması gerekenlerin, adanmışlıkların,
Başkalarının kurallarının yönetmediği bir hayat..
Pişmanlık gibi değil..
Gitme zamanının geldiğini nasıl anlayabilir insan..
Nasıl anlatabilir..
Yalnızlığı özlüyorum,
Yüzümde gölgeler olmadan yaşamayı..
Önceleri çok korktum..
Hala bazen korkuyor olsam da,
Usulca fısıldıyorum kulağına aslında her şeyi..
“İçimi sızlatacak kimse kalmadı içimde” Beni affet.
**
Sen, bir gün,
Şiirsel yazışınla,
“Hiç bilemeyeceksin neden kırılgandır kelebekler..
Suçlu olmuş olacaksın…”
Sözlerinin geçtiği bir sayfa yazmıştın bana,
“Seni seviyorum” diye sona eren;
Ben de, şöyle yanıtlamışım bunu :
– “Çok iyi bilirim ‘kelebeklerin neden kırılgan’ olduklarını:
Kelebek olmayı seçtiklerinden…
Beni ‘sevdiğini’ söylerken ne söylüyorsun
-Asıl ‘bilemediğim’, bu.
**
Aramak, çok zor bastırabildiğim bir dürtüydü;
Aranmamak ise, ince bir sızı :
Yanlızca da ‘arama ‘ ediminde bulunmamamız değildi ilişki için yıkıcı olan :
Ben, seni arama eğilimime ketvurabilmemden;
Bundan önce, onu bastırma gereksinimi duymamdan,
En temelde, seni yeterince özlemediğim,
Senin de beni aramayabilmenden,
Beni yeterince özlemediğin, sonuçlarını çıkarıyordum
Bunlar da, zaten aynı sonuçtu.